6.sınıf atlantik ingilizce çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6.sınıf atlantik ingilizce çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma

6.sınıf atlantik yayınları ingilizce çalışma kitabı sayfa 37, 38, 39, 40 ve 41 cevapları


 ___________________________________________________________
 Ekstra Bilgi:
Ipek Yolu
Doğunun ipeği ile baharatının kervanlarla batıya taşınması, Çin’den Avrupa’ya ulaşan ticaret yol- larını oluşturmuştur. Orta Çağda ticaret kervanları, Çin’in Xian (Yan) kentinden hareket ederek Öz- bekistan’ın Kaşgar kentine gelirlerdi. Burada ikiye ayrılan yollardan biriyle Afganistan ovalarından Hazar Denizi’ne; diğeri ile de Karakurum Dağlarını aşarak Iran üzerinden Anadolu’ya ulaşırlardı. Anadolu’dan deniz yoluyla veya Trakya üzerinden kara yolu ile Avrupa’ya giderlerdi.
Yoğun bir şekilde ipek, porselen, kâğıt, baharat ve değerli taşların taşınmasının yanı sıra kıtalar arasındaki kültür alışverişine de imkân sağlayan binlerce kilometre uzunluğundaki bu yol zaman için- de “Ipek Yolu” olarak adlandırılmıştır.
Ipek Yolu, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bir ticaret yolu olmasının ötesinde 2000 yıldan beri böl- gede yaşayan kültürlerin, dinlerin, ırkların da izlerini taşımakta, olağanüstü bir tarihî ve kültürel zen- ginlik sunmaktadır.
Baharat Yolu
Avrupa’nın kendi ürünlerini zamanla geliştirmesiyle ipek ticaretinin önemi azaldı. Ancak Asya’daki baharatın yerine Avrupa'nın koyabileceği bir baharatı yoktu. Ilk zamanlarda baharat, Batı Asya’dan Karadeniz’e ve Yakın Doğu ülkelerine kara yoluyla iletiliyordu. Moğol Imparatorluğu’nun dağılmasıyla bu yol çok tehlikeli bir hâle geldi. Bunun üzerine 1400’lü yıllara kadar Arap ve Hintli tüc- carlar, baharatı deniz yoluyla Kızıldeniz’deki limanlara taşıdılar. Buraya gelen baharat, karadan Mısır ve Suriye'nin Akdeniz’deki limanlarına  taşınıyor buradan da Avrupa’ya gönderiliyordu.

Çarşamba

6.sınıf atlantik yayınları ingilizce çalışma kitabı sayfa 31, 32, 33, 34, 35 ve 36 cevapları


 ___________________________________________________________
 Ekstra Bilgi:
Bend veya kıt’a

Şiiri oluşturan dörder, beşer, altışar ve daha fazla dizelik kümelere bend veya kıt’a denir. Bentler dize sayılarına göre beşlik, altılık gibi adlar alır.

Örnekler

Y otuz beş, yolun yarısı eder, Dante gibi ortasındayız ömrün, Delikanlı çağımızdaki cevher, Yalvarmak yakarmak nafile bugün, Gözünün yaşına bakmadan gider.

Cahit Sıtkı Tarancı

Girin satıcılar evimin bülbülleri Girin girin aydınlık bahçemden içeri Üzüm satın, armut satın, nar satın bize, Dağlar görünürken kapıda ardınızdan İndirin tüy gibi küfeyi sırtınızdan

Bir elmada bir mevsim dolsun evimize.

Oktay Rifat

Nazım biçimi: Nazım biçimi bir şiirin dış yapısıdır. Nazımda dizelerin kümelenişi, ölçüsü ve uyak düzenine göre aldığı biçimdir. Türk şiirinde kullanılan nazım biçimleri şöyle kümelenebilir:

Halk şiiri nazım biçimleri: koşma, semaî, mâni, ilâhî, türkü vb.

Klasik Türk şiiri nazım biçimleri: gazel, kaside mesnevî, müstezat, terkib-i bend, terci-i bend, rubaî, murabba, şarkı, tuyug.

Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı nazım biçimleri: serbest nazım, sone, terzarima vb.

6.sınıf atlantik yayınları ingilizce çalışma kitabı sayfa 25, 26, 27, 28, 29 ve 30 cevapları


 ___________________________________________________________
 Ekstra Bilgi:
 Beyit: Aynı ölçüyle söylenmiş aralarında anlam bütünlüğü bulunan iki dizeye beyit (ikilik) denir. Klasik Türk şiirinde nazım birimi olarak beyit kullanılmıştır.

Örnekler
Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası Dostunun yüz karası düşmanının maskarası

Mehmet Akif Ersoy

Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi
Muhibbi “Kanunî”

Dilde gam var şimdilik lûtf eyle gelme ey sürûr Olamaz bir hanede mihmân mihmân üstüne
Rasih

Muhibbi  “Kanunî”

Klasik Türk şiirinde hiç bir nazıma bağlı olmayan tek beyitten meydana gelen nazımlar da vardır. Bunlara müfret denir. Müfrette  dizeler  kendi aralarında uyaklı olabileceği gibi uyaksız da olabilir. Dizeler uyaklı olursa musarra adını alır.

Üçlük: Üç dizeden oluşan nazım birimine üçlük denir. Üçlük  nazım birimi edebiyatımıza batı edebiyatının etkisiyle girmiştir.  Klasik  şiirimizde üçlük nazım birimi çok az kullanılmıştır.

Örnekler

Yarın dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil Ruhum acısından bunu bildi.

Ahmet Haşim

Mavi bir gölge uçtu pencereden Baktım: âvâre bir küçük kelebek Yaramaz kim bilir geldi nereden
Ali Canip Yöntem

Ali  Canip  Yöntem

rtlük: rt dizeden oluşan nazım birimine rtlük denir. Duygu ve düşüncelerdeki anlam dört dize içerisinde tamamlanır. Ulusal  edebiyatımızın nazım birimidir. Bu nedenle İslâmiyet Öncesi  Dönemden başlayarak  halk ve tasavvuf edebiyatlarında nazım birimi olarak çokça kullanılmıştır.

Örnekler

İncecikten bir kar yağar Tozar elif elif diye
Deli gönül abdal olmuş

Gezer elif elif diye

Karacaoğlan

Aşkı olmayan gönül Misalî taşa benzer T gönülde ne biter Dilinde ağu tüter

Yunus Emre

6.sınıf atlantik yayınları ingilizce çalışma kitabı sayfa 21, 22, 23 ve 24 cevapları


 ___________________________________________________________
 Ekstra Bilgi:
 Telmih: Bir dizede ya da beyitte kullanılan bir sözle geçmişteki bir olayı anımsatma sanatına telmih denir.

Ey dost senin yoluna Canım vereyim Mevlâ Aşkını komayayım Oda gireyim Mevlâ

Yunus Emre

Yukarıdaki dörtlükte “oda gireyim sözüyle Tanrı aşkını bırakmayan Hz İbrahim Peygamberin ateşe atılması olayına  telmih  yapılmaktadır. Telmih sanatında aynı zamanda benzetme de yapılır.

İrsalı mesel: Söze ç katmak amacıyla bir dize ya da beyitte atasözü niteliğinde özlü z kullanma sanatına irsalı mesel denir. İrsali mesel sanatında ortaya konan söz hiçbir zaman atasözü değil,  atasözü değerinde, doğruluğu herkes tarafından kabul edilen, üzerinde tartışılmayacak kadar açık olan bir sözdür.

Fani Karac’oğlan fani Veren alır tatlı canı Yakışmazsa öldür beni Yeşil bağla ala karşı

Karacaoğlan

Yukarıdaki dörtlükte Veren alır tatlı canı.” sözü irsalı mesel’dir.
Karacaoğlan

Tekrir: Sözün etekisini güçlendirmek amacıyla sözcük ya da sözcük öbeklerini yinelemeye tekrir denir. Tekrir aşırı bir duygulanmanın sonunda yapılır.

Yazık, sana ağlamayan şiire, Yazık, sana titremeyen vicdana; Yazık, sana uzanmayan ellere, Yazık, seni kurtarmayan insana!
Mehmet Emin Yurdakul

Yukarıdaki dörtlükte şair, “yazık sözcüğünü yineleyerek anlatıma bir coşku ve güç katmaktadır.

6.sınıf atlantik yayınları ingilizce çalışma kitabı sayfa 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16, 17, 18, 19 ve 20 cevapları





 Ekstra Bilgi:
 Teşhis ve intak (kişileştirme ve konuşturma sanatı) : İnsan dışındaki canlı ve cansız  varlıklara  insan  benliği  verme  sanatına   teşhis  (kişileştirme) denir.  Teşhis sanatında benzetme, istiare ve değişmece gibi diğer sanatlardan yararlanılır. Teşhis (kişileştirme) sanatındaki varlıkların konuşmasına da intak (konuşturma) adı verilir.

Karlı dağların başında Salkım salkım olan bulut Saçın çözüp benim için
Yaşın yaşın ağlar mısın?

Yunus Emre

Yukarıdaki dörtlükte buluta insan benliği verilerek teşhis  (kişileştirme) sanatı yapılmıştır.

Kurnaz tilki sesini yumaşatarak, ona Dedi ki: Kardeşçiğim, artık dostuz; Müjde getirdim sana, in de bir öpüşelim;
Barış oldu hayvanlar arasında.

La Fontaine (La Fonten) Yukarıdaki dizelerde tilkinin konuşturulmasına intak (konuşturma) denir. Fabl öykülerinde teşhis ve intak sanatı vardır.
Abartma (mübalâğa) : Duygu ve düşünceleri daha güçlü göstermek için, bir şeyi gerçek oluşundan ya çok fazla ya da çok küçük gösterme sanatına abaratma (mübalâğa)
denir.

Beni candan usandırdı cefadan yar usanmaz Felekler yandı ahımdan muradım şem’i yanmaz

Fuzûlî

“Beni sevgili canımdan usandırdı; cefa etmekten o usanmaz ? Ahımdan bütün gökyüzü yandı, acaba benim murat mumum yanmaz (dileğim yerine gelmez mi)?”

Şair  ah  edişinden   bün  kyüzü yandığı  hâlde,  mura mumunun  hâlâ yanmadığını söylüyor. Burada “Ah” ın şiddeti abartılmaktadır.

Tezat (karşıtlık) :  Birbirine karşıt (zıt) anlamlı kavramları bir  arada  kullanma sanatına tezat denir. Tezat aralarında ortaklık ya da bir ilgi bulunan kavramlar veya sözler arasında yapılır. Yoksa karşıt anlamlı her sözcük tezat sanatını oluşturmaz.

“Ak akçe kara gün içindir.” atasözünde ak ve kara sözcükleri arasında tezat sanatı yoktur; burada “Ak akçe” para ile “kara gün” sıkıntılı gün arasında tezat sanatı vardır.

Tariz: Söylenen sözün ya da kavramın gerçek ve mecazlı anlamı dışında büsbütün tersini kastetme sanatıdır. Tarizde sözün gerçek anlamı doğru gibi görünse de asıl amaç sözün ters anlamının anlaşılmasıdır. Tariz sanatı bir kişiyi ya da durumu alaya almak amacıyla yapılır.

Huzurî’nin Ters Öğüt Destanı” bu sanata güzel bir örnektir.

Bir nasihatım var zamana uygun Tut sözümü yattıkça yat uyanma Meşhur bir kelâmdır sen kazan sen ye
El için yok yere ateşe yanma.

Huzurî
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner