7.sınıf fen konu anlatımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7.sınıf fen konu anlatımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi

Ayrıştırıcıların özellikleri, ayrıştırıcıların önemi

Ayrıştırıcılar
Canlı çevre faktörlerinden birisi de ayrıştırıcılardır. Bazı bakteri ve mantarlar(cıvık mantar, küf mantarları ve diğerleri) bu gruba girer. Ayrıştırıcı canlılar, canlı atıkları ile toprağa düşen ölü bitki ve hayvan dokularını parçalar. Böylelikle bir yandan kendi enerji ve besin ihtiyacını sağlar, bir yandan da bitkiler için gerekli bir çok maddeyi toprağa katar. Topraktaki madensel tuz oranının da artmasını sağlar. Böylece bu atık maddelerin doğada birikimini engeller, tekrar kullanılmasına olanak verir.
Ayrıştırıcı bakterilerden azot tutucu bakteriler, baklagil türünden (bakla, bezelye, fasulye) bitkilerin kök yumrularında yaşarken, bir yandan da bitkinin gereksinimi olan azotu sağlar. Ayrıştırıcıların önemini bir örnekle daha iyi açıklayabiliriz. Yurdumuzda tarlalar genellikle ekime hazırlanmak amacıyla yakılır. Bu yakma işlemi topraktaki ayrıştırma işini yapan mikroorganizmaları öldürdüğü için verimin düşmesine neden olur ve verimi yükseltmek amacıyla daha çok gübre kullanılır. Bu durum hem ülke ekonomisini olumsuz yönde etkiler hem de çevre kirliliği oluşturur.

Tüketicilerin özellikleri, kimler tüketicidir?

Tüketiciler
Üreticilerin ürettiği besin maddeleri ile beslenen canlılar ise tüketicidir (heterotrof). Besini hazır olarak alan canlılardır. Bazı bakteri ve mantarlar ile hayvanların hepsi tüketici canlılardandır.
Tüketicilerin besin kaynakları çeşitlidir. Tüketicilerin bir grubu üretici canlıları yiyerek beslenir. Bunlara ot obur canlı denir. Örneğin sincap, tavşan, fare, kuş, geyik, koyun ot obur canlılardandır. Ot obur canlıları yiyerek beslenen canlılara et obur canlı adı verilir. Örneğin kurt, şahin, yılan ve aslan etobur canlılardandır. Bir de hem ot hem et yiyen tüketiciler vardır. Bunlara hepçil canlılar denir. Örneğin ayı, domuz gibi hayvanlar hepçil hayvanlar olarak gruplandırılır.



___
Deneyimleri genelleme
Yaşantılarımızın, bilgilerimizin oluşumundaki yeri tartışma gerektirmeyecek kadar açıktır. İlk defa mikroskop kullanan bir çocuk düşünelim. Bu öğrenciye mikroskop kullanmanın preparat hazırlama, lamı mikroskoba yerleştirme, ışık ve görüntü ayarı yapma gibi basamakları yaptırılarak öğretilmiş olsun. Öğrenci farklı bir mikroskopla karşılaşsa bile, sonraki bir durumda önceki becerilerini başarıyla kullanabilir. Bu durumda öğrencilerin mikroskop kullanmada deneyim kazandığını söyleriz. Deneyimlerimizin öğrenmedeki yeri, deneyimlerimizden genellemelere gittiğimiz için daha çok ilginçtir. Gözlediğimiz sınırlı sayıda kuşun uçtuğunu görüp 'şu kuşlar uçuyor' dediysek bu bir doğa gerçeğinin doğru olarak gözlenmesidir. Fakat bütün kuşlar uçar' sonucuna vardıysak, bu sınırlı sayıdaki gözlemden bütün halleri içine alan bir genellemeye gitmek demektir. Kavramlarımızı çoğu halde sınırlı gözlemlerimizden genellemelere giderek geliştiririz. Aynı şekilde önceden tasarlanmış deneylerin sonuçlarından da genellemelere varırız. Bazı doğa ilkelerini tasarlanmış deneylerden sonuç çıkararak buluruz. Yaparak ve sıkça tekrarlayarak öğrendiğimiz davranışlar beceri repertuarımızda yer alır. Aynı şekilde, deneyimlerimizden çıkardığımız genellemeler de zihnimizde kendi bilgilerimiz olarak yer alır. Deneyimlerle kazanılan öğrenme ürünleri öğrencinin kendi malıdır.

Sınırlı sayıda gözlemden benzer olayların tümüne ilişkin bir genelleme çıkarma sürecine tümevarım (induction) denir. Tümevarım fen öğrenmede öğrencinin kullanabileceği önemli zihin süreçlerinden biridir. Onun için aşağıdaki kesimlerde tümevarım süreci biraz daha ayrıntılı olarak ele alınmıştır.

Kimler üreticidir? Üreticilerin özellikleri

Üreticiler
Bütün canlıların yaşayabilmesi için madde ve enerjiye gereksinimi vardır. Bu madde ve enerjiyi sağlayan besinlerin ana kaynağı güneştir. Güneş enerjisini besinlerdeki enerjiye dönüştürme (fotosentez) görevini üretici(ototrof) canlılar yapar. Üretici canlılar kendi besinlerini kendileri yapan canlılardır. Üretici canlılar su ve karbondioksitten organik besin maddeleri sentezler. Üretici canlı adını bu nedenle alırlar. Üretici canlıların çoğu organik besin maddesini sentezlemek için gerekli enerjiyi güneş ışığından sağlar. Bitkiler, alg ve klorofilli bazı bakteriler üreticidir.



___
Örnek davranışı taklit etme
Bir ustanın çırağına "Dikkatlice bak. Sonra benim gibi yap' dediği sıkça duyulmuştur. Bu durumda çırağın bir el sanatı öğrenecek olduğunu düşünelim. Şüphesiz, çırak sadece bakarak öğrenmez. (Bir atasözümüz 'Bakmakla öğrenilseydi kediler kasap olurdu.' der.) Usta sanatı icra ederken çırağın karmaşık beceriler zincirinin ayrıntılarına dikkat ederek bakması, yaparken de becerinin bütün halkalarını aynı sırayla ve ustanın yaptığı gibi yapması gerekir. Bu tür öğrenmelere taklit yoluyla veya modele bakarak öğrenme deriz. Aslında bu öğrenme biçimi sanıldığından daha yaygındır. Yalnız karmaşık sanat becerilerinin değil, daha birçok davranışın öğrenilmesinde modeli taklit etme önemli bir yer tutar. Anadilimizi konuşma davranışlarımızı çoğunlukla taklitle öğreniriz. Daha ilginç olanı, kendimiz öğretmen olduğumuzda, öğrenciyken çok beğendiğimiz bazı öğretmenlerimizi taklit ederiz. Tutumlar, değer yargıları, tercihler gibi duyuşsal davranışların öğrenilmesinde de model alınan yetişkinleri taklit etmenin önemli bir yer tuttuğu bilinmektedir.

Taklit yoluyla kazanılan davranışlar birçok defa tekrarlanarak mükemmellik kazanır ve öğrencinin kendi malı olur.

Çevrenin cansız faktörlerinden suyun etkisi

Su : Su canlılar için vazgeçilmez ve yerini hiçbir maddenin dolduramadığı bir canlılık kaynağıdır. Canlıların vücut yapılarının büyük çoğunluğu sudur. Bazı canlılar suyu hücre zarlarıyla bulundukları ortamdan, hayvanlar doğrudan içerek veya besinlerle yiyerek, bitkiler ise kökleriyle topraktan alır.
Birçok hayvan için sadece içme suyunun varlığı yeterli değildir. Yaşama ortamlarında belirli bir nemin de olması gerekmektedir.




___
Otoriteden bilgi aktarma
Öğrendiklerinizin önemli bir bölümünü büyüklerimizin, öğretmenlerimizin bize anlattıklarını dinleyerek öğrenmişizdir. Bu durumda öğretmen bir otorite veya bilen kişi olarak bilgi kaynağı rolündedir. Öğretmenlerin kullandığı iletişim yöntemleri öğrenciye bilgi aktarma yöntemleridir. Öğrenci ise bir otoriteden bilgi alan kişidir. Bazan kitap, vb. gibi yazılı kaynakları okuyarak; bazan da video-kaset gibi araçları izleyerek öğreniriz. Bu tür öğrenme yöntemleri de esas itibariyle bir otoriteden bilgi aktarma yöntemleridir.
Bilgi aktarma yöntemlerinin etkililiği geniş ölçüde aktarma işleminin, yani iletişimin etkililiğine bağlıdır. Bilgi aktarmaya öğrenci açısından bakıldığında öğrenme işleminin dinleyerek, okuyarak izleyerek anlama işlemleri olduğu görülür. Öyleyse, öğrenmenin etkililiği öğrencinin dinleme, okuma, izleme gibi işlemlerde ne derecede başarılı olduğuna bağlıdır.

Bir bilene sormak hemen hemen tüm kültürlerde sık kullanılan bir yöntemdir. Otorite olarak alman kişinin gerçek bilgileri bilip bilmediği, aktarılan bilgilerin doğruluğu, üzerinde durulması gereken ilginç bir noktadır. Öte yandan, öğrenen kişinin de kendisine aktarılan bilgileri hiç şüphelenmeden doğru kabul etmesi, doğruluklarını yoklamaması da oldukça sık görülür. Bir otoritenin verdiği bilgilerin doğruluğunun ne gibi yollarla yoklanabileceğini düşünmek, özellikle öğrenci açısından ilginç davranışlara yol açar. Unutmayalım ki, okullarda fen dersleri okutmanın genel amaçlarından biri öğrencilerde araştırıcı, sorgulayıcı ve eleştirici düşünme biçimlerini kullanabilme davranışlarını geliştirmektir. Aktarma yoluyla edinilen bilgiler bellekte yer edebilir. Ancak, öğrenci o bilgiler üzerinde özümleyici zihin işlemleri yapmazsa bilgiler kendi malı olmaz.

Çevrenin cansız faktörlerinden sıcaklığın etkisi

Sıcaklık: Dünya üzerinde sıcaklık her yerde eşit değildir. Canlıların çoğunda yaşamsal etkinlikler 0-50 oC arasındaki sıcaklıklarda gerçekleşebilir. Bu sıcaklığın çok altında ve çok üstünde canlılığını sürdüren organizmalar da vardır. Örneğin, sıcaklığı 90 oC olan sularda yaşayan bakteriler bulunmaktadır. Canlıların tercih ettiği sıcaklık değişimleri türden türe değişir. Bu nedenle canlıların coğrafik dağılışında sıcaklık etkilidir. Örneğin mercanlar 20 oC’un üstündeki sıcaklıları tercih ettikleri için tropikal bölgelerde bulunur. Yılanlar farklı sıcaklıklara uyum gösterebildiklerinden Asya, Avrupa ve Amerika’da yaygındır.
Sıcaklığın artması ya da azalması canlıların yaşamsal düzeninde değişiklikler oluşturur.



___
Başlıca bilgi edinme yöntemleri
Bilgilerimizi çeşitli kaynaklardan ve çeşitli yöntemlerle ediniriz. Bu ünitede başlıca bilgi edinme yöntemlerinden aşağıdaki dört tanesi kısaca ele alınmaktadır:
1 Bir otoriteden bilgi aktararak öğrenme.
2 Örnek davranışı taklit ederek öğrenme.
3 Deneyimleri genelleyerek öğrenme.
4 Problem çözerek öğrenme.
2.2


Bu dört yöntem dayandıkları öğrenme işlemleri bakımından farklı olmanın yanında, bu yöntemlerle edinilen bilgilerin etkililiği (kalıcılığı ve yeni durumlarda kullanılabilirliği) açısından da önemli ölçülerde farklıdır. Yöntemler aşağıda kısaca açıklanmaktadır.

Çevrenin cansız faktörlerinden ışığın etkisi

Işık: Yeryüzündeki bütün enerjilerin kaynağı güneştir. Dünya’ya ulaşan güneş ışınlarının bir bölümü bitkiler ve klorofil içeren diğer canlılar tarafından fotosentez için kullanılır. Bitkiler topraktan aldıkları su, besin maddeleri ve havadan aldıkları karbon dioksiti güneş ışınlarının etkisi altında birleştirerek besin maddeleri oluştururken bu arada oksijen gazı üretirler.
Işık ayrıca birçok canlının çoğalma, göç gibi yaşamsal etkinliklerinin düzenlenmesinde rol oynar. Örneğin, koyunlar günler kısaldıktan sonra; sığırcık ve hindi günler uzadıktan sonra üremede etkin duruma geçer.



___
Bilginin mahiyeti
Fen bilimlerini (diğer bilimleri de) oluşturan zihin ürünleri bütünü 1) olgular, 2) kavramlar, 3) genelleme ve ilkeler, 4) soyut modeller ve kuramlar, 5) doğa vasalan; olarak adlandırılan elemanlardan oluşur.
Bitkilerin büyümesi, cisimlerin ısı etkisiyle genleşmesi, güneş ve ay tutulmaları, şimşek, gökteki ayın ondördüncü görünüş gününde dairesel şekil alması, vb. gözleyerek öğrendiğimiz doğa olgularıdır. Doğadaki varlıkları ve olayları gözleriz; sınırlı sayıda da olsa olaylar veya eşya arasındaki benzerliklerden, gözlediğimiz benzer eşya ve olayların da aynı şekilde olacağını düşünerek, genellemelere varırız. Genellemelerimize verdiğimiz adlara bilim dilinde kavram denir. Kavramlarımız olmasa bilgilerimizi etkili biçimde sınıflandıranlayız; bilgilerimizi başka kişilere aktaramayız.
Genellemelerimiz çeşitli deneyimlerimizle doğrulandıktan sonra ilke haline gelir. Cisimlerin ısı etkisiyle genleşmesi bir ilkedir. İletkenlerin elektriği geçirmelerinde direnç bir kavram, iletken bir telin direncinin tel kesitiyle ters oranlı olması bir ilkedir. Bir iletkenden geçen akım şiddeti (I)'nin iletkenin direnci (R)'ye ve direncin iki ucu arasındaki elektrik potansiyeli farkı (V)'ye bağlı olduğunu ifade eden I-V/R bağıntısı bir doğa kanunudur. Birçok defa gerçeklenen bağıntılar, deneylerle doğrulanan kuramlar doğruluklarından şüphe edilmeyen düzeye eriştiklerinde doğa kanunu niteliği kazanırlar.
Gazların gözlenen davranışlarını gaz moleküllerinin kap içindeki hareketlerinin kinetiğini açıklayan model bilimsel bir kuramdır.

Doğa gerçeklerinden doğa kanunlarına kadar yükselen bu bilgi bütününe bilgi içeriği (declarative knowledge) denir. İnsan bu içerikten başka şeyler de bilir. Teraziyle yapılan tartılar, zihin bilgilerinin yanında el becerileri de gerektirir. Gerçeklere nasıl ulaşılacağını bilmek, ileri sürülen bir düşüncenin doğru olup olmadığının nasıl yoklanacağını bilmek, vb. bilgilerle uğraşma yöntemleridir. Bu tür bilgi ve becerilere yöntem bilgisi (procedural knowledge) denir. Yöntem bilgileri en az bilgi içeriği kadar önemlidir. Yöntem bilgi ve becerileri içerik bilgilerinin daha etkili biçimde öğrenilmesini sağlar. Fen bilimlerini öğretirken fene özgü yöntem bilgilerini de öğretiriz. Yöntem bilgileri öğrenildikleri içeriğin dışındaki durumlara genellenebilir, yeni problemlere uygulanabilir.

İklimin özellikleri, iklim nedir?

İklim : Bir bölgenin iklimini o bölgenin ekvatora olan uzaklığı, deniz seviyesinden yüksekliği ve denize olan uzaklığı belirler. Canlılar iklimsel değişmelerden büyük ölçüde etkilenirler. Sıcaklık, yağış, nem, rüzgâr, güneş ışınlarının geliş açısı ve atmosferdeki bulutların oranı da iklimi belirleyen faktörlerdendir. Bir bölgenin iklim koşulları bitki ve hayvan türlerinin gelişim, davranış, üreme ve yayılışlarını yönlendirir.



____
BİR BİLİMSEL DENEY: PATLAMIŞ MISIR VE SUDA ERİYEN ASPİRİN
Malzemeler
Uzun dar cam ya da plastik kap, patlamış mısır (taze), çeşitli diğer tohumlar, suda eriyen aspirin veya CO2 üreten diğer tabletler. Biraz takma diş temizleyicisi veya antiasit de işe yarar.
Hedefler
Kendilerine değişim özelliklerini içeren basit bir olay verilen öğrenciler şunları yapabileceklerdir:
1 Tohum-suda eriyen aspirin sisteminin herbir elemanıyla ortaya çıkan değişim özelliklerini ayrıntılı olarak anlatma.
2 Değişimi anlatan gözlemlerin kapsamlı bir kümesini kaydetme.
3 Sistemin işlemleri ve sonuçları etkileyen değişkenleri belirleme.
4 Gözlem verilerini, grafiksel bir formda düzenleyebilme.
5 Malzemeleri alma ve verilerin toplanabileceği ikinci bir deney tasarlama.
Yöntem
1 Öğrencilerin patlamış mısır tanelerinden yarım avuç dolusu örnek almasını sağlayın. Öğrencilerin, hemen hemen ağzına kadar dolu bir kaba patlamış mısır tanelerini atarak yüzdürmelerini isteyin. Eğer patlamış mısır taneyse tanelerin bir çoğu batacaktır.
2 Her öğrenci grubuna iki tablet suda eriyen aspirin verin ve öğrencilere suda eriyen aspirini avuçlarında çok sıkmamalarını sıkarlarsa ellerindeki terin aspirini eritebileceğini söyleyin. Her tableti eşit iki parçaya bölmelerini sağlayın.
3 Su kabında 10-20 tane patlamış mısır olmalıdır. (Diğer tohumların da kullanılabileceğine dikkat edin, çok işe yaradığına dair not alın.)
üç yarım aspirini su / tohum sisteminin içine atın. Bütün değişimleri gözlemleyin; suda, tohumlarda ve aspirinde ortaya çıkan değişimleri not edin.
4 Gözlemlerin yapıldığı ve suyun durgunlaşmaya başladığı anda ikinci yarı tableti atın. Dört yarım tablet de bitinceye kadar bu işleme devam edin.  Hareketler hızlı olmamalıdır. Gözlemler çok dikkatli bir şekilde yapılmalıdır. Çünkü suda eriyen aspirinin miktarı arttıkça değişimlerin sayısı da artar.
5 Değişimlerin birçoğunu belirlemek, kişinin neredeyse tüm duyularını kullanmasını gerektirir. Örneğin kabın üzerine elinizi koymazsanız yüzeye çıkan baloncukların kaç tane olduğunu kaçırırsınız.
6 Bütün suda eriyen aspirinleri kaba koyma işlemi tamamlanınca oluşan veya değişim işlemi sırasında ortaya çıkan bütün değişimleri gözlemlemek için acele edilmemelidir.

7 Mevcut verileri alın ve bir grafik oluşturun. Değiştirilebilir değişken, suda eriyen aspirin parçalarının sayısıdır. Değiştirmeye cevap veren değişken, her parça aspirini kaba attığınızda kendine özgü bir zaman dilimi içinde su yüzeyine çıkan tohum sayısıdır.

Çevrenin Cansız ve Canlı Faktörleri

Cansız Çevre Faktörleri
- Su
- Toprağın yapısı
Canlı Çevre Faktörleri
- Ayrıştırıcılar



____
Fen bilgisi dersinin amaçları
Okul programlarındaki derslerin amaçları yukarıdaki kesimde verilen üç maddeden daha farklı ve ayrıntılı olarak belirlenir. İlkokullarımızda kullanılmakta olan programda, Fen Bilgisi dersinin 'genel' amaçları ile sınıf düzeylerine ve konulara göre 'özel' amaçlar belirlenmiştir. (M. E. B., 1992). Aynı bilgiler Kocaoluk ve Kocaoluk'ta (1995, s.  193-263) da bulunur.
Genel amaçlar
• Çevreyi tanıma, sevme, koruma, ve değişen çevre şartlarına uyum sağlama bilinci kazanabilme. İnsanın çevreye olan etkilerini kavrayabilme.
• Öğrenciye, kendi aklını kullanabilme yollarını gösterebilme.
• Canlılığı ve canlılık olaylarını kavrayabilme.
• Yapıcı, yaratıcı, eleştirici düşünme yeteneği kazanabilme ve geliştirebilme.
• Bilimsel sonuçlara ulaşmada ve kanunları anlamada gözlem, inceleme, deney, araştırma yöntemlerinden yararlanabilme.
• Araştırma, inceleme, gözlem ve deney sonuçlarını söz, yazı, resim, şekil ve grafiklerle gösterebilme, yorumlayabilme ve genelleyebilme.
• Araç ve gereç kullanmanın önemini kavrayabilme, bunları kullanma, geliştirme yeteneği kazanabilme.
• Edinilen bilgi ve becerileri günlük hayatta kullanabilme.
• Planlı çalışmanın önemini kavrayabilme, çalışmaları planlayabilme.
• Bilim ve teknoloji arasındaki ilişkiyi kurabilme.
• Bilim ve teknolojinin toplumun ilerlemesinde etki ve önemini kavrayabilme.
• Fen Bilimlerine ilgi duyabilme, yeni gelişmeleri izleyebilme, yeni gelişmelerin önemini kavrayabilme.
• Sağlıklı yaşamanın gerektirdiği bilgi, beceri ve alışkanlıkları kazanabilme.

• Doğal kaynaklan tanıma, ortak koruma ve geliştirebilme

Ekosistem nedir?

Canlı organizmalarla cansız çevre birbirleriyle ilişkilidir. İşte bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle sürekli etkileşim içinde olan canlılarla bunların cansız çevrelerinin oluşturduğu  doğa parçasına ekosistem denir. Örneğin Van gölü, Akdeniz bölgesi, Konya ovası, Sultan sazlığı birer ekosistemdir. Dünya ise en büyük ekosistemdir.



___
Fen eğitimi
Okul programlarına fen dersleri genellikle şu üç amaçla konulur:
1 Fen konularında genel bilgi vermek (fen okur-yazarlığı).
2 Fen dersleri aracılığıyla zihin ve el becerileri kazandırmak.
3 Fen veya teknoloji alanlarındaki meslek eğitimine temel oluşturmak.
Okul programlarındaki derslerin amaçları yukarıdakinden daha ayrıntılı olarak ele alınabilir. Program geliştirmeciler bir dersin öğrencide geliştireceği davranışlar zincirine hedef derler.
Derslerin hedefleri üç alanda toplanır. Bilişsel hedefler bilgi kazanma ve bilgileri kullanmayla ilgili hedeflerdir. Psiko-motor hedefler daha ziyade becerilerle ilgilidir. Duyuşsal hedefler ise öğrencide olumlu tutumlar ve toplumda kabul gören değerler geliştirmek; öğrenciye kişisel ahlâk, toplumsal sorumluluk, bilimsel bilinçlilik vb. kazandırmak gibi hedeflerdir.
Fen eğitiminin temel sorunlarından, biri fen dersleri içeriğinin nasıl seçileceğidir. Şüphesiz, bir dersin içeriğini belirlerken okul türü ve öğrencinin yaş düzeyi öncelikle dikkate alınır. Ancak bu yolla bile içerik sorunu çözülmüş olmaz. Son çeyrek yüzyılda, özellikle ilkokul programlarında, fen derslerinin içeriği bilim dalının kendi düzenine uygun olarak seçilen konulardan, fen bilimlerindeki süreçlere kaymıştır. Belirli konuları okutmak değil, en uygun konuları seçerek, o konular yardımıyla yukarıdaki kesimde verilen bilimsel süreçleri öğrencide geliştirmek amaçlanmaktadır.

Fen öğretiminin diğer bir sorunu fen derslerinin hangi metotlarla öğretileceği sorunudur. Fen dersleri doğası itibariyle gözleme ve denemeye dayanır. Bu nedenle fen derslerinde öğrencilerin kendi yapacakları veya aktif olarak katılacakları gözlem ve deneylerle öğrenme ağırlık alır. Öte yandan, fen derslerinde öğrencinin zihin gelişimi de amaçlandığından öğrencinin düşünerek ve problem çözerek öğreneceği metotlar da sıkça kullanılır.

Popülasyon nedir?

Belirli bir bölgede yaşayan, aynı türe ait bireylerin oluşturduğu topluluğa popülasyon denir. Ankara’nın kedileri, Karadeniz’in hamsileri, Afrika’nın aslanları popülasyona örnek olarak verilebilir. Popülasyonlar biyolojik birim olarak kabul edilir. Bir popülasyon diğer popülasyonlarla iç içe yaşar.



___
Fen, teknoloji ve toplum
Fen bilimleri doğanın gerçeklerini bulmaya, olayları açıklamaya, kontrol etmeye ve önceden kestirmeye çalışır. Teknoloji ise insanın gereksinimlerini karşılamaya, çevreyle uyumunu daha kolay sağlayacak yollar bulmaya çalışır. Teknoloji geniş ölçüde bilimin buluşlarından yararlanır. Elektromağnetik dalgaların uzayda yayılması, ses titreşimlerinin elektromağnetik dalgalar üzerinde uzağa iletilmesi fizik biliminin buluşlarındandır. Bu buluşlara dayanarak radyo yapımı ise teknolojidir. Fen bilimlerinin birçok buluşu zamanla teknolojide uygulama yeri bulmuştur.
Modern toplumlarda insan yapısı olan her şey teknoloji ürünüdür. Teknoloji uygulama alanlarını hızla genişletmekte, teknolojik araçları geliştirmekte ve çabucak yenilemektedir. Modern toplumlarda insan çabucak değişen bir teknolojik dünyada yaşamak, çok çeşitli teknolojilere uyum sağlamak zorundadır. Bu nedenle modern toplumlar fen eğitiminde önemli sorunlarla karşılaşırlar. Bunlardan biri fen derslerinde teknolojik uygulamalara ne kadar yer verileceği sorusudur. Örneğin, optik konuları öğretilirken gözlük, dürbün, fotoğraf makinası vb. gibi teknolojik araçların yapıları ve kullanımları da öğretilmeli midir? Bu soruya 'evet' yanıtı verilirse, fizik programlarındaki zamanın ne kadarı teknolojik uygulamalara ayrılabilir?

İnsan hem doğa varlıklarını hesapsız kullanımlarıyla hem de yarattığı teknolojilerle doğanın dengelerini bozar. İnsan-doğa etkileşiminden çevre kirlenmesi, besin yetersizliği, enerji yetersizliği, ekolojik dengenin bozulması gibi birçok olumsuz sonuç ve sorun ortaya çıkmaktadır. Fen bilimleri doğayla uğraşan bilimlerin başında geldiğinden, doğa-insan ilişkilerinin olumsuz sonuçlarını önlemek ve sorunlarına çözüm aramak daha ziyade fen bilimlerine düşmektedir. Bu nedenle çevre kirliliği, toplum sağlığı, ekolojik dengenin korunması, doğal kaynakların bilinçli kullanımı gibi konular her düzeydeki fen eğitimi programlarına girer.

Habitat nedir?

Bir canlının doğal olarak yaşayıp üreyebildiği yere habitat denir. Kısaca habitat canlının yaşam adresidir. Habitat bir okyanus kadar büyük olabileceği gibi, bir karıncanın bağırsağı kadar küçük de olabilir(Karıncanın bağırsağında yaşayan termitler vardır).
Bir canlıyı doğada arayıp bulabilemek için onun habitatını iyi bilmek gerekir. Örneğin artık nesli tükenen Orta Karadeniz’de fundalık tipi çalılık bölgeler sülün kuşunun habitatıydı. Hamsinin habitatı Doğu Karadeniz, bazı simbiyotik bakterilerin habitatı ise termitlerin sindirim sistemidir.



___
Deneysel bilim, kuramsal bilim
Fen bilimleri geniş ölçüde gözlem ve deneylerden ulaşılan genellemelere dayanır. Bu nedenle fen bilimlerine deneysel bilimler de denir. Bu adlandırma ve ayırım doğru değildir, çünkü fen bilimleri tümüyle deneysel değildir. Fende kuramsal düşünme yöntemleriyle ve kuramsal yapılar yardımıyla bilime önemli katkılar getirilmiştir.
Deneysel çalışmalarda izlenen yöntem, varlıkların ve olayların belirli niteliklerini uygun koşullarda gözleyip nitelendirmek (betimlemek) veya nicelendirmek (ölçmek); çeşitli durumlarda elde edilen sonuçlardan genelleme ve ilkelere ulaşmak; birçok kez doğrulanan ilkelerden doğa yasalarına varmaktır. Bu yöntemin gereği olarak, deneysel çalışmalarda gözlem, betimleme ve ölçme önemli yer tutar.

Kuramlar daha önce doğruluğu kanıtlanmış ilkeler yardımıyla ve bilim adamının yaratıcı düşünceleriyle kurulur. Kuramsal çalışmalarda yöntem önce bir takım kavramları tanımlamak ve bu kavramlar arasında bazı bağıntıların varlığını sayıltılarla kabul etmek; sonra bu kuramsal yapıdan yeni bağıntılar çıkarmaktır. Kuramsal çalışmada kuramsal kavramlar, doğru olduğu kabul edilmiş bağıntılar (sayıltılar) ve kuramsal modelden matematiksel düşünme yollarıyla çıkarılmış yeni bağıntılar önemli yer tutar.

Tür nedir? Tür ne demektir?

Ortak bir atadan gelen, yapı ve görev bakımından benzer özelliklere sahip, doğada yalnız kendi aralarında serbestçe üreyebilen ve verimli (kısır olmayan) yavrular oluşturan bireyler topluluğudur. Örneğin kedi, aslan, köpek, kurt birer türdür.



___
Bilimsel süreçler
Daha önce belirtildiği gibi, fen bilimleri bilim adamlarının doğa gerçeklerini arama gayretleriyle ortaya çıkmıştır. Bilim adamlarının doğayı incelemede kullandıkları becerilere ve düşünme süreçlerine bilimsel süreçler denir. Bu süreçler çeşitli şekillerde tanımlanıp sınıflandırılmıştır. Bu sınıflamaların çoğunda ortak olan bu zihin becerileri aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:
1 Temel süreçler
• Gözlemleme
• Sınıflama
• Ölçme ve sayıları kullanma
• Uzay ve zaman ilişkilerini kullanma
• Yordama
• Önceden kestirme
2 Deneysel süreçler
• Hipotez kurma ve yoklama
• Değişkenleri belirleme ve kontrol etme
• Yaparak (işe vuruk) tanımlama
• Model yaratma
• Deney düzenleme ve yapma

Bilimsel süreçler fen eğitimi açısından da önemlidir. Çünkü bu beceriler ve zihin yetenekleri çocuklar ve gençler tarafından öğrenilebilir. Süreçleri öğrenme her koşulda ve kendiliğinden olan birşey değildir. Ancak öğrencileri araştırmaya, doğa olaylarını 'yeniden keşfetmeye' yönelten fen öğretimi yöntemlerinin bilinçli olarak uygulandığı durumlarda bilimsel süreçler geliştirilebilir. Öğrenciler fen bilimlerini öğrenirken bilim adamlarının doğayı incelemede kullandıkları yöntemleri kullanırlarsa bilimsel süreçleri geliştirebilirler.

Çevre ne demektir? Ekoloji ne demektir?

İnsan ve diğer canlıların birbirleri ile ilişkilerini ve yaşamlarını sürdürdükleri dış ortama çevre denir.
Her canlının içinde yaşadığı bir çevre vardır. Canlılar çevre ile sürekli etkileşim içindedir. Canlının çevre üzerinde, çevrenin de canlı üzerindeki etkisini doğanın en küçük parçasında bile görmek mümkündür. Canlıların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini inceleyen bilim dalına ekoloji denir.



____
Fen eğitimindeki genel amaçlardan biri öğrenciyi boş inanlardan, geçersiz inançlardan, yanlış bilgilerden kurtarmak; ona gerçekliği kanıtlanmış bilgiler kazandırmaktır. Bu süreç içerisinde öğrenciye sağduyularının da yanılabileceğini göstermektir.
Gözleme dayanan bir bilgi benzer olaylarla birçok kez doğrulandıktan sonra genellenebilir. Ayrıca, deneysel bilgiler bir tek kişinin gözlemleri sonucunda değil, birbirinden bağımsız birçok gözlemcinin aynı genellemeye ulaşmasıyla bilimsel bilgi niteliği kazanır. Bilimsel bilgilerin kişilerden bağımsız olma özelliğine bilimde nesnellik (objektiflik) denir. Bilimsel bilgi öznel olmadığı gibi, gizli de değildir. Bu nedenle bilimin genelleme ve ilkeleri isteyen her kişi tarafından yoklanıp doğrulanabilir veya aksine kanıt bulununca reddedilebilir.
Birçok bilim adamının aynı alanda, hatta aynı konuda bilim yapmaları bilimsel bilginin diğer bir özelliğidir. Bu nedenle bilim kişisel mal değil, toplumun ve kültürün ortak malıdır. Fen bilimlerinin bugün ulaştığı birikim, yüzyıllar boyunca birçok bilim adamının çalışmaları sonunda ortaya çıkmış; dünya toplumlarının ortak malı olmuştur.

Bilimin diğer bir niteliği bilimsel bilgilerin zamanla büyümesi ve genişlemesidir. Fen bilimleri dç büyür, genişler ve değişikliklere uğrar. Doğa olaylarına daha genel, daha doğru açıklamalar bulunduğunda önceki bilgiler ya düzeltilir ya da tümüyle terkedilir; yeni bilgiler kabul görür. Bilimin bu özelliği nedeniyle fen bilimlerinde mutlak gerçek yoktur. Onun için doğa kanunları düzeyine ulaşmış genellemeler bile daha geçerli bilgiler bulunduğunda değiştirilebilecek geçici bilgiler olarak kabul edilir. Fen eğitiminde öğrencilere fen bilimlerinin yeni buluşlarla değişebileceği görüşü kazandırmak da amaçlanır.

7.sınıf 6.ÜNİTE:İnsan ve Çevre konu anlatımı ve konu özeti

Çevre ve ekoloji
Tür
Habitat
Popülasyon
Ekosistem
Çevrenin Cansız ve Canlı Faktörleri



___
Bilimsel bilginin özellikleri
Bilim gerçeklerle uğraşır. İnsanoğlu doğa gerçeklerini tümüyle anlayabilmiş değildir. İnsan gözlenmiş olaylara akla uygun açıklamalar bulmaya çalışır. Sağduyu aklımıza uygun gelen açıklamaları gerçek kabul etmemize götürür. Ancak sağduyu her zaman doğru olmayabilir. Doğada sağduyumuzla çelişen birçok olay gözlemişizdir. Bu nedenle bilimsel bilgi sağduyudan başka kanıt gerektirir.
Akla yakın hiçbir dayanağı olmayan, deneysel yolla kanıtlanmamış olan inançlara boş inan (hurafe) deriz. Şüphesiz boş inanlar da bilimsel bilgilerle çelişir. Doğa gerçeklerine ilişkin kanıtlar elde eden insan boş inanlarını bırakır. Bazı yörelerimizde 'yaban güvercinlerinin avlanması kuraklığa ve kıtlığa sebep olur' gibi bir söylenti vardır. Kuraklıkla kıtlık arasında bir ilişki beklenir, nitekim yüzyıllar boyunca yağmur yağmadığı zaman kıtlık olduğu gözlenmiştir. Ancak, yaban güvercinleriyle yağmur arasında nasıl bir ilişki olduğu açık değildir.

İnsanoğlu doğayı inceledikçe doğa varlıklarının mükemmelliği ve doğa olaylarının olağanüstü düzgünlüğü karşısında hayrete düşmüş, 'doğaüstü bir yaratan' bulunduğu düşüncesine varmıştır. Açıklayamadığımız doğal olaylarda, bilimde nedenleri bilindiği halde bizim nedenlerini bilmediğimiz olaylarda, doğaüstü bir gücün o olaya neden olduğunu kabul etmemiz geçersiz inanç (batıl inanç) olarak nitelendirilir. Geçersiz inançlar da boş inanlar gibidir. Doğa gerçeklerini kanıtlayıp öğrendiğimizde geçersiz inançlarımızı bırakırız. Bir doğa olayının nedenini bilmediğimizi kabul edelim. Doğaüstü gücün ne olduğunu da iyice bilmeyiz. Olayın nedeni olarak doğaüstü gücü göstermek, aslında, bir bilinmeyen yerine diğer bir bilinmeyeni koymaktır.

Pazartesi

Hipermetrop göz kusuru nasıl tedavi edilir? Hipermetrop göz kusuru nasıl oluşur?


Hipermetrop göz kusuru olan gözlerde cisimlerin görüntüsü sarı lekenin arkasına düşer. Bundan dolayı yakındaki cisimleri kesin ve net olarak göremez. Yakındaki cisimleri bulanık görür. Yani gözün yakın noktası normalden (25 cm) uzaktır. Bu göz kusuru; ince kenarlı mercek kullanılarak, görüntünün sarı lekenin üzerine düşmesi sağlanarak düzeltilir.



İslamcılık-Panislamizm
Başta Osmanlının Müslüman vatandaşları olmak üzere dünya İslam birliğini savunmuşlardır.
p II. Abdülhamit döneminde devletin resmi ideolojisi olarak benimsenmiştir. Berlin Antlaşması (1878) ile Müslüman olmayan unsurların çoğunun devletten kopması üzerine Müslüman Arapların da bu yola girmelerine karşı kullanılmaya çalışılmıştır.
p Önemli ideologu: Cemaleddin Afgan i'd ir.
İslamcılık ile Osmanlıcılığı savunanlar arasında keskin bir ayrımdan söz edilemez.
p I. Dünya Savaşı'nda Arapların Osmanlıya karşı savaşması bu düşüncenin zayıflamasına neden olmuş­tur.
Türkçülük
p Rusya'dan gelen Türk aydınlarının etkisiyle ortaya çıkmıştır.
p Türkçüler aynı zamanda Osmanlıcılık düşüncesini savunanlar arasında da yer almışlardır. p Türkçülük dil çalışmalarıyla başlamıştır.
p Devletin bütünlüğünün korunmasına öncelik verildiği için akım, bir süre arka planda kalmıştır.
p II. Meşrutiyet döneminde güç kazanan Türkçülük, Balkan Savaşları'ndan sonra hükümetin resmi poli­tikası olmuştur. Türkçülük Kurtuluş Savaşı'nın itici gücü olmuş, yeni bir devletin kurulmasına katkıda bulunmuştur.
Yusuf Akçura
p Ziya Gökaip

Ali Suavi bu düşüncenin öncüleridir.

Miyop göz kusuru nasıl oluşur? Miyop göz kusuru nasıl tedavi edilir?


Miyop göz kusuru olan gözlerde cisimlerin görüntüsü sarı lekenin önüne düşer. Bundan dolayı uzaktaki cisimleri göz, net ve kesin bir görüntü olarak değil bulanık bir görüntü görür. Bu göz kusuru; kalın kenarlı mercek kullanılarak, görüntünün sarı leke üzerine düşmesi sağlanarak düzeltilir.




Mart Olayı'nın Bastırılması
Avcı taburlarının başlattığı ayaklanma kısa sürede yayılmış Padişah isyana askeri bir müdahalede bulunamamıştır.
31 Mart isyanı'nı bastırmak için İttihatçıların Selanik'te hazırladı ğı Hareket Ordusu İstanbul'a getirilerek isyan bastırılmıştır
b. Sonuçları:
Ayaklanmada rolü olduğu gerekçesiyle Şeyhülislam'dan alınan fetva ile II. Abdülhamit tahttan indirilerek V. Mehmet Reşad'ın (1909-1918) tahta çıkarılması.
İttihat ve Terakki'nin yönetimde daha da güçlenmesi.
1909'da Kanuni Esasi'de (Anayasa) bazı önemli değişikliklere gidilmesi.
Hükümet değişikliği yaşanması
(1909 )Kanuni Esasi'de (Anayasa) değişikliği
Anayasa'da yapılan değişiklikle padişahın yetkileri kısıtlanımıştır.
Meclisin üstünlüğüne dayanan yeni bir sistem kurulmuştur.
Kanun teklifi için öngörülen padişah izni kaldırılmıştır.
Padişahın veto hakkı bir defa ile sınırlanmıştır.
Padişahın Meclisi kapatma yetkisi ağır koşulara bağlanmıştır.
Meclis, hükümeti denetleme hakkını kazanmıştır.
Savaş ve barış kararı için meclisin onayı da şart koşulmuştur.
Padişahın istediği kişiyi sürgüne gönderme yetkisi kaldırılmıştır.
Bakanlar padişaha değil meclise karşı sorumlu olmuştur.
Padişah tarafından atanan sadrazamın görevine başlayabilmesi için meclisten güvenoyu alma zorunluluğu getirilmiştir.
Kişilere toplanma ve dernek kurma hakkı tanınmıştır.

Basına uygulanan sansür kaldırılmıştır.
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner