7.sınıf sosyal bilgiler konu anlatımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7.sınıf sosyal bilgiler konu anlatımı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Salı

7.SINIF SOSYAL BİLGİLER DERSİ KONU ANLATIMI VE KONU ÖZETİ

1.ÜNİTE: İletişim ve İnsan İlişkileri
7.ÜNİTE: Ülkeler Arası Köprüler

Etiketler: İnkılap ders notları, sosyal ders notları, inkılap konu özetleri


___
Ortak çalışma Fen bilimlerinin hemen hemen tüm problemleri bir tek uzmanın çözemeyeceği kadar karmaşık ve kapsamlıdır. Bu yüzden fen adamları gayretlerini ve yeteneklerini birleştirmek amacıyla ortak çalışma grupları oluştururlar. Ortak çalışma grubu katılan kişilerden bir takım davranışları ister. Gruba katılan kişi iş bölümünde kendine düşen görevleri yapmak, kendi fikirlerini çalışma arkadaşlarına iletmek, onların düşüncelerini dinlemek gibi grup çalışmasına özgü davranışlarda uyumlu ve başarılı olmak zorundadır. Ayrıca, fen adamları birbirlerini severler ve sayarlar.

Doğa ve insan sevgisi Bilim adamı, günümüzün birçok insanı gibi, doğanın güzelliklerini, doğal olaylardaki düzgünlükleri takdir eder; bu nedenle doğaya hayranlık duyar; doğayı sever ve korur. İnsan da doğanın bir parçasıdır. Ancak, insan canlı doğanın en mükemmel üyesidir. Üstelik insan doğayı kontrol edebilme, kendi yararlan için kullanabilme yeteneklerine sahiptir. Bilim adamı doğayı sevip esirgemenin yanında, kendi çalışmalarının insan yararına olması için de çaba harcar. Fen bilimlerindeki başarılı bilim adamlarını sıradan insanlardan daha insancıl hale getirmiştir.

Pazartesi

7.Ünite ÜLKELER ARASI KÖPRÜLER ÖZETİ

Tarihin gördüğü en büyük savaş Birinci Dünya Savaşı’dır. Bu savaşın temel nedeni Avrupalı devletler arasındaki siyasi ve ekonomik çıkar çatışmalarıdır. Savaş milyonlarca insanın ölümüne, şehirlerin yakılıp yıkılmasına neden olmuştur. Savaş sonrasında Avrupa’nın sınırları değişmiş, ekonomisi alt üst olmuştur. Birinci Dünya Savaşı’na kaybettiği toprakları geri almak için giren Osmanlı Devleti umduğunu bulamamış, imzaladı ğı ateşkes anlaşması (Mondros) ve barış antlaşması (Sevr), Türk milletini yok olmanın eşiğine getirmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi savaşın kaderini değiştirmiş, Mustafa Kemal’in askerî dehasının tüm dünyaca tanınmasını sağlamıştır. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra uluslararası barışın korunması için Milletler Cemiyeti kurulmuştur. Milletler Cemiyeti amacına uygun çalışmamış, 1939’da yeni bir dünya savaşının çıkmasını önleyememiştir. Günümüzde savaş, açlık, yoksulluk, salgın hastalıklar, küresel ısınma, çevre kirliliği tüm canlıları tehdit etmektedir. Bu sorunların çözümü için uluslararası kuruluşlar faaliyet göstermektedir. Küresel sorunlarla mücadelede birey olarak bizlere de görev
düşmektedir.
Ortak miras, geçmişi ve geleceği de içine alan maddi ve manevi değerlerin tümüdür. Bilim, teknoloji, sanat ve edebiyat ürünleri ve düşünceler ile doğal varlıklar ortak miras kapsamındadır. İnsanlığın ortak mirası günümüz uygarlığının gelişmesine katkıda bulunmuştur. Yüzyılların birikimi sonucu oluşan ortak miras, sadece ortaya çıktığı toplumun değil, bütün insanlığın malıdır. Bu nedenle ortak mirastan yararlanmak tüm toplumların hakkıdır. İnsanlığın ortak mirası bu mirastan yararlanıldıkça yaşayacaktır. Ortak mirasın yaşatılması için her kuşağın onu zenginleştirerek kendinden sonraki kuşağa bırakması gerekir. Bu nedenle nerede olursa olsun ortak mirası
korumak ve geliştirmek tüm insanlığın sorumluluğudur.

7.sınıf 7.ÜNİTE: Ülkeler Arası Köprüler konu anlatımı ve konu özetleri

İnsanlığınSanat Mirası
İnsanlığınEdebiyat Mirası
İnsanlığınBilim Mirası
İnsanlığınDüşünce Mirası
7.Ünite ÜLKELER ARASI KÖPRÜLER ÖZETİ




DIŞ POLİTİKANIN TEMEL İLKELERİ
Milli Mücadele Sırasında Dış Politika (1919-1923)
Giriş: L Dünya Savaşı'nın galip devletleri, mağlup ettik­leri Osmanlının topraklarını kendi aralarında paylaşmaya girişmişlerdi. Ancak Milli Mücadele bu planlara ağır dar­beler indirmekteydi. Savaş döneminde Türk dış politi­kasının temel ilkeleri ortaya çıkmış, Erzurum Kongresi'nde dile getirilen tam bağımsızlık ilkesi Misakımilli ile dünyaya ilan edilmişti.
t TBMM ilk dış siyasi ilişkisini Sovyet Rusya ile kurmuş, bu ilişkiler Moskova ve Kars Antlaş­malarıyla sonuçlanmıştır. Anadolu'dan toprak kazanmak amacıyla hareket eden Ermenistan'ın emelleri Gümrü Antlaşması'yla sona ermiştir.
Sakarya Zaferi'nden sonra yapılan Ankara Antlaşması (1921) Fransa ile savaş durumu sona erdirmiştir. İtalya ile herhangi bir antlaşma gereği doğmamış, bu devlet II. İnönü Zaferi'nden sonra Anadolu'yu terk etmiştir. Esas düşman olan İngiltere ile de bir antlaşma olmasa dahi ilişkiler büsbütün kesilmemiştir. Bu arada İngiltere ile savaş halinde olan Afganistan'la bir ant­laşma yapılmıştır. Lozan Antlaşmasından sonra Türk dış politikası yeni bir sürece girmiştir.
Cumhuriyetin ilanından sonra Atatürk'ün bir sözünde vecizeleştirdiği gibi "Yurtta Sulh Dünyada Sulh" anlayışı dış politikada temel ilke olmuştur.
Bu ilke şu amaçlara yöneliktir.
Her koşulda siyasal bağımsızlığı korumak.
t Bağımsızlığına saygı duyan ülkelerle ilişkileri geliştirmek.
İç işlerine karışılmasını önlemek.
Başka ülkelerin iç işlerine karışmamak.
Ülke sınırlarına saygılı olmak.
İyi komşuluk ilişkilerini geliştirmek.
Uluslararası sorunları silaha başvurmadan diplomasiyle çözmek.
Dış barışı, iç barışın temelleri üzerinde inşa etmek.
Ulusun yaşamı tehlikede olmadıkça savaştan kaçınmak.
Milli siyaset dediğimiz zaman kasteddiğim mâna şudur; Milli hudutlarımız dahilinde her şeyden evvel kendi kuv­vetimize dayanarak varlığımızı koruyup memleketin hakiki saadet ve imarına çalışmak. Gelişi güzel aşırı emeller peşinde milleti oyalayıp zarara sokmamak. Medeni dünyadan, medeni ve insani muamele ve karşılıklı dostluk beklemek.

Atatürk

İNSANLIĞIN ORTAK MİRASI nelerdir? İnsanlığın Sanat Mirası İnsanlığın Edebiyat Mirası İnsanlığın Bilim Mirası İnsanlığın Düşünce Mirası Doğal Varlıklar ve Tarihi Eserler

İNSANLIĞIN ORTAK MİRASI
İnsanlığın Sanat Mirası: Bir duygunun, düşüncenin, doğal güzelliğin, yaratıcılık katılarak anlatılmasına sanat denir. Mimarlık, heykel, müzik, tiyatro, roman, öykü sanat dallarından bazılarıdır. İlk çağlarda insanların mağara duvarlarına çizmiş oldukları resimler ilk sanat ürünleridir. İlk çağlardan günümüze sanat anlayışı Çin, Hint, Mısır, Mezepotamya, Yunan, Anadolu, İnka, Aztek gibi pek çok uygarlığın katkısıyla gelişmiş ve gelişmeye devam etmektedir. Evrensel değer taşıyan sanat eserleri, geçmişten günümüze ulaşabilmiş, daha sonraki eserlerin yapımında örnek alınmıştır.
İnsanlığın Edebiyat Mirası: Edebiyat olayların, düşüncelerin, duyguların ve hayallerin yazı dili aracılığıyla şekillendirilmesine denir. İnsanlığın edebiyat mirasını, geçmişten günümüze uzanan şiir, öykü, destan, roman, tiyatro oyunları vb. oluşturur. Gılgamış Destanı, Oğuz Kağan Destanı, Homeros’un İlyada ve Odesa’sı William Shakespeare (Vilyım Şekspir)'in Romeo ve Juliette (Romeo ve Jülyet)’i, Servantes'in Don Kişot’u, Viktor Hugo'nun Sefilleri insanlığın edebiyat mirasına örnek olarak verilebilir.
İnsanlığın Bilim Mirası: İnsanın doğaya egemen olma çabası bilimi ortaya çıkarmış, insanlığın bilim mirası İlk Çağdan günümüze oldukça büyük bir ilerleme kaydetmiştir. İlk Çağda Babilliler, Yunanlılar, Çinliler, Mısırlılar Orta Çağda İbn-i Sina, Harzmi gibi İslam bilim adamları, Yeni Çağda Paskal, Dekart (matematik), Kopernik (güneş sistemi), Kepler, Galile (astronomi), Newton (yer çekimi yasası) bilim mirasına katkıda bulunmuşlardır. İçinde bulunduğumuz ve “Bilgi Çağı”, “Uzay Çağı”, “Atom Çağı” olarak adlandırılan çağımızda ise bilim ve teknoloji hayal edilemez bir noktadadır. Bilim ve teknolojideki gelişmeler ulaşım, sağlık, eğitim ve diğer alanlarda büyük gelişmelere yol açmaktadır. Günümüzde bilim alanında ulaşılan bu nokta, insanlığın bilim mirası sayesinde olmuştur.
İnsanlığın Düşünce Mirası: Eski çağlardan beri insanlar; insanı ve evreni anlamaya çalışmış, bu çaba sonucunda da düşünce gelişmiştir. İlk Çağdan günümüze Herakleitos (Heraklit), Thales (Tales) Konfüçyüs, Buda, Sokrates (Sokrat), Platon, Aristoteles (Aristo), J.J. Rousseau (Ruso), Voltaire (Volter), Machievelli (Makyavelli), Montesquie (Montskiyö) Diderot (Didero), Comte (Komt), Durkheim (Durkaym) gibi düşünürler düşünce mirasını geliştirip zenginleştirmişlerdir. Günümüzdeki özgürlük, eşitlik, adalet, demokrasi, insan hakları, akılcılık, bilimsellik gibi değerler insanlığın düşünce mirası sayesinde oluşmuştur
Doğal Varlıklar ve Tarihi Eserler: Deniz, göl, akarsu, şelale, dağ, orman gibi doğal varlıklarla, geçmişten günümüze uzanan tarihî eserler insanlığın ortak mirasıdır. Tüm insanlar doğal varlıklardan ve tarihî eserlerden yararlanma hakkına sahiptir. 

Perşembe

6.ÜNİTE: Yaşayan Demokrasi ünitesinin özeti


Türkiye Cumhuriyeti’nden önce kurulan Türk devletlerinde yönetme yetkisinin Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı. Toplum babadan oğula geçen saltanat rejimiyle yönetilirdi. Osmanlı Devleti’nde 1839 yılında ilan edilen Tanzimat Fermanı ile ilk kez ülke yönetiminde kanunun üstünlüğü kabul edildi. I. Meşrutiyet ve II. Meşrutiyet dönemlerinde halkın yönetime katılımı kısmen de olsa sağlandı ve anayasal devlet düzenine geçildi.
Demokrasi yolundaki en büyük adım 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasıyla oldu. Bu gelişmeyle egemenlik kayıtsız şartsız millete geçti. 29 Ekim 1923’te cumhuriyetin ilanıyla yeni Türk Devleti’nin yönetim şekli belirlendi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin nitelikleri Anayasamızın 2. Maddesiyle belirlenmiştir. Buna göre Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, insan haklarına saygılı,
demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Ülkemizde yasama, yürütme ve yargı yetkileri farklı devlet organları tarafından kullanılır. Yargı bağımsızdır ve yasama ve yürütmenin uygulamalarını denetler.
Demokrasilerde halkın yönetimde söz sahibi olmasını sağlayan ilke katılımcılıktır. Haklarını bilen, olumsuz durumlara demokratik biçimde müdahale eden vatandaşlar, demokrasinin daha iyi işlemesine katkıda bulunur. Vatandaşlar seçme ve seçilme hakkını kullanarak yönetime katılır ve yöneticileri denetlerler. Devletin karar alma süreçlerini bireyler, sivil toplum örgütleri, medya ve siyasi partiler etkiler.
Demokrasi hem bir yönetim şekli hem de bir yaşam biçimdir. Demokrasi, demokratik ilkelerin yaşamımızın her alanında uygulanmasıyla gerçekleşir. Demokrasi yaşamımızın her alanında olmak zorundadır. Ancak bu şekilde gerçek demokrasiden söz edilebilir.

Hukuk Devleti ne demektir? Hukuk Devletinin özellikleri

Hukuk devleti, her türlü çalışmalarını anayasaya, yasa ve diğer tüm hukuk kurallarına dayandıran ve yargı denetimine bırakan devlet demektir. Hukuk devletinde hukukun üstünlüğü söz konusudur. Bu nedenle tüm vatandaşların ve yöneticilerin hukuk kurallarına uymaları gerekir.
Kişiler arasında veya devletle kişiler arasında bir sorun olduğunda sorunun çözümü için mahkemeye başvurulabilir. Mahkemeler hukuk devletinin en önemli unsurlarıdır. Çünkü mahkemelerde hukukun üstünlüğü, adalet ve eşitlik ilkelerine göre sorunlara çözüm getirirler. Hukukun üstünlü gereği mahkemeler bağımsızdırlar ve hiçbir makamdan emir almazlar ve kararlarına müdahale edilemez.



Nüfus Mübadelesi (1923-1930)
Lozan'da "Türkiye ile Yunanistan nüfus değişimine gideceklerdir." şeklinde karar alınmıştır. İs­tanbul, Gökçeada (İmroz), Bozcaada Rumları ile Garbi Trakya (Batı Trakya) Türkleri değişimin dışında kalacaktır (Etabli sayılacaklardır)
Antlaşmadan sonra yapılan görüşmeler Yunanistan'ın İstanbul'da daha fazla Rum bırakmaya çalışması nede­niyle sonuçsuz kalmıştır. Konferansta kullanılan etabli (yerleşik) kavramının hukuki içeriğinin tam olarak ta­nımlanmamış olması tartışma konusu olmuştur.
Konu Milletler Cemiyetine, oradan da Lahey Adalet Divanı'na götürülmüş, ancak bu divan nihai bir karara varamamıştır.
Bunun üzerine iki devlet arasındaki ilişkiler gerginleş­miş, karşılıklı olarak mülklere el konulmuştur.
1926-1930'da sorun çözülmüştür. Batı Trakya Türkleri ve İstanbul'un Rumları bölgeye yerleşme tarihine ba­kılmadan mübadele dışında tutulmuştur.
1930'da Yunan Başbakanı Venizelos'un Türkiye'yi ziya­ret etmesi Türk-Yunan ilişkilerinin 1954 Kıbrıs sorunu­na kadar dostça devam etmesini sağlamıştır.

Batı Trakya: Meriç Irmağı ile Karasu arasında yer alan bölgedir. Güneyinde Ege Denizi, kuzeyinde Ro-dop Dağları ile çevrilidir. Yaklaşık 8578 kilometrekaredir. Üç mülki bölüme ayrılmıştır. Dedeağaç (Euros), Gümülcine (Rodop), İskeçe (Xanthi).

Sosyal Devletin yapısı nasıl olmalıdır? Sosyal Devlet ne demektir? Sosyal Devletin sorumlulukları

Sosyal devlet, vatandaşların sosyal durumlarını iyileştirmeyi, onlara belirli bir yaşam düzeyi sağlamayı, onları sosyal güvenliğe kavuşturmayı kendisine ödev bilen devlet anlayışıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sosyal devlet anlayışıyla Anayasa ile belirlenen sosyal ve ekonomik ödevleri yerine getirmektedir.
Vatandaşlar insanca bir yaşam sürdürebilmek için çalışmak zorundadır. Vatandaşların çalışıp kendilerine ve devlete yararlı olmaları için iş imkânları yaratmak devletin görevlerinden biridir. Çalışma ve Sosyal ve Güvenlik Bakanlığına bağlı bir genel müdürlük olan Türkiye ‹ş Kurumu işsizliği önlemek, iş arayanlara iş bulmak ve işverenlerle iş arayanları bir araya getirmek gibi görevleri yapmaktadır. Devlet çalışanların sosyal güvenliklerini sağlamak amacıyla Emekli Sandığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ve BAĞ-KUR gibi sosyal güvenlik kurumları kurarak,
çalışların sosyal güvenliklerini sağlamıştır. Günümüzde bu kurumlar Sosyal Güvenlik Kurumu adı altında birleştirilmiş ve görevine devam etmektedir.
Sosyal devlet tüm vatandaşların beden ve ruh sağlığı içinde insanca yaşamasını sağlamakla yükümlüdür. Bu nedenle devlet anne, çocuk, genç, yaşlı, sakat ve çalışamayacak durumda olanları korumakla yükümlüdür. Çocuklar için açılan çocuk esirgeme kurumları, yaşlılar için açılan darülaceze gibi kurumları bu amaca yöneliktir.

Demokratik Devlet nasıl olmalıdır? Demokratik Devlet anlayışı nasıldır? Demokratik devlet hakkında kısa bilgi

Demokrasi halk idaresi demektir. Yani halkın kendi seçtiği yöneticiler tarafından yönetilmesidir. Millet egemenliğini, anayasanın koyduğu esaslara göre ve yetkili organlar eliyle kullanılır. Yöneticiler, her beş yılda bir, halkın eşit ve genel oyu ile seçilir. Seçimlerde oy kullanarak vatandaşlık görevini yerine getiren halk, yönetimde söz sahibi olur. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde azınlıkta kalanların da hak ve hürriyetleri güvence altındadır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde kanunlarda belirtilen yaş ve özelliklerdeki herkes siyaset yapabilir. Belli bir amaca ulaşmak için izlenen yol anlamına gelen siyaset, siyasal partilerde yapılır. Ülkemizde siyasal yaşam çok partilidir. Siyasal partiler demokrasinin ve demokratik yaşamın vazgeçilmez ögelerindendir. Siyasi partiler anayasa ve yasalara uygun olarak, önceden izin alınmadan serbestçe kurulur. Türkiye Cumhuriyeti’nin yapısına, Türk milletine, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına karşı olmamak koşulu ile tüm partilerin her türlü faaliyeti serbesttir.
Demokrasi sadece devlet yönetiminde değil, yaşamımızın her alanındadır. Ailede, okulda ve toplumsal hayatın her alanında demokrasi vardır. Örneğin bir apartman bile demokratik ilkelere uygun yönetilir. Apartman yönetimi, o apartmanda oturanların oylarıyla seçilir. Tüm kararlarda apartman sakinlerinin görüşü alınır. Giderlerle ilgili kayıtlar tutulup harcamaların nerelere yapıldığı apartman sakinlerine duyurulur.

Laik Devlet nedir? Laik Devlet anlayışı nasıl olmalıdır? Laik Devletin getirdikleri

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde herkes istediği dine inanabilir ve bu dinin gereklerini yerine getirebilir. Farklı dini inançlardaki kişiler yasalar önünde eşittir. Devlet, kişilere inançlarından dolayı ayrıcalıklı davranmaz. Devlet yönetimi, akıl ve bilim ilkelerine dayanır, yani demokrasiyi benimser. Hukuk kuralları dini değil, aklı ve bilimi esas alır. 
Atatürk “Hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir.” sözü ile laikliğin temeli olan bilimin önemini göstermiştir. Laiklik sayesinde toplumsal yaşam huzur ve barış içinde sürdürülebilmektedir.



Musul sorunun Türkiye'nin aleyhine sonuçlanmasının nedenleri
Milletler Cemiyetinin İngiltere'nin etkisinde olması
^ Bölgenin stratejik açıdan önemli olması ve petrole sahip olması
t Şeyh Sait İsyanının Türkiye'yi diplomasi masasında güç duruma düşürmesi, askeri ve ekono­mik açılardan zayıflatması
Türkiye'nin bir an önce Batılı devletlerle anlaşma yoluna gidip güvenli sınırlara kavuşarak içte­ki reformlarını gerçekleştirmek istemesi
(Bkz. Baskın Oran Türk Dış Politikası, iletişim yayınları.)
c. Ankara Antlaşması 5 Haziran 1926
Musul, İngiltere mandası altındaki Irak'a bırakıldı.
Irak bölge petrolünden sağlanan gelirin %10'unu 25 yıl süreyle TürKiyeYe wr
Sınırların, karşılıklı olarak korunması kabul edildi.
(Türkiye'nin bir miktar para alarak hakkından vazgeçtiği konusu tamşıimaktadrj
Hakkari sınırında Türkiye lehine bazı düzeltmeler yapılmıştır.
Musul'da yaşayan Türklerle ilgili önemli bir karar alınmamıştır.

Misakımilli açısından bu sorun Türkiye'nin aleyhine çözülmüştür.

Atatürk Milliyetçiliği nasıl olmalıdır? Atatürk nasıl bir milliyetçiydi?

Günümüzde bağımsız ve çağdaş bir millet olarak kendi vatanımızda kardeşçe yaşıyoruz. Kültürümüzü yaşayıp geliştiriyoruz. Bu gün Türk milletinden ve kültüründen, bağımsız Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden söz edebiliyorsak, bu Atatürk milliyetçiliği sayesinde olmuştur. “Kişinin içinde yaşadığı toplumu sevmesi onu yükseltmek ve yüceltmek içi çalışması” olarak tanımlayabileceğimiz Atatürk Milliyetçiliği, Millî Mücadele’nin kazanılmasında başlıca rolü oynamıştır. Türk milletinin millî birlik ve beraberliği, tam bağımsızlığı ve çağdaşlaşması Atatürk milliyetçiliği sayesinde olmuştur. Çünkü Atatürk milliyetçiliği birbirine sıkı sıkıya kenetlenmiş bir toplum öngörür. Siyasette, ekonomide, dilde, kültürde tam bağımsızlığı amaçlar. Türk kültürünün çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarılmasını hedeşer. Akılcı ve ilericidir. Irkçılığı reddeder,
ben Türk’üm diyen herkesi Türk kabul eder.



Irak Sınırı - Musul Sorunu
a. Konuyla İlgili Gelişmeler:
Lozan'da, Irak sınırının belirlenmesi Türk - İngiliz görüşmelerine bırakılmıştır.
İngiltere zengin petrol yataklarının bulunduğu İrak'ta manda yönetimi kurmuş, bu nedenle bölgenin Türkiye'ye verilmesine şiddetle karşı çıkmış, Türkiye'nin halk oylaması önerisini de reddetmiştir. Konferansın tıkanmaması için konuTürk-İngiliz görüşmelerine bırakılmıştır. Konu 1924'te toplanan Haliç Konferansı'nda ele alınmıştır.
Ancak Türk - İngiliz görüşmelerinden bir sonuç alınamayınca sorunun çözümü Milletler Cemiyeti'ne bırakılmıştır. Cemiyet, Musul'u Irak'a devretmiştir. Milletler Cemiyeti geçici bir sı­nır belirlemiş, buna Brüksel Hattı denilmiştir.
Bu olumsuz gelişmeler sonucunda Türkiye savaş hazırlıklarına başlamıştır. (1924)
Doğu Anadolu'da Şeyh Sait İsyanının çıkması üzerine (1925) Türk Ordusu isyanı bastırmakla uğraşmış, bu sırada ingiltere Musul Bölgesi'ne yeni takviye kuvvetler sevk etmiştir.

p Milletler Cemiyeti'nin önerilerine katılan Türkiye, İngiltere ile anlaşmak zorunda kalmış, Ankara Antlaşması ile Musul, Irak'a bırakılmıştır.

Meşrutiyet yönetimi nasıl bir yönetimdir? Meşrutiyet yönetimi ne zaman başlamıştır? Meşrutiyet hakkında kısa bilgi

1876 yılında kabul edilen Kanunuesasi ile meşrutiyet yönetimi başlamıştır. Meşrutiyet yönetimi, halkın yönetime kısmen katılmasını sağlamıştır. Bunun için milletvekili seçilen temsilciler Meclis-i Mebusan’da görev yapmışlardır. Bununla birlikte I. Meşrutiyet adı verilen bu dönemde padişahın yetkilerine dokunulmamış, padişahın yönetimdeki hâkimiyeti devam etmiştir. Padişahın yönetimdeki yetkilerinin kısıtlanması ise 1908’de ilan edilen II. Meşrutiyet’le olmuştur. 1912 yılından itibaren de siyasi partiler Mecliste faaliyet göstermeye başlamışlardır.



Yabancı Okullar Sorunu
Lozan'da çözüm: Yabancı okullarTürk kanunlarına tabi olacaklardır.
TBMM 3 Mart 1924'te çıkardığı "Tevhid-i Tedrisat" kanunuyla ülkedeki bütün okullar Milli Eği­tim Bakanlığı'na bağlamıştır.
Bakanlık yabancı okulların uyması gereken şartları belirlemiştir: Bunlar
Yabancı okullarda en az bir idarecinin Türk olması
Tarih, coğrafya ve Türk dili derslerinin Türk öğretmen tarafından okutulması
Türk müfettişler tarafından okulların denetlenmesi
Misyonerlik çalışmalarında bulunulmaması
Bu koşulları kabul etmeyen birçok yabancı okul kapanmıştır. Bu okulların oldukça akla uygun olan bu koşulları kabul etmemiş olmaları Osmanlı zamanında hiçbir kısıtlamaya tabi olmadıklarının gösterge­sidir. Bu sorunun çözümüyle ulusal bağımsızlığa aykırı hareketler önlenmiş ve ulusal, toplumsal değerler korunmuştur.

Yabancı okulların çoğu Fransızlara ait olduğu için bu duruma en çok bu devlet tepki duymuştur. Tür­kiye bu sorunu tek taraflı olarak çözmüştür. (Bu sorun uluslararası diplomasinin bir konusu olmamıştır.)

7.sınıf 6.ÜNİTE: Yaşayan Demokrasi konu anlatımı ve konu özetleri

Divanı hümayunun Asil Üyeleri
Meşrutiyet yönetimi
Atatürk Milliyetçiliği
Laik Devlet
Demokratik Devlet
Sosyal Devlet
Hukuk Devleti
6.ÜNİTE: Yaşayan Demokrasi ünitesinin özeti




Deniz Bank (1937): Deniz işletmeciliği ve bankacılık işlemleri yapmak üzere kurulmuştur.
Eti Bank: Yeraltı kaynaklarının değerlendirilmesi için 1935'te kurulmuştur.
Türkiye Emlak ve Kredisi Bankası: Konut yapımına destek olmak üzere kurulmuştur. (1936)

Halk Bankası: Esnaf ve sanatkârın kredi ihtiyacını karşılamak üzere 1933'te kurulmuş ancak 1938'de faaliyete geçebilmiştir.


1923 - 1932 DÖNEMİ DIŞ POLİTİKASININ ÖZELLİKLERİ
Bu dönemde; Lozan'ın sağladığı düzeni devam ettirmek ve Lozan'dan kaynaklanan sorunları çöz­mek amaçlanmıştır. Bunlar; yabancı okullar sorunu, Irak sınırı, nüfus mübadelesi ile silahsızlanmaya yö­nelik Kellog-Briand Paktına ve dünya barışına katkı yapmak için Milletler Cemiyeti'ne üyelik konularıdır.

Divanı hümayunun Asil Üyeleri, Divanı hümayun kimlerden oluşur?

Sadrazam, padişahın vekili olup devlet idaresinde büyük yetkiye sahipti.
Vezirler, paşa unvanı taşırlar ve bakanlık ve valililik gibi önemli görevler yaparlardı.
Nişancı, padişah fermanlarına ve beratlarına tuğra (imza) çekerdi. Devletin en önemli gelir kaynağı olan arazilerin kayıtlarını içeren tahrir defterlerini tutarlardı.
Defterdarlar, devletin gelir ve giderlerinden, yani maliyeden sorumluydu.
Kazaskerler, kadı ve müderrislerin atama ve tayin işleri ile ordunun davalarına ve devleti ilgilendiren davalara bakarlardı.




TC. Merkez Bankası 3 Ekim 1931
Osmanlı Devleti'nde merkez bankası görevini İngiliz ve Fransız ortaklığıyla kurulmuş olan Osmanlı Bankası yerine getirmekteydi.
Ülkede ulusal bir merkez bankası kurulması, ilk kez İzmir İktisat Kongresi'nde ele alınmıştı.
Merkez Bankası'nın kurulması kararı 1927'de verilmiş, bu amaçla Ali İktisat Meclisi'nce çalışma­lar yapılmış, Almanya'dan uzmanlar getirilmiş ve İtalya'nın da desteğinin sağlanmasına çalışılmıştır. Bu yüzden de uygulamaya ancak 1932'de geçilebilmiştir.
Merkez bankası 3 Ekim 1931'de kurulmuş ve resmen 1 Ocak 1932 tarihinde çalışmaya başlamıştır. TCMB'nin Açılırken Belirtilen Görevleri:
Memleketin iktisadi kalkınmasına yardımcı olmak,
Para piyasasını düzenlemek,
Hazine işlemleri yapmak,
Hükümetle birlikte Türk parasının değerinin korunmasına yöneliktüm önlemleri almak.
b. Atatürk Döneminde kurulan Bankalar
İş Bankası: Bakanlar kurulu kararıyla anonim (1924) bir şirket alarak kurulmuştur. Bakanlar kurulu kararıyla kurulmasına rağmen özel sektör bankasıdır.
Kuruluş gerekçesi: ziraat, sanayi, maden, enerji, sigortacılık gibi alanlarda yatırım yapmak, yatırım yapacaklara sermaye vermektir

Çarşamba

Sanayi ve Teknolojide Meydana Gelen Gelişmelerin kısa kronolojik sıralaması

1765 James Watt, buhar motorunu icat etti.
1804 Galler’de raylar üzerinde ilerleyen ilk buharlı lokomotif yapıldı.
1825 İngiltere’de ilk buharlı tren yolu açıldı.
1831 Micheal Faraday, elektrik üretebilen küçük bir jeneratör üretti.
1850 Seri olarak üretilmeye başlanan dinamolar aydınlatma amacıyla kullanılmaya başlandı.
1856 Henry Bessemer, dökme demiri çeliğe dönüştüren ekonomik bir yöntem buldu.
1859 Petrol ilk defa Amerika Birleşik Devletleri’nde işletilmeye başlandı, ilk petrol kuyusu açıldı. Petrol ilk olarak aydınlatmada kullanıldı.
1866 Avrupalı mühendisler patlamalı motoru icat ettiler. Bu buluşu, Alman Rudolf Diesel’in geliştirdiği içten yanmalı motor izledi.
1878 Thomas Edison, akkor lambayı buldu.
1890 Fransa’da ilk elektrikli tramvay icat edildi.
1885 Benz, petrolle çalışan arabayı geliştirdi.
1914 Avrupa’da iki milyona yakın taşıt trafikte bulunmaktaydı.



Türkiye Sanayi ve Maadin Bankası (1925): Osmanlı Devleti'nden kalan sanayi yatırımlarını faal hale getirerek özel sektöre devretmek amacıyla kurulmuştur. Ayrıca maden imtiyazları alıp işletmek görevleri bu bankaya verilmiştir.

Sümerbank (1933): En önemli sanayi yatırımı Sümerbank'tır.Tamamı devlete aittir. Önceliği ham maddesi ülkede olan sanayi dallarında yatırım yapmaktı. Birinci beş yıllık planda öngörülen hedeflere ulaşmada motor görevi görmüştür.

Sanayi İnkılabının özellikleri, Sanayi İnkılabı neye denir?

Avrupa’da Rönesans, reform hareketlerinin yol açtığı özgür düşünce, bilim ve teknik alanda önemli gelişmelere yol açtı. Teknik gelişmelerin üretim alanına uygulanmasıyla da Sanayi İnkılabı gerçekleşti.
Üretimde kol gücünden makine gücüne geçilmesine Sanayi İnkılabı denir.
18. yüzyıla kadar dünyada her türlü üretim insan gücüyle yapılıyordu. Günlük hayatta kullanılan tüm eşyalar, örneğin kaşık, tarak, masa, giysiler insan eliyle üretiliyordu. 1765’te buhar motorunun icat edilmesiyle bu üretim biçimi köklü bir değişmeye uğradı. Buhar gücüyle çalışan makinelerin üretimde kullanılmasıyla Sanayi İnkılabı başlamış oldu. İlk olarak İngiltere’de başlayan Sanayi İnkılabı daha sonra diğer Avrupa ülkelerine de yayıldı. Dokuma sanayisinde başlayan makineleşme daha sonra diğer alanlara da yayıldı. Kömür, petrol ve su gücüyle çalışan fabrikalar kuruldu. Üretim ucuzladı ve bollaştı.
Sanayi İnkılabı, taşımacılık alanında da büyük gelişmelere yol açtı. 1804’te Galler’de raylar üzerinde ilerleyen ilk buharlı lokomotif yapıldı. Zaman içinde yapılan buluşlarla lokomotişerin hızı ve gücü yükseltildi. Trenler, taşımacılıkta oldukça önemli araçlar hâline geldiler. Trenlerin gelişimine paralel olarak demir yolu yapımı da hızlandı. 1830 yılından 1850 yılma kadar İngiltere’de 10 000 km demir yolu yapıldı. Bunu izleyen 20 yıl içinde Avrupa’da biraz daha fazla demiryolu döşendi. ABD’de de demiryolu yapımına büyük önem verildi. Demiryolları sayesinde pazarlar birleşti,
mesafeler kısaldı, demir yolunun gelişimi Sanayi İnkılabı’nın etkilerinin yayılmasına da katkıda bulundu. 1856 yılından itibaren dökme demiri çeliğe dönüştüren ekonomik bir yöntemin bulunmasıyla çelik üretimi daha ucuz ve kolay hâle geldi. Çelik üretimininartması demir yolu yapımını hızlandırdı.
Sanayi İnkılabı pek çok alanda yeni gelişmelere neden oldu. Bu gelişmelerde petrolün ve elektriğin yaygın olarak kullanılmaya başlaması etkili oldu.

Aydınlanma Çağı ne zamana denir? Aydınlanma Çağının özelliği

Rönesans, reform ve bilimsel gelişmeler, 17 ve 18. yüzyıllarda Avrupa’da yeni bir dönem başlattı. Her konuda akla öncelik veren bir düşünce sistemi gelişti. Bu düşünce sistemi insanı ve insanın doğadaki yerini, dine değil, akla dayanarak açıklamayı amaç edindi. Bilgi edinme yöntemi olarak gözlem ve deneyi esas aldı. Bu düşünce sisteminin etkisiyle bilim ve felsefe alanında büyük gelişmeler oldu. Avrupa’da akla dayanan düşünce sisteminin egemen olduğu döneme Aydınlama Çağı denir.
Aydınlanma Çağında özellikle doğa bilimleri hızlı bir gelişme göstermiştir. Bu dönemin önemli bilim insanları Newton, Kopernik, Galileo ve Descartes (Dekart)’tır.



Yeni Türk Devleti'nin İlk Yıllarında Mali Politikalar
Osmanlı Devleti son dönemlerinde kapitülasyonlar ve Düyun-u Umumiye nedeniyle bağımsız bir maliye politikası uygulayamamıştır. Lozan Antlaşması ile kapitülasyonlar ve Duyun-u Umumiye idaresi ortadan kaldırılınca yeni devlet kendi mali politikasını uygulamaya koymuştur. Bir yandan Osmanlıdan kalan borçlar ödenmiş, diğer yandan açık vermeyen bütçeler yapılmış, para denetimi gerçekleşmiş, kamu harcamalarında savurganlığa izin verilmemiştir. Bağımsız gümrük politikası uy­gulanmıştır. 1929'de Menkul Kıymetler ve Borsalar Kanunu çıkarılarak kambiyo denetimi başlamıştır.
Böylece;
Paranın değeri korundu.
Paranın denetimi sağlandı. (Merkez Bankasının kurulması ile)
Üretim olanaklar ölçüsünde artırıldı.
Anti enflasyonist politikalar izlendi.
Sosyal devlet anlayışına önem verildi.

Dış borçlanmadan kaçınıldı.

Hümanizm hakkında bilgi, Hümanizm nedir?

Hümanizm, insanı insan yapan değerlere saygıyı öne çıkarmak isteyen bir düşünce akımıdır. Hümanizme göre insanla ilgili konuların, doğaüstü inanışlarla açıklanması mümkün değildir. Hümanizme göre doğruyu bulmak insanın bir yetisidir. Gerçek, gözü kapalı kabullenmelerle değil, bilimsel şüphecilik ve bilimsel yöntemle bulunmalıdır. Hıristiyanlığın görüşlerine karşı çıkan Hümanistler, antik dönem eserlerine büyük hayranlık duymuşlardır. Dante, Petrarca ve Boccacio gibi sanatçıların öncülüğünde gelişen Hümanizm, eski Yunan ve Roma edebiyatlarından yola çıkarak bütün insanlığa seslenmek amacını gütmüştür.
Hümanizm, bilim ve sanatta insan odaklı bir anlayışa yol açtı. İtalya’nın Şoransa, Roma, Venedik gibi şehirlerinde, başta Mediciler olmak üzere pek çok zengin soylu aile, sanatçıları koruyarak onlara destek verdiler. Bu destek bilim, edebiyat, resim, heykel ve mimarlıkta büyük gelişmelere yol açtı. Bu dönemde halka açık düzenlenen sergilerle toplumun sanata yönelik ilgisi artırıldı.


Sağlık Sektörü
Osmanlı Devleti'nde 20. yüzyıl başlarında meydana gelen sürekli savaş, göç gibi nedenlerle sağlık hizmetleri aksamıştır.
Yeni Türk Devleti sağlık işlerini "halkçı" bir anlayışla ele almıştır.
1920'de Sağlık Bakanlığı kuruldu.
Sağlık örgütü geliştirildi.
Devlet hastaneleri açıldı.

Bulaşıcı hastalıklarla mücadele edildi. (Verem, Sıtma, Trahom) (Bunların yanında Beden Eğitimi Teşkilatı kurulmuştur.)
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner