Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma

Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 165, 167, 169 ve 170 cevapları


Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 165, 167, 169 ve 170 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 165
Sayfa 167
Sayfa 169
Sayfa 170
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
Avrupa Hun Devleti
yüzyılın sonlarına doğru Balamir’in önderliğinde batıya doğru ç eden Hunlar, Kavimler Göçü’ne neden olmuşlardı. Hunların bir kısmı Doğu Anadolu’ya yönelirken, bir kısmı da Balamir’in ölümünden sonra, oğlu ya da torunu olduğu sanılan Uldız’ın liderliğinde Karpat dağlarını aşıp Macaristan’a girerek Avrupa Hun Devleti’ni kurdu.
Avrupa Hun Devletinin dış politika Uldız zamanında belirlenmiştir. Bu politikaya göre; Bizans baskı altında tutulacak ve Cermen kavimlerine karşı Batı Roma İmparatorluğu ile işbirliği yapılacak. Hunların Tuna boylarında rülmesi Kavimler Göçünün ikinci yük dalgasını başlat. Bunun sonucunda Barbar Kavimleri Roma topraklana girmeye başlayınca, Batı Roma Uldız’dan yardım istemiştir. Uldız, bir yandan Batı Roma’yı Germen (Barbar) kavimlerden kurtarmış, bir yandan da Vandal, Süev,  Alan gibi Germen kavimlerini Ren Nehri ötesine, Galya’ya (Fransa) göçe zorlamıştır.

409  yılında Tuna’yı  geçen  ve  Bizans’a  gücünü  stermek   isteyen  Uldız, kendisiyle barış görüşmeleri  yapmak için gönderilen Bizans elçisine “Güneşin battığı yere kadar her yeri zapt edebilirim” diyerek meydan okumuştur.
Uldız zamanında Hunlar, Orta Avrupa’dan Hazar Denizi’nin  doğusuna kadar uzanan geniş topraklara sahip olmuşlardır. Onun  çalışmaları  sonucunda Hunlar,
yüzyılda  merkezi  otoriteye  sahip  kuvvetli  bir  devlet  olarak   ortaya  çıktılar. Uldız’ın 410 yılında ölümünden sonra yerine Karaton geçti. On yıl kadar hükümdarlık yapmış olan Karaton dönemi ile ilgili bilgiler son derece azdır.

Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 158, 159, 162, 163 ve 164 cevapları


Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 158, 159, 162, 163 ve 164 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 158
Sayfa 159
Sayfa 162
Sayfa 163
Sayfa 164
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
Kavimler Göçü
Çi-Çi’nin  ölümünden  sonra  Kırgız  bozkırlarında     (Aral  Gölü   ve  Güney Kazakistan) toplanan Hunlar, buralarda yaşayan Türk boylarıyla birleşerek güçlendiler. Avrupa Hunlarının ataları olan bu topluluklar 350  yıllarında batıya yöneldiler. İlk olarak Aral Gölü ve Hazar Denizi’nin  kuzeyindeki Alan ülkesini ele geçirdiler.
İlerlemelerini sürdüren Hunlar 375 yılında İtil (Volga) Nehri’ne ulaştılar. Bu tarihlerde Hunların başında Balamir adında bir hakan bulunuyordu.
Balamir’in idaresinde Volga’dan batıya doğru ilerleyen Hunlar, önce Ostrogotları yendiler. Daha sonra da Vizigotları yenip, onların topraklarını ele geçirdiler. Doğudan batıya uzanan bu Hun akını, Avrupalılan barbar adını verdiği Cermen kavimlerini (Franklar, Angıllar, Saksonlar, Vandallar, Burgordlar, Lombardlar ve Gepidler) yerlerinden ederek Roma İmparatorluğu’nun topraklarını alt üst eden bir kavimler hareketine neden oldu
B a r b a  kavimler ini ye değiştir mesin v Avr upanı etnik    yapısının değişmesine neden  olan  bu  büyük  olaya  tarihte  Kavimler  Göçü  denir (375).
Sonuçları: Hunların neden olduğu Kavimler Göçü; gerek Türk tarihi, gerekse Avrupa tarihi yönünden önemli sonuçlar meydana getirmiştir. Bu sonuçlardan bazıları şunlardır:
Barbar kavimlerin topraklarına girmesini önleyemeyen Roma İmparatorluğu, Batı ve Doğu Roma İmparatorluğu olarak 395 yılında ikiye bölündü.
476 yılında Batı Roma İmparatorluğu yıkıldı.
Avrupa, yüzyıla yakın bir süre karışıklık içinde kaldı.
Çeşitli kavimlerin kaynaşması sonucunda yeni milletler ortaya çıktı. (İspanyollar,mİngilizler)
Günümüz Avrupa devletlerinin birçoğunun temelleri bu dönemde atıldı. İngiltere, İspanya vb.)
Avrupa’daki  krallıkların  sürekli  savaş ve  yağmaların  etkisiyle  eski  güçlerini yitirmeleri, feodalite rejiminin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
Barbar kavimleri arasında Hristiyanlık hızla yayılmaya başladı.
Avrupa’ya yerleşen Türkler buralarda çeşitli devletler kurdular.  (Avrupa Hun Devleti, Avar Devleti vb.)
Bazı tarihçilere göre bu olay, İlk Çağ’ın sonu Orta Çağ’ın başlangıcı kabul edildi.
Tarihçilerin bir bölümü Roma’nın ikiye ayrılışını (395) veya Batı  Roma’nın yıkılış tarihini  (476) Orta Çağ’ın başlangıcı olarak kabul ediyorlarsa da bu görüş pek geçerli değildirÇünkü  bikolayımeydangelmesinitek sebebKavimler Göçü’dür. Bu yüzden Kavimler Göçü’nün gerçekleştiği 375 tarihini İlk Çağ’ın sonu olarak kabul etmek daha doğru bir yaklaşımdır.

Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 152, 153, 154, 156 ve 157 cevapları


Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 152, 153, 154, 156 ve 157 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 152
Sayfa 153
Sayfa 154
Sayfa 156
Sayfa 157
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
Büyük Hun Devleti’nin Parçalanışı ve Yıkılışı
Büyük  Hun  Devletinin  Çinliler  karşısındak üstünlüğün  sona  ermesi, Çinlilerin ödedikleri vergiyi ve ipeği kesmesine neden oldu. Bu durum Hun devletini ekonomik açıdan  zor durumda bıraktı. Hunların tekrar ç toplayıp Çin’e karşı başlattıkları başarılı savaşlar sonucu kazanılan zaferler de kalıcı olamadı. Bu olumsuz gelişmeleri değerlendirmek isteyen Çinliler,  Hunlara karşı akınlarını artırdılar. Bu akınların sonucunda İpek  Yolu’nun hâkimiyeti MÖ 60’da Çinlilere geçmiştir. Bu durum karşısında Hun hakanı Ho-Han-Yeh (MÖ 58–31), Çin himayesine girmekten başka çare olmadığını düşündü. Bu düşünceye kardeşi Çi-Çi karşı çıktı. Bu düşünceyi utanç verici bulan Çi-Çi, Ho-Han-Yeh’in hükümdarlığını tanımadı ve devletin siyasî birliği parçalandı, Doğu Hunları ve Batı Hunları olarak ikiye bölündü (MÖ 58).
Batı Hunlarının başına geçen Çi-Çi, Çu ve Talas ırmakları arasındaki bölgeye yerleşerek ülkesini kurdu. Çi-Çi bu bölgede çevresi surlarla çevrili bir başkent inşa etti ve Çinlilerle mücadeleye başladı. 36 yılında Çi-Çi’nin başkentini kuşatan Çinliler, Çi-Çi’ye teslim ol çağrısı yaptılarsa da Çi-Çi kahramanca savaşarak ölmeyi tercih etti. Çin hâkimiyetine giren Doğu Hunları ise,  hükümdarları Ho-Han-Yeh’in ölümü ile Çinlilere karşı tekrar  mücadeleye giriştiler. Hükümdarları Yu-Tanhu (MÖ 18–46) zamanında tekrar bağımsızlıklarına kavuşarak, kuzeye doğru topraklarını genişletmişlerse de Yu-Tanhu’nun ölümü ile karışıklıklar tekrar başladı. Bu olumsuzlukların yanında birde Yu-Tanhu’nun oğulları arasında başlayan taht kavgaları, devletin tekrar Kuzey ve Güney Hunları diye ikiye ayrılmasına neden olmuştur.

Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 145, 146, 147, 148, 149 ve 150 cevapları


Bilge yayınları 7.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 145, 146, 147, 148, 149 ve 150 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 145
Sayfa 146
Sayfa 147
Sayfa 148
Sayfa 149
Sayfa 150
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
Mete Dönemi (MÖ 209–174)
MÖ 209 yılında Mete, şanyü unvanıyla Hun tahtına çıktı.  Çin kaynaklarında Mao-tun olarak geçen bu hükümdara Türk  tarihçileri Mete demiştir. Dünyanın en disiplinli ordusunu kuran  Mete, ülke içindeki karışıklıkları  önledi. Bu tarihlerde komşula güneyde Çin İmparatorluğu, güneybatıda Yüeçiler, doğuda ise Tung-hulardı.
Mete Han, ilk askerî zaferini kendisinden sürekli toprak isteyen Moğol kökenli Tung-hular üzerine yaptı. Onları ağır bir yenilgiye uğratarak topraklarını ele geçirdi.
İkinci seferi için Mete, nünü batıya, İpek Yoluna hâkim olan Yüeçiler üzerine çevirdi.
Onları da yenen Mete, İpek Yolu’nu kontrolü altına aldı (MÖ 203).

Hun-Çin İlişkileri
Mete, Yüeçilerden sonra Çin’e seferlere başladı. Bu sırada Çin’e Han sülalesi hâkimdi.  Çinliler,  Teoman  zamanında,  Çin’in   kuzeyindek otlakla Hunlardan almışlardı. Bu toprakları tekrar almak  isteyen Mete, Çin’e karşı ilk seferine çıktı.
Yapılan bu ilk seferin sonunda Çin sınırındaki Hun otlakları geri alındı (MÖ 201).
MÖ 197’de Çin imparatoru Kao-Ti bunun üzerine ordusuyla Mete’nin üzerine yürüdü. Ordusunu savaşa hazırlayan Mete bu arada bazı Çin beylerini de kendi yanına çekmeyi başardı. Öncü Hun birlikleriyle mücadele etmekten yorulan Kao-Tinin 320 bin kilik ordusunu Mete,   pusuya  düşürmeyi  başar ve onları yendi. Kaçan imparator Kao-Ti,  Pai-teng yaylasındaki bir kaleye sığınmak zorunda kaldı. İmparatoru  takip eden Mete onu kalede kuşattı. Daha sonra barış  ve dostluk  antlaşması imzalandı (MÖ 197). Bu antlaşmaya göre Çin, Sarı Irmak’ın güney taraşarını Hunlara terk etti. Ayrıca Çin; yiyecek ve ipek vermeyi, yıllık vergi ödemeyi de kabul etti. Bu antlaşma Doğu Asya tarihinde iki büyük devlet arasında imzalanmış ilk uluslararası antlaşmadır.
Mete Han, bütün Çin ülkesini egemenliği altına alabilecek güce sahip olduğu halde, bunu yapmadı. Mete’nin böyle davranmasında Çin topraklarının  geniş bir alana yayılmış olması ile Çin nüfusunun çok oluşu etkili olmuştur. Mete, Çin’in fethiyle buralara yerleşecek olan Türklerin Çin kültüründen etkilenerek benliklerini yitirip yok olacaklarını  düşünüyordu. Bu nedenle sadece Çin’i baskı altında tutup, vergiye bağlamakla yetindi.
Büyük Hun Hükümdarı Mete, MÖ 174 yılında öldüğünde  devletin  sınırları; doğuda Kore’ye, batıda Aral Gölü’ne, kuzeyde Sibirya’ya, güneyde ise Çin Seddi ve Tibet yaylası ile Karakurum dağlarına kadar uzanıyordu. Büyük Hun Devleti’nin askerî ve idari teşkilatı, ekonomik ve sosyal yapısı, hukuk ve sanatı kendisinden sonraki Türk devletlerince de örnek alınmıştır.

Sponsorlu Bağlantılar 2
banner