MEB yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
MEB yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe

MEB yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı sayfa 92, 104 ve 125 cevapları


MEB yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı sayfa 92, 104 ve 125 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Ekstra Bilgi:
TÜRK DEVLETLERİNDE
EKONOMİ
Orta  Asya’da  kurulan  ilk  r Devletlerinde  ekonomini temeli  başlangıçta hayvancılık   idi.  Dah sonrak dönemlerd is Türkler   tarı v ticaretl de ilgilenmişlerdir.
Hayvancılık
Orta Asya’nın iklimi ve yeryüzü şekilleri, Türklerin yaşadığı  b coğrafya da hayvancılığın  gelişmesini sağlamıştır.

Sayfa 92
Sayfa 104
Sayfa 125
 ____________________________________________________________
  Bu nedenle ilk Türk devletlerinde ekonominin temelini hayvancılık oluşturmuştur. Geniş bozkırlarda en çok beslenen hayvanlar at ve koyun idi. Bunlardan başka Türkler deve ve sığır da beslemişlerdir. Türkler beslediği hayvanların etinden, sütünden, yününden ve derisinden yararlanıyorlardı. Bunlardan elde edilen işlenmiş ürünler de ticaret mallarını oluşturuyordu. Koyunun yününü eğirip ip yapan Türkler, ipi de halı, kilim ve kumaş olarak dokuyorlardı. Bilim adamlarının halının ana vatanı olarak Orta Asya’yı göstermelerinin nedeni de budur.
Bozkır hayatında sebzeye karşı fazla bir istek duyulmazdı. Türklerin en önemli yiyecekleri et idi. Türkler en çok at ve koyun eti yerlerdi. Eti konserve yapmayı biliyorlardı. Etten sonra en çok t ve sütten yapılmış yiyecekler tüketirlerdi. Sütlü darı, peynir ve yoğurt en çok tercih edilen Türk yiyecekleri idi.
Türkler çeşitli hamur işlerini de yapmayı biliyorlardı. Ayrıca kısrak sütünden elde edilen kımız Türklerin millî içkisi idi.
 Hunlarda canlı hayvan ihracatı ticarette ilk sırada gelirdi. Göktürkler ise ihtiyaç fazlası hayvanlarını sınır kasabalarında, Çin ipeği ile değiştirirlerdi. Uygurlar, yerleşik hayata geçtiği için hayvancılıkta diğer Türk toplulukları kadar etkili olamamışlardır.
Türkler, kışın  korunaklı vadilerdeki kışlaklarda, yazın da verimli  otlaklardaki yaylaklarda yaşarlardı. Yaylalardaki r otlar hayvanlarını  otlatmaları için uygun ortamlardı.  Yaylaklarda  kurdukla çadırları   tamamen  bir  ev  özelliğine  sahipti. Kışlaklardaki evlerini ise genellikle kerpiçten yaparlardı.
Hun Türklerinde hükümdar başkanlığında yapılan devlet avı günlerce sürerdi. Bu ava  pek  çok  kişi katılırdı. Türkler,  avladıkları   hayvanların   etinden,  kürkünden yararlanırlardı.
Türkler genellikle ipek, pamuk, deve tüyü ve yünden imal ettikleri elbiseler giyerlerdi. Yünlü ve pamuklu kumaşlardan yapılmış iç çamaşırları kullanırlardı. Soğuk günlerde giydikleri  elbiseleri  ile  b ö r klerini   hayvan  postundan  yapılan  başlık  )  hayvan kürklerinden yaparlardı.

MEB yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı sayfa 75, 76 ve 91 cevapları


MEB yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı sayfa 75, 76 ve 91 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
 Ekstra Bilgi:
TÜRK DEVLETLERİNDE HUKUK
Hukuk, kişiler arasındaki ilişkileri zenleyen kurallardır. Orta Asya Türk devletlerinde ve toplumunda, sosyal hayatı düzenleyici hukuk kurallarına dair özel bir belge yokturBu yüzden hukuk konusu ile ilgili bilgileri Çin yıllıkları ve Orhun Kitabeleri’nden öğrenmekteyiz.

Sayfa 75
Sayfa 76
Sayfa 91
 ____________________________________________________________

Töre, yaşanan hayatın zaman içerisinde sosyal ve hukukî yönden değer kazanmış ve benimsenmiş davranışlarından oluşan ve herkesin uymak  zorunda olduğu kurallar bütünüdür. Yazılı olmayan bu hukuk kuralları toplum zenini sağlayan ana prensiplerdi. Her  konuda  törenin  n olduğunu  küçükler  büyüklerden  öğrenerek  yetişirlerdi. Dolayısıyla araştırmacılar Türk töresini, Türk örf hukuku olarak da isimlendirmişlerdir. Törenin değişmeyen hükümleri adalet, iyilik ve eşitlikti. Devlet hayatında,  aile içinde ve günlük hayatta törenin dışına çıkılmazdı.  Töreye uymamak en büyük suç sayılırdı. Hükümdar da töreye uymak zorunda idi.
Türk devletlerinde, sosyal düzeni sağlamada önemli yeri olan mahkemeler vardı. Mahkemenin başında bulunan kişilere yargan (hâkim) denilirdi. Bu mahkemeler adi suçlara bakardı. Kağan’ın başkanlık  ettiği  mahkemeye ise yargu (yüksek devlet mahkemesi) denilirdi. Bu mahkemede siyasî suçlara bakardı.
Türk töresi oldukça sert ve kesin hükümleri kapsıyordu. Cezaları  ağırdı. Türk töresinde hırsızlık yapma, adam öldürme, ırza geçme suçlarının cezası çok katı idi ve tavizsiz uygulanırdı. Hırsızlara çaldığı malın (eşyanın ) on katı ödetilirdi. Daha hafif suç işleyenler ise on güne kadar hapis cezasına çarptırılırlardı. Suçluların bizzat devlet tarafından  cezalandırılması toplumda  kan  davası geleneğinin  ortaya  çıkmasını engellemiştir.
Eski Türklerde genellikle tek eşlilik mevcuttu. Miras hukukuna göre topraklar en küçük erkek çocuğa, taşınabilir mallar ise diğer oğullara verilirdi.
Uygurlar döneminde ticari ilişkilerin gelişmesi ile kişiler arasındaki anlaşmazlıkları çözümleyecek kuralların yazılı hale getirilmesi ihtiyacı ortaya çıktı. Türk hukuku ilk kez Uygurlar tarafından yazılı hâle getirilmiştir. İslamiyet’in kabulünden sonra, Türk hukuku değişikliklere uğramıştır. Töreye dayalı örfî hukukla beraber İslam hukuku da benimsenmiştir.

MEB yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı sayfa 52, 53 ve 54 cevapları


MEB yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi kitabı sayfa 52, 53 ve 54 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
 Ekstra Bilgi:
TÜRK DEVLET YÖNETİMİ
Ordu Teşkilatı
Teçhizat (Askerî Vasıtalar)
Türk ordusunun temelinde disiplin vardı. Türkler çocuklarına küçük yaştan itibaren ata binmeyi, kılıç kullanmayı ve ok atmayı öğreterek asker gibi yetiştirirlerdi. Türk askerlik sistemi içersinde at en önemli vasıta idi. At, Türklerin günlük yaşantısında olduğu kadar, askerlikte de vazgeçilmez bir unsurdu. 

Sayfa 52
Sayfa 53
Sayfa 54
 ____________________________________________________________
Türkler at sayesinde her türlü savaş manevrasını ve taktiğini en iyi şekilde uygulamışlardır. Bu nedenle Türkler insan, at ve silah öğelerini uyumlu ve etkili bir şekilde kullanarak büyük askerî başarılar kazanmışlardır. Kaynaklara göre, Orta Asya’da bir Türk atı tipi doğmuştur ki,  bu atın başı ve kulakları küçük, göğsü ve sağrıları kuvvetli idi. Gür ve uzun yeleli olan bu atın genel yapısı küçüktü. Türk atı aynı zamanda süratli ve son derece dayanıklı idi.
İlk Türk devletleri, ordularının atlı birliklerden oluşmasından dolayı genellikle hafif silâhlar  kullanmışlardır. Bu  silâhlar  tek  bir  askerin   taşıyabileceği  ağırlıkta  idi. Kullanılan silâhlar ise başta ok ve yay olmak üzere kılıç, kalkan, kargı, mızrak, süngü, hançer  ve  bıçak  idi.  Türkleri keskin  kılıçları,  ısk  çalan  okla ve  kavisli yayları ünlü idi. Silâhlarını kendileri imal eden Türkler, at üstünde giderken bile çok iyi ok atabiliyorlardı.
Türk Ordusunda Strateji ve Taktik
Strateji; millî politikanın gayelerini gerçekleştirmek için, silâhlı kuvvetler ve ikmal maddeleri gibi askerî vasıtaları dağıtma ve  kullanma sanatıdır. Bir başka ifade ile orduyu başlangıçtan savaş durumuna getirme faaliyetidir. Taktik ise; düşman karşısında askerî kıtaları en verimli şekilde kullanma bilim ve sanatıdır.
Tamamı atlı birliklerden oluşan Türk ordusu, hızlı manevra  yeteneğine sahipti. Baskın  şeklinde   yapılan  saldırılarla  düşman  üzerinde  büyük  şaşkınlık   yaratılır, düşmana en şiddetli darbeyi de  keskin okçular vururdu. Bir bölgeyi almak isteyen Türkler, önce keşif  seferleri, arkasından da yıpratma savaşları yaparlardı. Düşman saldırılarından korunmak amacıyla sınır boylarında belirli genişlikte  boş alanlar bırakılırdı. Ani bir düşman saldırısına karşı gözcü ve  öncü askerî birlikler, daima hazırda bekletilirdi.
Türk ordusunun iki önemli sav taktiği vardı ki bunlar sahte ricat (sahte geri çekilme) ve pusu kurma idi. Türklerin uzun yıllar başarıyla uyguladıkları sahte ricata Turan taktiği, bazı kaynaklarda da kurt  kapanı adı da verilmiştir. Buna göre; merkezdeki kuvvetler düşmana karşı saldırıya geçtikten kısa bir süre sonra yenilmiş gibi yaparak geri çekilirdi. Bu yenilgiye inanan şman birlikleri de geri çekilen Türk askerini takibe geçerdi. Yarım ay biçiminde pusuda bekleyen Türk süvari birlikleri, düşmanın tam pusu içine girmesiyle harekete geçer ve düşman çember içine alınarak imha edilirdi.
Bu taktik; 1071 Malazgirt, 1396 Niğbolu, 1526 Mohaç ve en son olarak da 26 Ağustos 1922’de Atatürk tarafından Büyük Taarruz’da başarıyla uygulanmıştır.
Türk ordusu, sahip olduğu üstün özellikleri ve gelişmiş silâhlarıyla, Çin başta olmak üzere Moğol, İran, Bizans ve Roma üzerinde etkili olmuşlar, bu devletler kendi ordularını oluştururken, Türk ordularını örnek almaya çalışmışlardır.

Sponsorlu Bağlantılar 2
banner