Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 14.ünite (3.activity-4.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 14.ünite (3.activity-4.activity)  cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

 3.activity
4.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Vitaminler
Vitaminler hayvanların kendilerinin sentezleyemediği ve besin maddesi olarak az
miktarda gereksinim duyduğu organik bileşiklerdir.
Dengeli ve yeterli beslenme için protein, karbonhidrat ve yağlarla beraber vitaminlerin
de alınması gerekir. Taze meyve ve sebzeler doğal vitaminlerin ana kaynağıdır.
Vücuttaki işlevleri için çok az oranlarda da olsa bulunmaları yeterli olmaktadır.
Sindirilmeden yağda ya da suda çözünerek hücre içine alınan vitaminler hücrenin
yapısına katılmaz, enerji vermez. Ancak vitaminler, metabolizmada hastalıklara karşı
direnç artırıcı ve düzenleyici rol oynar.
Bitkiler, ihtiyaç duydukları vitaminleri sentezleyebilir. Hayvanlar vitaminleri
vücutta sentezleyemedikleri için dışarıdan hazır alır. Bazı vitaminler vitamin ön maddesi
(provitamin) olarak alınıp bağırsak, karaciğer ya da deride vücut için kullanılabilecek
vitamin şekline dönüştürülür.
Günümüzde vitaminlerin kimyasal bileşimleri bilindiği için istenilen vitamin sentetik
olarak yapılabilmektedir. Sentetik vitaminler etki ve özellikleri bakımından
doğal vitaminlere benzer. Ancak yapım sırasında ortaya çıkabilecek yan ürünlerin toksik
(zehir) özellik taşıması da mümkündür. Eksikliği tespit edildiği taktirde sentetik vitaminler
insan ve hayvanlarda gerekli miktarda kullanılmalıdır.
Vitamin dozları konusunda bilimsel tartışmalar sürmektedir. Özellikle A, E ve C
vitaminlerinin antioksidan etkisi son yıllarda çok tartışılan konulardan biridir.
Antioksidan etki oksijenin zararlı etkilerini azaltmak anlamında kullanılmaktadır.
Demirin paslanmasında olduğu gibi maddeler oksijenle tepkimeye girdiğinde istenmeyen
etkiler ortaya çıkar. Soluduğumuz havadaki oksijen de vücut içinde serbest radikaller
adı verilen ve toksik (zehirli) etki gösteren bazı maddelerin oluşmasına neden olur.
Vücudumuzda bulunan antioksidanlar, serbest radikallere karşı etki göstererek bunların
zarar vermesini önler. Bilimsel çalışmalar henüz kesin sonuçlar vermediğinden dengeli
beslenmek ve antioksidan özelliği olan vitaminlerin de kullanımında bilinçli olmak
gerekir.
Vitaminler, kolay bozunan bileşiklerdir. Oksijen, güneş ışığı, ısı, bakır, demir vb.
metallerle temas gibi etkileşimler sonucu bozunabilir. Ayrıca besinlerin hazırlanma,
pişirme, saklanma aşamalarında bozunmaya yol açan faktörlere karşı gerekli özen
gösterilmezse vitamin kaybı oluşabilir.
Vitaminler suda çözünenler ve yağda çözünenler olarak iki grupta toplanır. Suda
çözünenler B kompleks ve C vitaminleridir. Yağda çözünenler ise A, D, E ve K vitaminleridir.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 14.ünite (1.activity-2.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 14.ünite (1.activity-2.activitycevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

 1.activity
2.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Enzimlerin özellikleri : Enzimler, belirli bir koenzim ya da kofaktörle birlikte çalışır.
Fakat bir koenzim ve kofaktör, birden fazla enzim ile çalışabilir. Bu nedenle enzim çeşidi,
kofaktör ve koenzim çeşidinden daha fazladır.
Enzimler genellikle çift yönlü çalışır yani rol aldığı tepkimeler tersinirdir. Sindirim
enzimleri bu genellemenin dışında tepkimeyi tek yönlü yürütecek biçimde çalışır.
Enzimler çok hızlı çalışır. Örneğin vücutta hücresel solunum faaliyetleri sonucu
oluşan hidrojen peroksidin (H2O2) beş milyon molekülü katalaz enziminin varlığında
bir saniyede parçalanırken aynı sayıda molekül demir atomunun katalizörlüğünde
vücut dışında üç yüz yılda parçalanır.
Enzimler kimyasal tepkimelerden değişmeden çıkar ve defalarca kullanılır. Bir
süre sonra yapısı bozulan enzimler parçalanır ve hücrede yeniden üretilir.
Enzimler hücrede takım hâlinde çalışır. Bir enzimin etki ettiği tepkimenin ürünü,
kendinden sonra gelecek enzimin substratı olabilir. Örneğin nişasta parçalanırken amilaz
enziminin ürünü olan maltoz, maltaz enziminin substratını oluşturur.
Takım hâlinde çalışan enzimlerin çalışmaları geri besleme mekanizması ile
sağlanır. Miktar yeterli düzeye ulaştığında son ürün ilk enzime bağlanarak enzimin
çalışmasını durdurur. Takımdaki diğer enzimler de çalışamaz. Hücrede son ürün tükendiğinde
takımdaki enzimler yeniden çalışmaya başlar.
Enzimler aktif ya da inaktif durumda olmalarına göre adlandırılır. Enzim inaktif
durumda iken substratın sonuna ya da katalizlediği tepkimenin sonuna jen eki getirilerek
adlandırılır (kimotripsinojen, pepsinojen vb.). Enzim aktif durumda ise genellikle substratının
sonuna ya da katalizlediği tepkimenin sonuna az eki getirilerek adlandırılır (oksidaz,
proteaz, lipaz, ribonükleaz vb.).
Enzimler hücrede üretilir; hücre içinde ve hücre dışında çalışır. Yapay olarak da
üretilmektedir.
Vücutta hangi tip enzimlerin sentezleneceğine ilişkin bilgileri genler taşır. Hücrede
DNA, RNA ve ATP sentezi için gerekli olan enzimlerin üretilmemesi hücrenin ölümüne
neden olur.
Enzimlerin Çalışşmasına Etki Eden Faktörler: Canlılarda çok çeşitli enzimler bulunur.
Bu enzimler biyokimyasal tepkimeleri yürütürken dış etmenlerden de etkilenir.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 13.ünite (1.activity-2.activity-3.activity-4.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 13.ünite (1.activity-2.activity-3.activity-4.activitycevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

 1.activity
2.activity
3.activity
4.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Enzimler
Kasların kasılması, görmenin gerçekleşmesi, sinirlerde uyartının iletimi, hücreye
madde alınması, besinlerin sindirilmesi, oksijenin hücrelere taşınması ve protein sentezi
gibi daha birçok biyolojik olayda enzimler görev alır. Çünkü sıralanan bu biyolojik
olaylar çeşitli moleküllerin etkileşmesi yani kimyasal tepkimeler biçiminde gerçekleşir.
Moleküller arasındaki her kimyasal tepkimede hem bağlar kırılır hem de yeni bağlar
kurulur. Örneğin maltozun hidrolizinde glikoz molekülleri arasındaki bağ su molekülü
eklenmesiyle kırılırken suyun hidrojeni glikozun birine, hidroksidi diğerine bağlanır.
Bir tepkimenin gerçekleşmesi sırasında bağlar kırılırken tepkimeye giren moleküller
çevrelerinden enerji soğurur, ürünler oluşurken yeni bağların kurulması sırasında ise
enerji salınır.
Kimyasal tepkimelerin gerçekleşebilmesi için tepkimeye girecek madde moleküllerinin
aktişeşmesi ve belirli enerji düzeyine ulaşması gerekir.
Kimyasal bir tepkimenin başlamasını sağlayan enerji düzeyine aktivasyon enerjisi denir.
Aktivasyon enerjisi miktarı tepkimeden tepkimeye değişebilir. Bazı tepkimeler
normal oda sıcaklığında dahi gerçekleşebilir. Örneğin balkon demirlerinin paslanması,
kalsiyum tabletinin suda çözünmesi için kendiliğinden olur. Birçok tepkimede ise aktivasyon
enerjisi yüksektir. Yüksek enerji engelini aşmak için ısıtmak gerekir. Otomobil motorundaki
bujiler yakıt ve oksijen karışımının enerjisini artırarak tepkimeye girmesini
sağlar. Tepkimeyi hızlandırmanın bir yolu da katalizör kullanmaktır.
Katalizör tepkimeye girerek tepkimenin hızını artıran fakat tükenmeyen kimyasal
bir maddedir.
Gıda sanayinde sıvı yağlar hidrojenle doyurularak margarin elde edilir. Bu işlem
sırasında katalizör olarak platin kullanılır. Böylece uzun süre gerektiren bir işlem çok
daha kısa sürede tamamlanır.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 12.ünite (1.activity-2.activity-3.activity-4.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 12.ünite (1.activity-2.activity-3.activity-4.activity)  cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

 1.activity
2.activity
3.activity
4.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Proteinlerin organizmadaki görevleri
- Proteinler kıkırdak, kemik, kas vb. dokuların yapısına katılır.
- Proteinler hücre zarının yapısına katılarak zardan madde taşınması sırasında önemli
rol oynar.
- Bitki ve hayvanlarda vücuttaki işlevlerin düzenlenmesinde görev alan bazı hormonların
yapısında proteinler bulunur.
- Proteinler vücudun bağışıklık sisteminde görev alır.
- Proteinler çeşitli tepkimelerin gerçekleşmesini sağlayan enzimlerin yapısına katılır.
- Proteinler alyuvarlarda bulunan hemoglobinin bir kısmını, kan proteinlerinden olan
albumin, globulin ve fibrinojenin yapısını oluşturur.
- Vücuda karbonhidrat ve yağların yeterli alınmadığı durumlarda proteinler enerji
sağlamak için kullanılır.
- Proteinler hücre içi ve hücre dışı sıvılarda oluşan pH değişikliklerini dengeler.
Ayrıca proteinler büyüme ve gelişme sırasında yeni hücrelerin yapımında, dokuların
onarımında görev alır. İhtiyaçtan fazla tüketilen proteinler vücutta karbonhidrat ve yağa
dönüştürülerek depo edilir.
Vücuda yeterli protein alınmadığında yaraların iyileşmesi gecikir, savunma sistemi
zayışar ve mikroplara karşı direnç azalır. Hastalık riski artar. Büyümekte olan çocukların
zihinsel gelişimi olumsuz yönde etkilenir.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 11.ünite (3.activity-4.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 11.ünite (3.activity-4.activitycevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

 3.activity
4.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Proteinler
Proteinler büyük ve karmaşık yapılı organik bileşiklerdir. Diğer organik bileşiklerde
bulunan karbon (C), hidrojen (H), oksijen (O) atomlarıyla birlikte proteinlerde azot (N)
atomları da yer alır. Ayrıca yapılarında kükürt (S) ve fosfor (P) da bulunabilir.
Proteinlerin temel yapı birimleri amino asitlerdir (fiekil 1.16). Bir amino asidin
yapısında amino grubu (NH2), karboksil grubu (-COOH) ve radikal grup (R) vardır.
Radikal, değişken grup demektir.
Radikal grubun farklı olması amino asitlerin çeşitliliğini sağlar. Örneğin amino
asitte radikal grup olarak hidrojen atomu bulunursa glisin, CH3 (metil grubu) bulunursa
alanin amino asidi oluşur.
Laboratuvarda değişik radikal gruplar eklenerek amino asit çeşitleri elde edilebilir.
Amino asitler birbirlerine amino ve karboksil gruplarıyla bağlanır.
İki amino asidin birleşmesi sırasında bir molekül su çıkarak peptit bağı kurulur.
İki amino asidin bir peptit bağıyla birleşmesi sonucu dipeptit; üç amino asidin iki
peptit bağıyla birleşmesinden de tripeptit oluşur. Çok sayıda amino asidin birleşmesiyle
oluşan yapıya ise polipeptit denir. İşlevsel olan proteinler bir ya da birden fazla
polipeptidin o proteine özgü biçimde bükülüp kıvrılmasıyla oluşan bir yapıya sahiptir. Proteinlere özgü bu üç boyutlu yapı onun nasıl çalışacağını belirler.
Örneğin antikor görevi yapan bir proteinin antijenini tanımasını sağlar. Çok sayıda amino asit dehidrasyon sentezi sonucu birleşerek proteinleri oluştururken
proteinler hidrolizle yapı birimleri olan amino asitlere ayrışır.
Doğada proteinlerin yapısına katılan yirmi çeşit amino asit bulunur. Bu amino
asitlerden sekiz tanesi insan vücudunda sentezlenemez.
Vücudumuzun işlevlerini yerine getirebilmesi için besinlerle dışarıdan almamız
gereken amino asitlere temel (esansiyel) amino asitler denir.
Bitkiler bütün amino asitleri kendileri sentezleyebilirken hayvanlar temel amino
asitleri besinlerle dışarıdan hazır alır.
Hücrede sentezlenen protein her canlıda kendine özgüdür. Çünkü proteini oluşturan
amino asitlerin çeşidi, sayısı ve dizilişleri hücre DNA’sı tarafından belirlenir.
Proteinlerde amino asitlerin dizilişi genlerle kontrol edilir.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 11.ünite(1.activity-2.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 11.ünite(1.activity-2.activity)  cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

 1.activity
2.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Steroitler: Lipit çeşitlerinden bir diğeri de steroitlerdir. Steroitler canlıda çok az
miktarda bulunsa bile oldukça önemli rol oynar.
- Steroitler hücre zarının geçirgenliğini ve dayanıklılığını artırır.
- Sinir hücrelerinde yalıtım görevi yapar.
- Erkek ve dişi eşey hormonlarının yapısına katılır.
- Vücut tarafından D vitamini yapımında kullanılır.
Kolesterol hayvansal hücrelerde zarın yapısına katılan bir steroit çeşididir. Bitkisel
dokularda bulunmaz. Kolesterol beyin, sinirler, kalp, bağırsaklar, kas ve karaciğer başta
olmak üzere tüm vücutta yaygın olarak bulunur.
Yağlar vücudun en ekonomik enerji kaynağıdır. Yağların verdiği enerji aynı miktarda
karbonhidrat ve proteinden sağlanan enerjinin yaklaşık iki katıdır. Ayrıca yağların
hücrelerde oksijenli solunumda kullanılmasıyla çok miktarda metabolik su açığa çıkar.
Kış uykusuna yatan, çölde yaşayan ve uzun göç yollarını kullanan hayvanların vücudunda
depo edilen yağın yakılması sonucu enerji sağlanırken açığa çıkan metabolik suyla su
ihtiyacının bir kısmı karşılanır.
İnsanlar ve diğer memeliler aldıkları besininin fazlasını yağ hücrelerinde depolayabilir.
Deri altında ve iç organların çevresindeki depo yağlar canlıyı soğuktan, darbelerden
korur. Deri altındaki yağ tabakası özellikle balina, fok ve diğer deniz memelilerinde
oldukça kalındır.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 10.ünite(1.activity-2.activity-3.activity-4.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 10.ünite(1.activity-2.activity-3.activity-4.activitycevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

 1.activity 
2.activity
3.activity
4.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Lipitler
Lipitlerin yapısında karbon (C), hidrojen (H), oksijen (O) elementleri bulunur.
Bazılarında fosfor (P) ve azot (N) da bulunabilir. Eter, kloroform, benzen, aseton gibi
organik çözücülerde çözünebilirler, suda çözünmez ya da çok az çözünürler. Lipitler;
trigliseritler, fosfolipitler ve steroitler olarak gruplandırılabilir.
Trigliseritler (Nötr Yağlar): Nötr yağ ya da trigliserit olarak da adlandırılan yağlar;
lipitlerin doğada en çok bulunan, insan ve hayvanlarda depo edilebilen bir çeşididir.
Trigliseritler bir gliserol molekülü ile üç molekül yağ asidinin ester bağlarıyla
bağlanması sonucu oluşur. Gliserol üç karbonlu bir alkol olup her karbonunda
bir hidroksit grubu taşır. Trigliseritlerin yapısında yer alan yağ asitleri ise uzun bir
karbon atomu zincirinden oluşmuştur. Zincirin bir ucunda karboksil grubu ( - COOH )
bulunurken diğer karbon atomlarına da hidrojenler bağlanmıştır.
Gliserol ile yağ asitleri arasında üç ester bağı kurulur. Ester bağları kurulurken üç
su molekülü açığa çıkar.
Yağ asitlerinin karbon zincirindeki karbon ve hidrojenler arasındaki polar olmayan
kovalent bağlar yağların hidrofobik (suyu sevmeyen anlamında) olmalarının nedenidir.
Yağ ve suyu karıştırdığınızda birbirlerinden ayrılırlar. Çünkü su molekülleri birbirleriyle
hidrojen bağı kurabilirken yağlarla kuramaz.
Yağ asitleri doymuş ve doymamış yağ asitleri olmak üzere iki grupta incelenir
Karbon atomları arasında tek bağ bulunan yağ asitlerine doymuş yaş asidi denir.
Doymuş yağ asitleri oda sıcaklığında katı hâlde bulunan genellikle hayvansal
kaynaklı yağların yapısına katılır. Tereyağı, kuyruk yağı doymuş yağ asidi içerir. Doymuş
yağ asitleri oda sıcaklığında birbirlerine yakın konumda paketlenerek katılaşırlar.
Doymuş yağ asitleri içeren besinlerle beslenen insanlarda kalp-damar hastalıkları ortaya
çıkabilir. Bu tür hastalıklarda kan damarlarının iç çeperinde lipit birikintisi oluşur. Bu
birikintiler kanın akışını engeller ve damarların esnekliğini azaltır.
Karbon atomları arasında çift bağ bulunan yağ asitlerine doymamış yağ asitleri denir.
Doymamış yağ asidi içeren yağlar oda sıcaklığında sıvıdır. Zeytin yağı, pamuk
yağı, soya yağı, mısır yağı, ayçiçeği yağı gibi bitkisel tohum yağları doymamış yağ
asidi içerir. Çift bağların bulunduğu bölgeler molekülde bükülmeye neden olur. Bu durum
moleküllerin birbirlerine yaklaşmalarını ve oda sıcaklığında katılaşmalarını önler.
Doymamış yağ asitlerinde çift bağın bulunduğu karbonlara hidrojen bağlanırsa çift
bağ ortadan kalkar. Doymamış yağ asitleri doymuş hâle getirilir.
Bitkisel yağların doymamış yağ asitleri hidrojenle doyurulduğunda margarinler
elde edilir.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 9.ünite (1.activity-2.activity-3.activity-4.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 9.ünite (1.activity-2.activity-3.activity-4.activity) cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

1.activity
2.activity
3.activity
4.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Polisakkaritler: Çok sayıda monosakkaritin dehidrasyonu ile oluşmuş büyük moleküllü
karbonhidratlara polisakkarit denir. Polisakkaritlerin temel yapı birimini glikoz molekülü
oluşturur. Nişasta, glikojen, selüloz ve kitin birer polisakkarittir (fiekil 1.12). Bu organik
bileşikler hücrede besin deposu ve yapı maddesi olarak görev yaparlar.
Nişasta bitkinin kök, gövde, yaprak, tohum ve meyve gibi kısımlarında bulunur.
Bitkiler fotosentez sonucu ürettikleri glikozun bir kısmını kullandıktan sonra nişastaya
dönüştürerek depo eder. Nişasta özellikle tahıllar ile patateste bol miktarda depolanır.
Binlerce glikoz molekülünün birbiri ile bağlanması sonucu nişasta oluşur.
Hayvanlarda ise bitkisel besinlerden alınan nişasta, sindirim sisteminde hidrolize
uğrayarak glikoz birimlerine ayrılıp kana geçebilecek duruma getirilir. Kan dolaşımı
yoluyla da hücrelere kadar taşınır.
Selüloz bitkisel bir polisakkarittir. Bitki hücrelerinde hücre çeperinin temel maddesi
olan selüloz çok sayıda glikoz molekülünden meydana gelmiştir. Selüloz suda çözünmez.
Nişastadan farkı elementler arasında glikozit bağının farklı oluşmasıdır.
Omurgalı hayvanların çoğunluğunun sindirim sistemi selülozu sindirecek enzimlere
sahip olmadığı için besinlerle alınan selüloz sindirilmeden vücuttan atılır. Selüloz lişeri
bağırsaklarda yüzeyi aşındırarak hücreleri mukus üretmek üzere uyarır. Mukus sayesinde
besinler sindirim kanalından kayarak ilerler ve sindirim hızı artar. Dolayısıyla selüloz,
insanlar için bir besin olmasa da sağlıklı bir diyet için gereklidir. Otla beslenen
hayvanların sindirim sisteminde yaşayan bazı bakteriler selülozu sindirebilecek maddeleri
üretir; bu maddelerin yardımıyla selülozun sindirimi yapılır.
Glikojen de çok sayıda glikoz molekülünün dehidrasyon senteziyle birbirine
bağlanması sonucu oluşan büyük bir moleküldür. Glikojen hayvanlarda özellikle karaciğer
ve kas hücrelerinde depo edilen bir polisakkarittir. Glikojen aynı zamanda bakteri ve
mantar hücrelerinde de depo edilir. Karaciğerdeki glikojen gerektiğinde glikoz birimlerine
dönüştürülerek kana verilir ve vücudun ihtiyacı olan glikoz bu yolla karşılanır.
Kitin, selüloza benzer ancak selülozdan farklı olarak yapısında azot bulunan bir
polisakkarittir. Böcek, örümcek, kabuklular gibi eklem bacaklıların dış iskeletinin
yapısına katılır. Dış iskelet, hayvanın yumuşak vücut bölgelerini çevreleyen bir kılıftır.
Saf kitin, deri gibi yumuşaktır. Ancak yapısına kalsiyum karbonat tuzunun katılmasıyla
sertleşir. Mantarlarda da hücre duvarlarının yapısında selüloz yerine kitin bulunur.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 8.ünite (1.activity-2.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 8.ünite (1.activity-2.activity) cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

1.activity
2.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:Karbonhidratlar
Karbonhidratlar canlının yaşamını devam ettirebilmesi için gereksinim duyduğu
enerjiyi elde ettiği organik bileşiklerdir. Öncelikle hücrenin bir çeşit yakıt maddesi işlevini
görmelerinin yanında karbonhidratlar, yapı maddesi olarak da önemlidirler.
Karbonhidratların görevlerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.
- Nükleik asitlerin (DNA-deoksiribonükleik asit, RNA-ribonükleik asit),
- ATP (adenozin trifosfat)’nin,
- Yağ ve proteinlerle birleşerek hücre zarının,
- Bitkilerde hücre çeperinin yapısına katılır.
Karbonhidratlar yapılarında karbon (C), hidrojen (H) ve oksijen (O) atomu bulunduran
organik bileşiklerdir. Genel olarak karbonhidratların formülü (CH2O)n ile gösterilir.
Yapılarındaki karbon, hidrojen ve oksijen sayısı değişebilir. Bu farklılık karbonhidrat
ların çeşitlenmesini sağlar.
Karbonhidratlar monosakkaritler, disakkaritler ve polisakkaritler olmak üzere üç gruba
ayrılır.
Monosakkaritler: Basit şekerler olarak adlandırılan monosakkaritler karbonhidratların
en küçük birimidir. Bunlar hücresel olaylarda daha küçük karbonhidrat birimlerine
parçalanamaz.
Biyolojik açıdan önemli monosakkaritler yapısal olarak üç karbonlu (trioz), beş
karbonlu (pentoz) ya da altı karbonlu (heksoz) olabilir. Hücrede deoksiriboz ve riboz
olmak üzere iki çeşit beş karbonlu monosakkarit bulunur. Bunlar hücrede enerji verici olarak
kullanılmazlar. Riboz RNA’nın ve ATP’nin, deoksiriboz ise DNA’nın yapısına katılır.
Altı karbonlu basit şekerler ise glikoz (üzüm şekeri), fruktoz (meyve şekeri) ve
galaktoz (süt şekeri)dur. Kimyasal yapılarında moleküllerin birbirleriyle
bağ oluştururken farklı dizilmeleri altı karbonlu basit şekerlerde çeşitliliği sağlamıştır.
Monosakkaritler biyolojik açıdan önemli karbonhidratlardır.
- Monosakkaritler suda çözünür ve tatlıdır.
- Hücre zarından geçebilecek büyüklüktedir.
- Canlılarda enerji ihtiyacının karşılanmasında en çok kullanılan monosakkarit glikozdur.
Glikoz dışında vücuda alınan fruktoz ve galaktoz karaciğerde glikoza çevrilir ve kana
karışır.
Glikoz memelilerin kanında bulunması gereken bir maddedir. İnsan kanında 100 mL’de
yaklaşık 90 mg glikoz bulunur.
Glikoz hücrelerde oksijenli solunum ile su ve karbon diokside kadar parçalanır.
Bir dizi kimyasal reaksiyonun gerçekleştiği bu süreçte enerji üretilir ve ATP’de tutulur.
Glikoz proteinlerle birleşip glikoproteini, yağlarla birleşerek glikolipiti oluşturur.
Bu şekilde yapı maddesi olarak hücre zarının yapısına katılır.
Disakkaritler: İki molekül monosakkaritin birleşmesi sonucu disakkaritler meydana
gelir. Bu birleşme sırasında bir molekül su açığa çıkarken glikozit bağı oluşur ve bu bağ
kovalent bir bağdır.

Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 7.ünite (1.activity-2.activity-3.activity-4.activity) cevapları


Meb yayınları 5.sınıf ingilizce çalışma kitabı 7.ünite (1.activity-2.activity-3.activity-4.activitycevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

1.activity
2.activity
3.activity
4.activity
___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Organik Bileşikler
Hücrenin % 70 – 95’i sudur. Geri kalan maddenin çoğunu karbon içeren bileşikler
oluşturur. Doğada bulunan organik bileşiklerin çoğu organizmalar tarafından üretilir.
Bu moleküller inorganik bileşiklere göre daha karmaşık ve çeşitlidir.
Karbon içeren bileşikler organik bileşik adını alır. Genelde bu bileşikler hücrede
sentezlenir ve canlı yapısında bulunur.
Karbonhidratlar, yağlar, proteinler, enzimler, nükleik asitler, vitaminler ve ATP
canlının yapısına katılan organik bileşiklerdir.
Karbon bulunan her bileşik de organik değildir. Örneğin karbondioksit inorganik
bir bileşiktir.
Canlılardaki temel elementler olan karbon, hidrojen, oksijen, azot, kükürt ve fosforun
oranları bütün canlılarda hemen hemen eşittir. Ancak karbonun diğer elementlere göre
çok çeşitli moleküller oluşturabilme özelliği hücredeki bu elementlerin karbonla birlikte
farklı yapı ve çeşitteki organik bileşiğin oluşumunu sağlar. Bu nedenle de farklı organizma
türleri ya da aynı türün bireyleri organik madde çeşitliliği bakımından birbirlerinden
ayrılırlar. Hücrelerde küçük organik bileşiklerin birleşmesiyle çok atomlu büyük organik
bileşikler oluşur. Bunlar karbonhidratlar, proteinler, lipitler ve nükleik asitlerdir. Bu organik
bileşikler temel yapı birimi olarak görev yapan küçük yapılı bileşiklerin birleşmesiyle
oluşur.
Yapı birimlerinin birbirine bağlandığı tepkime sırasında bir molekül su çıkışıyla
birlikte iki molekül arasında kovalent bağ kurulmuş olur. Bu tür tepkimeler dehidrasyon
tepkimesi olarak adlandırılır. Çünkü bu tepkime sırasında su çıkışı olmaktadır. Dehidrasyon
tepkimelerinin gerçekleşmesi için hücrenin enerji harcaması gerekir. Bu süreç enzimlerin
yardımıyla gerçekleşir.
Enzimler hücrelerdeki kimyasal tepkimeleri hızlandıran özelleşmiş proteinlerdir.
(Enzimler konusuna ayrı bir başlık altında değinilecektir.)
Metabolik olaylar esnasında hücrenin gereksinimi olan büyük organik bileşikler
sentezlenirken aynı süreçte hidroliz adı verilen ve dehidrasyon tepkimesinin tersine
organik bileşikler yapı birimlerine de ayrılabilirler. Hidroliz, su katılımı ile parçalanma
demektir. Yapı birimleri arasındaki bağlar bir su molekülü eklenmesiyle kırılır. Hidroliz
tepkimeleri gerçekleşirken enerji açığa çıkar. 

Sponsorlu Bağlantılar 2
banner