Meb yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meb yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma

Meb yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 81 ile sayfa 152 cevapları

Ülke Yönetimi
Ülke eyaletlere bölünerek idare edilirdi. Eyaletlerin baş.nda melik ve ya ş.hne unvan, taşıyan valiler bulurdu. Ayrıca mali işleri yürüten amid, amil denilen görevliler bulunurdu. Eyaletlerde din iş­lerine bakan hatipler ve yargı işlerine bakan kad.lar bulunurdu. Yine kent ve çevresine reis denilen yöneticiler atanırdı.
Atabeylik (Sistemin temel amaç, Meliklere deneyim kazandırmaktır.)
Sultanların melik unvanlı çocuklarmın eğitmeni olarak atanan kişilerdir.
Atabeyler genellikle sarayda yetiştirilen kişilerin arasında seçilirlerdi.

Meb yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabının sayfa 9 ile sayfa 80 cevapları

DEVAMI
Videolu cevap istemeyenlere BİLGİ: Meb yayınlarının 6.sınıf fen bilimleri çalışma kitabının resimli cevaplarına 
http://cevabagel.blogspot.com.tr 
adresinden ulaşabilirsiniz.
Motorlu Araçlarda Güvenlik Ders Öncesi Testi ve cevapları
Aşağıdakilerden hangisi G sınıfı İş makinası ehliyeti kapsamına girmez?
Bir cevap seçin.


a. Zemin Süpürme Operatörü Ehliyeti

b. Finişer (Asfalt Serme) Operatörü Ehliyeti 

c. Kompaktör Operatörü ehliyeti

d. Ekskavatör Operatör Ehliyeti






Aşağıdakilerden hangisi motor atölyelerinde çalışırken dikkat edilmesi gereken hususlar arasında yer almamaktadır?
Bir cevap seçin.

a. Tamirdeki aracın akü (kutup başları) ve şarj kablosu sökülmemeli Doğru

b. Krikoya alınmış araçlar sehpalanmadıkça altına girilmemeli (mümkünse hidrolik liftler kullanılmalı),

c. Motor çalışırken vantilatör, volan vb. hareketli parçalardan uzak durulmalı,

d. Kapalı (havalandırması olmayan) mekanlarda egzoz muayenesi yapılmamalı (egzoz gazlarını emen tertibat bulunmalı),
Aşağıdakilerden hangisi vinç operatörünün sorumlulukları arasında yer alır?
Bir cevap seçin.

a. Çalışma alanındaki gerekli tedbirler yalnızca operatörün insiyatifindedir

b. Operatör makineyi kuracağı ortamı belirleme özgürlüğüne sahiptir

c. Operatör makine içerisindeki yük kaldırma cetvelini kullanmayı (okumayı) öğrenmelidir Doğru

d. Operatör makine başında hiç ayrılmadan sürekli durmak zorundadır
Vinçlerin periyodik kontrolü hangi standartlar kapsamında yapılmaktadır?
Bir cevap seçin.

a. TS 10219 Kaldırma ve tasıma makineleri-vinçler muayene ve deney metotları

b. TS 10119 Kaldırma ve tasıma makineleri-vinçler muayene ve deney metotları

c. TS 10216 Kaldırma ve tasıma makineleri-vinçler muayene ve deney metotları

d. TS 10116 Kaldırma ve tasıma makineleri-vinçler muayene ve deney metotları Doğru
Aşağıdakilerden hangisi motor atölyesinde en sık rastlanan kazaların sebepleri arasında yer almaz?
Bir cevap seçin.

a. Kapalı yerlerde çalıştırılan motordan çıkan egzozdan zehirlenme

b. Kaporta boyama sırasında boya zehirlenmeleri

c. Motor yenilemesi sırasında el aletlerinin yanlış kullanılması

d. Engebeli bir yüzeye takılarak düşme Doğru

Cumartesi

Meb yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138, 139, 140, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151 ve 152 cevapları





Ekstra Bilgi:
Türklerin Müslüman  Oluşu
 Türklerin Müslüman Araplarla ilk temasları Hz. Ömer zamanına rastlar. Ancak bu dönemde ciddi bir ilişki olmamıştır.
 Türklerin Müslümanlarla ilk ciddi münasebetleri Emeviler zamanında başlamıştır. Ancak Emevilerin olumsuz tutumları yüzünden Türklerin İslamiyet’e geçişleri yavaş olmuştur.
Emevilerin yıkılışından sonra 750 yılında başa geçen Abbasiler Türklere karşı çok iyi davrandılar.

Abbasilerle Türkleri birbirine yaklaştıran sebepler neleredir?
 Türklerin Emevilere karşı Abbasileri desteklemesi, bir de Abbasilerin Çinliler ile yaptığı Talas savaşında (751) Türklerin Abbasilerin yanında yer almasıdır.
 Bu savaşla Türkleri daha yakından tanıyan Abbasiler onlara ordu içerisinde çeşitli görevler vermişlerdir. Böylece Türkler ordu ve devlet yönetiminde söz sahibi olmaya başlamışlardır.

930’lu yıllara gelindiğinde Karahanlı devletini kuranların İslamiyet’i toptan kabul etmeleri ile Türk boylarının büyük bir çoğunluğu Müslüman olmuştur.

Türkler İslamiyet’i kılıç zoruyla değil, kendi istekleriyle benimsemişlerdir.

Türklerin İslam dinini seçmesindeki sebepler;
Birinci sebep: İslam’ın ve medeniyetinin üstünlüğü ve çekiciliği
ikinci  sebep:  Türklerin eski inançlarının İslam’ın inanç sistemine yakın  olması ve Müslümanlığın Türk ruhuna uygun düşmesidir.

Türklerin Eski inanışlarıyla İslam Dininin Benzeyen Yönleri:
Eski Türklerde “tek tengri (kendi özüne benzer yüce tanrı) ifadesi kullanılmaktadır. Bu tarif İslam’ın eşi ve benzeri olmayan Allah  inancıyla benzeşmektedir. Türkler Müslüman olduktan sonra da Tanrı tabirini kullanmaya devam etmişlerdir.
Yine Türklerin eski inançlarında; ruhun ölümsüzlüğü cennet ve cehennem inançları da İslam’ın ahiret inancı ile benzeşir.
İslam dininin ahlak esasları Türklerin fıtri özelliklerine uygundur.
Türkler doğuştan savaşçıdır. İslamiyet de her an vatan için  savaşmayı  emreder. Yiğitlik, mertlik, dürüstlük Türklüğün şiarındandır. Bütün bu hasletler İslam dinince övülen özelliklerdendir. Yine yalan,  hırsızlık ve riya benimsenmeyen ve cezası olan davranışlardır. İslam dini de bu tür davranışları yasaklamıştır.

 Türkler temizdirler. İslam da temizliği emreder. Türkler sahip oldukları inançları, vatanları, gelenekleri  uğruna  savaşan bir  millettir.  İslam  ise Allah  yolunda  vatan uğrund savaşmayı,  şehitlik  v gazilikl isimlendiri inananlarını  cennetle müjdelemektedir.

İşte Türklerin inanç, ahlak ve yaşayış  tarzlarının İslam’a uygun  oluşu, onların Müslüman olmalarını kolaylaştırmıştır.

Meb yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 108, 109, 110, 111, 112, 113, 114, 115, 116, 117, 118, 119, 120, 121, 122, 123, 124, 125, 126, 127, 128, 129 ve 130 cevapları




Ekstra Bilgi:
Atatürk’ün laiklik anlayışı nasıldır?

Atatürk’ün laiklik anlayışı, her hangi bir ülkenin laiklik anlayışından kopya edilmiş bir anlayış değildir.
Atatürk’ün laiklik anlayışında beliren nitelikleri şöyle sıralayabiliriz:

Laiklik inançsızlık veya din karşıtlığı demek değildir. Bu konuda “…bazı kimseler çağdaş olmayı, inançsız olmak  sanıyorlar. Asıl inançsızlık, onların  bu inanışıdır. Bu yanlış yorumu  yapanların  amacı,  Müslümanların inançsızlara  esir olmasını istemek değil de nedir?...”(Atatürkçülük, c1, s 457)

Laiklik,  dinsizlik  demek  değildir.  Aksine,  sahte  dindarlıkla ve  büyücülükle  mücadele kapısını açtığı için, gerçek dindarlığın gelişmesini sağlar.

Din,  her  türlü  istismar  ve sömürüden uzak  tutulmalıdır. “Din  ve  mezhep, herkesin  vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse, hiçbir kimseyi ne bir din, ne de bir mezhebi kabul  etmeye zorlayabilir. Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak  kullanılamaz.” (Atatürkçülük, c1, s 111)

Laiklik,  insanların din ve vicdan  hürriyetlerini garanti altına  alır.  “Türkiye Cumhuriyetinde her fert dinini seçmekte serbesttir. Her fert istediği dinin merasimini de  yerine   getirebilir.  Yani  ülkede   tam   olarak   bir   ibadet   hürriyeti  vardır.” (Atatürkçülük, c1, s 111)

 Atatürk’ün laiklik anlayışında taassup  asla hoş görülmemiştir. Taassup,  ister dinî,  isterse  dine  karşı şekilde olması, asla  hoş  görülemez  ve laiklik  anlayışıyla bağdaşmaz.

Meb yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 83, 84, 85, 86, 87, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 94, 95, 96, 97, 98, 99, 100, 101, 102, 103, 104, 105, 106 ve 107 cevapları




Ekstra Bilgi:
Devlete bakan yönü ile laiklik nedir?
 Hukuki  anlamda  kanun  koyucunun,  dinî  kurallardan  etkilenmeden,  bu  kurallara uygunluk endişesi olmaksızın sosyal yaşamı düzenlemesidir.

Laiklik nasıl doğmuştur?
 Laiklik batı dünyasında Katolik Kilisesinin merkezi ve baskıcı yapısına karşı duyulan tepkiden doğmuştur. Kiliseler ve papazlar, din ve mezhep adına, vicdanlara ve hayatın her alanına müdahale etmiştir. Bunun neticesinde de Batı’da kitlesel ya da bireysel büyük zulüm ve katliamlara yol açmıştır. Bu baskılardan kaçıp Amerika’ya yerleşen göçmenler 1776  tarihli Amerikan  Anayasası’na devletin  bir  dini  olmadığını ve  fertlerin  din hürriyetlerini ana ilke olarak koymuşlardır.
 Avrupa’da  da  reform  ve  rönesansın  katkılarıyla başlaya aydınlanma  çağı, kiliselerin ve din adamlarının, bilim, siyaset, sanat ve felsefe üzerindeki baskısına karşı çıkılmasına yol  açmış; bu  anlamıyl laiklik  Fransız  ihtilaliyle  m  Avrupa’ya yayılmıştır.

Osmanlılarda ise 1774 tarihli Küçük Kaynarca antlaşmasından  sonra  Osmanlı sultanları,  halife  sıfatıyla, padişah sıfatını siyasi  anlamda  bir  arada  kullanmaya başlamışlardır. Bu da devlet yönetiminde dinî rengi artırmıştır.

Batı bilimde ve teknolojide hızla ilerlerken Osmanlı Devletinde,  bilimsel  icat ve gelişmelerin dine uygun olup olmadığı hususunda tartışmalar sürüp gitmiştir. Laiklik
18. yüzyıldan itibaren Osmanlı Devletini etkilemeye başlamıştır.

Türkler, laik devlet anlayışına ne zaman geçmişlerdir?

Cumhuriyetin  ilanından sonra,  yeni  anayasanın kabulü,  saltanat  ve  halifeliğin kaldırılması, tevhid-i tedrisat kanunu ile eğitim ve öğretimin de birleştirilmesiyle laik devlet düzenine geçilmiştir.

Laik Devlet

Laik sistem din hürriyetini, ana ilke olarak kabul eder. Herkese dinini  seçmek, icaplarını yerine getirmek serbestisi tanır. Ancak inancının gereğini yerine getirmeyenlere de dayatma yapılmasını engeller.

Laik devletin resmi bir dini yoktur. Yani laik devlet, belli bir dinin kurallarını vatandaşa zorla benimsetmez, uygulatmaz, dinin gereklerini uygulamak isteyenlere de yardımcı olur.


 Laik devlet ne bir dine bağlıdır. Ne de bir dini vardır. Dini, bir vicdan  meselesi olarak görür. Laik devlet din ayrımı gözetmez. Kanun önünde herkes eşittir. İnanç, cins, sınıf ayrımı yoktur.

Laik devletin kanunları hazırlanırken, din kurallarına uygunluk kıstası  aranmaz. “Laiklikle,  akla, bilimsel esaslara  dayanan demokratik, çoğulcu, özgürlükçü bir devlet  sistemi  kurulabilmiştir.”  (Gülnihal  Bozkurt  “Atatürk’ün  hukuk  alanında getirdikleri, AKM Dergisi, Sayı 1, 1985”)

Atatürk, asla dine karşı olmamıştır.  “Gerçeğe  nasıl  inanıyorsam  dinime  de  öyle inanıyorum diyen Atatürk’ün çabası, devlet sistemini laik bir temele oturtmaya yönelik olmuştur.
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner