Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 237, 245, 248, 249 ve 250 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 237, 245, 248, 249 ve 250 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 237
Sayfa 245
Sayfa 248
Sayfa 249
Sayfa 250
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Sera Etkisi, Küresel Isınma ve Küresel İklim Değişikliği
Her tarafı veya çatısı camla kaplı olan ve içinde genellikle süs bitkilerinin ya da
sebzelerin yetiştirildiği yere sera denir. Buraya güneşten gelen ışınlar kolayca girer.
Sera içine giren ışınların katı cisimlere ve seranın camlarına çarpmasıyla güneşten
aktarılan enerji ısı enerjisine dönüşür. Bu enerjinin bir kısmı cisimler tarafından
emilirken bir kısmı yansır. Yansıyan ısının da sera dışına çıkması sera camları tarafından
engellenir. Seraya güneş enerjisi geldiği sürece içerisi
ısınır. Bu olaya sera etkisi denmektedir. Cam seraların içinde istenen sıcaklığın dengede
kalması için bazı önlemler alınır. Dünyanın da yaşam için uygun bir sıcaklığı vardır.
Çünkü ısı yalıtımını sağlayan bir örtüye yani atmosfere sahiptir.
Atmosferdeki karbon dioksit, metan, azot oksitleri, su buharı, ozon ve kloroflorokarbon
yeryüzünden yansıyan ısıyı tutarak dünyanın sıcaklığını korur. Bir seradaki
camların bitkileri sıcak tutması gibi bu gazlar da dünyayı sıcak tutar. Bu doğal duruma
atmosferin sera etkisi denir.
Eğer sera gazları karbon dioksit, metan, azot oksitleri, su buharı, ozon ve kloroflorokarbon
denen bu gazlar atmosferde olmasaydı Dünya sıcaklığı bugünkünden 30 oC
daha az olacaktı.
Sanayi devriminden bu yana fosil yakıtların çeşitli alanlarda kullanılması, atmosferde
karbon dioksit ve diğer sera gazlarının miktarını giderek fazlalaştırmış Bu da doğal
sera etkisini artırmıştır. Son 15-20 yıldır küresel ısınma olarak nitelendirilen
bu ekolojik sorun dünya atmosferi ve okyanuslarda ortalama sıcaklığın artışı olarak
ortaya çıkmıştır.
Küresel ısınma dünya ikliminde önemli değişiklikler yaratmıştır. Son yıllarda
olduğu gibi bir tarafta aşırı kuraklık yaşanırken bir tarafta da aşırı yağışlar ve doğal
afetler görülmektedir.
Yağışların hızla azalması nehir, dere, göl ve akarsuların kurumasına yol açarken
yer altı suları da hızla çekilmektedir. Küresel ısınma saptanabilir duruma gelmiş ve
önem kazanmıştır. Küresel ısınma aynı zamanda insan etkisinden kaynaklanan yapay
ve küresel iklim değişikliğini de beraberinde getirmektedir.
Küresel ısınma, insanların çeşitli aktiviteleri sonucunda meydana gelen ve sera
gazları olarak nitelendirilen bazı gazların artması sonucunda yeryüzüne yakın atmosfer
tabakaları ve yeryüzü sıcaklığının yapay olarak artması süreci olarak tanımlanır.
Küresel iklim deşişikliği, küresel ısınma sonucunda diğer iklim ögelerinin de
(hava hareketleri, yağışlar, nemlilik vb.) etkilenerek dünya ikliminin son 15-20 yıl gibi
çok kısa bir dönemde hızla değişmesi demektir.
Küresel ısınmayla atmosferdeki sera gazlarının artışı arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Gündüzleri ısınan yeryüzünden geceleri atmosferin üst tabakalarına doğru ısı
enerjisi yayılır. Bu enerjinin bir kısmı atmosferin yeryüzüne yakın kısımlarındaki sera
gazları tarafından emilir, bir kısmı da yeryüzüne geri çevrilir. Bu durum hem yeryüzünün
hem de yeryüzüne yakın atmosfer tabakalarının soğumasına engel olur. Bu gazların
miktarı ne kadar çok olursa bu yolla meydana gelen ısınma da o derece çok olur.

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 226, 227, 228 ve 231 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 226, 227, 228 ve 231 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 226
Sayfa 227
Sayfa228
Sayfa 231
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Hava Kirliliği
İnsan faaliyetlerinin çoğu gaz hâlde çeşitli atık ürünlerin atmosfere salınmasına
neden olur. Önceleri atmosferin bu maddeleri emeceği düşünülürken atmosferin büyüklüğünün sınırlı oluşu ve zamanla yapısını oluşturan gazların oranının değişmesiyle
atıkların kontrolsüz biçimde havaya verilmesinin çok ciddi sonuçlara yol açabileceği
anlaşılmıştır. Çevre sorununa neden olan en önemli etkenlerde biri karbon dioksit
miktarının artışıdır.
Havada %78 oranında azot, %21 oksijen ve %1 karbon dioksit ve diğer gaz hâldeki
maddeler bulunur. Normal düzeyde bulunan bu maddelerden özellikle karbon dioksit,
su buharı ve ozonun miktarı insan etkileri sonucu değişebilir. Kirletici olanlar ise havada
normalde bulunmazlar.
Hava kirliliği; atmosferde toz, duman, gaz, koku, su buharı şeklinde bulunabilecek
kirleticilerin canlı hayatına ve ekolojik dengeye zarar verecek miktarlara yükselmesidir.
Kirliliği yaratan başlıca etkenler insan aktiviteleri sonucu atmosfere verilen kirleticilerdir.
Bunlar;
- Küller, kurşun klorür ve çinko oksit gibi metalleri içeren tozlar,
- Kükürt dioksit, hidrojen sülfür gibi kükürt bileşikleri,
- Azot oksitleri (azot monoksit, azot dioksit gibi)
- Hidrojen florür, hidrojen klorür bileşikleri,
- Katran gibi organik bileşikler
- Radyoaktif maddelerdir.
Sayılan bu kirleticiler çoğunlukla akaryakıtların kullanıldığı motorlu taşıtların egzoz
gazlarından, ısınma amacıyla kullanılan kömür, yağ yakıt (fuel oil), doğal gaz gibi fosil
yakıtlardan ve sanayi tesislerinde kullanılan çeşitli kimyasallardan havaya karışmaktadır. Hava kirleticileri içinde zarar derecesi, miktarı ve yayılışı bakımından
birinci sırayı kükürt oksit almaktadır. Havanın kirlilik derecesi de genellikle bu madde
ve azot oksitleri ile belirlenmektedir.
Hava kirliliğinin etkileri tozların ve gazların yaptığı etkiler olarak iki grupta
toplanabilir.
- Tozların etkileri çoğunlukla insan sağlığı üzerinedir. Akciğerlere kadar ulaşan
çok küçük tozlar solunum güçlüğüne neden olur. Akciğerlerin iç yüzeyini etkileyerek
alerjik astım, bronşit vb. hastalıklara yol açabilir. Sindirim bozuklukları ve böbrek
rahatsızlıklarına yol açar. Bitkilerde yaprakları kapladığından solunum ve terlemeyi
engeller.
- Gaz hâlindeki kirleticiler havanın nemi ile birleşerek aside dönüşür. Bundan bitkiler
ve diğer canlılar, toprak, eşyalar etkilenir. Yapraklardaki klorofili tahrip eden asit
bitkiyi kurutur. Gözün dokularına zarar verir. İnsanda kanserlere yol açar. Sera gazları
denen karbon dioksit, metan, ozon, kloroflorokarbon gazları küresel ısınmanın başlıca
nedenleridir.
Hava kirliliği ve sonuçlarıyla ilgili bazı ekolojik sorunlara ayrı başlıklar altında
değinmek daha ayrıntılı öğrenmek için yararlı olacaktır. Bunlar asit yağmurları ve etkileri,
doğal sera etkisinin bozulması ve küresel ısınma, ozon tabakasının incelmesi ve
etkileri olarak gruplandırılabilir.

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 198, 211, 215 ve 222 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 198, 211, 215 ve 222 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa  198
Sayfa 211
Sayfa 215
Sayfa 222
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Çevre Sorunları
Yaşadığınız yer neresi? Göz alabildiğine yeşilliklerle kaplı bir orman köyü mü?
yoksa uçsuz bucaksız denizi izlediğiniz bir kıyı kasabası mı? Belki de bir apartman dairesi.
50 yıl kadar önce olsaydı çoğumuz yaşadığımız yeri tanımlarken doğal çevrenin
unsurlarından daha çok söz ederdik. Temiz hava ve su, verimli topraklar, katkısız gıdalar
ve zengin çeşitliliği olan canlı türleri vb.
Bugün ise teknolojinin yaşamımıza getirdiği kolaylıkların yanında sağlığımızı tehdit
eden sanayi atıklarından , cep telefonlarının zararlarından ve çöplerin nasıl yok edileceği
gibi birçok konudan söz ediyoruz.
Değişimin sorumlusu kimdir? sorusuna karşılık bir tartışma başlatıldığında kuşkusuz
insanoğlu bu sorumluluğun büyük bölümünü üstlenecektir. İnsanlar bitki ve hayvanların
yaşam ortamlarının dengesini bozduğu gibi kendi yaşam ortamlarını da yaşanamayacak
hâle getirmektedir. İnsanların bunu niçin yaptığına ilişkin bir düşünce İnsan dışındaki
canlıların var olan doğa koşullarına uyum sağlaması, insanın ise doğal çevreyi kısmen
de olsa değiştirerek denetim altına almasıdır. olabilir. İnsanlar özellikle 1960’lı yıllardan
başlayarak gelişen teknolojik uygulamalar sayesinde doğal çevreyi çeşitli biçimlerde
etkileri altına almışlardır. İnsan da çevrenin bir parçası olduğuna göre bir bakıma doğal
olan bu durum insanın çevreyi yalnızca kendi isteği doğrultusunda değiştirmeye başlamasıyla
doğal dengeleri alt üst etmektedir.
İnsanın doğal çevreye etkileri ve çevre sorunları bazı temel kavramlar ile ilgilidir.
Bu kavramların kısaca açıklanması yararlı olacaktır.
Dünyada canlılar çeşitli yaşam ortamlarında varlıklarını sürdürürler. Dere kurbağalar,
göl timsahlar, okyanuslar köpek balıkları için yaşam ortamı olabilir. Kuşkusuz bu yerlerde
başka hayvanlar, mikroskobik canlılar ve bitkiler de bulunur. Yaşam ortamlarında canlıların
yanı sıra hava, su, ışık gibi cansız doğal varlıklar da bulunur.
Dünya üzerindeki belirli bir bölgede bulunan çeşitli canlıların, çevrelerindeki diğer
canlılar ve cansız varlıklarla karşılıklı etkileşim kurarak oluşturdukları bütüne doğal
sistem ya da ekosistem denir.
Ormanlar, çayırlar, okyanuslar vb. ekosistemlere örnek verilebilir. Okyanus
ekosisteminde çeşitli balıklar, memeliler, mikroskobik hayvanlar ve bitkiler sistemin
canlı varlıklarından bazıları; ışık, su ve sudaki çözünmüş mineraller ise cansız varlıkların
bir kısmıdır. Işığı kullanan canlılar oksijen üretip besin sentezlerken solunum yapan her
canlı da sudaki karbon dioksit miktarını dengeler. Zamanla ölüp çürüyen canlılar da
suları organik ve inorganik madde bakımından zenginleştirir. Böylece sistem çalışır ve
varlığını sürdürür. Bir başka deyişle doğal denge yani ekolojik denge korunur.
Eğer bir ekosistem hiçbir sorun yaratmayacak şekilde işlevini yerine getiriyorsa bu
ekosistem dengededir.
Radyoaktif atıkların okyanuslara bırakılması, bazı canlı türlerinin ölçüsüz avlanması,
havada karbon dioksit oranının artması vb. olumsuz etkenler ekosistemin işleyişini etkiler. Sonuçta ekolojik denge yani doğal denge bozulur. Ekolojik dengeyi sağlayan
unsurlar karmaşık ve duyarlıdır. İnsanlar bilerek veya bilmeyerek bu doğal dengeyi
bozmaktadır.

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 187, 188, 189 ve 190 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 187, 188, 189 ve 190 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 187
Sayfa 188
Sayfa 189
Sayfa 190
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 DNA Parmak İzi
DNA parmak izi, rekombinant DNA tekniğinin kullanım alanlarından birisidir.
Bir insanın DNA'sını oluşturan nükleotit dizisi ile diğer insanın DNA'sını oluşturan
nükleotit dizisi birbirinden farklıdır. buna göre iki farklı insanın DNA'sında her 100
nükleotitde 1 veya 2 nükleotit gibi farklılıkların olduğu anlaşılmıştır. bu şekilde DNA
parmak izi tekniği geliştirilmiştir.
DNA'daki nükleotit sırasının değişmesi kesici enzimlerin tanıma bölgelerinde
değişikliğe neden olur. Bu değişiklikler sonucu kesici enzimler tarafından farklı büyüklükte
ve sayıda DNA parçaları elde edilir. Bu DNA parçaları jel içine enjekte edilir.
Elektroforez adı verilen bir yöntemle farklı uzunlukta DNA parçaları birbirlerinden
ayrılır. Kısa olan DNA parçalarının hareketleri uzun olanlara göre daha hızlıdır. DNA
parçaları jel üzerinde büyüklüklerine göre belirli uzaklıklarda bantlar oluşturur. Bu
bantlaşma her bireyin kendine özgüdür. Buna DNA parmak izi adı verilir. Bu yöntemle
adli olaylarda şüphelinin DNA'sı olay yerinde bulunan DNA'larla karşılaştırılarak suçu
gerçekten işleyip işlemediği belirlenebilir. Ayrıca DNA parmak izi şüpheli çocuğun
adli tıpta ana-baba tayininde de kullanılır.
Bilim adamları, biyoteknoloji alanında en büyük devrimi bir canlının genlerini
kullanarak, bu canlının belirli bir protein çeşidinin başka bir canlı tarafından üretilmesini
sağlayarak gerçekleştirmiştir. Örneğin, bir mikroorganizma çeşidinin DNA’sı na
insülinden sorumlu olan genetik şifrenin eklenmesi ve bu şekilde mikoorganizmanın
insülini üretmesi şeker hastalığının tedavisinde bir umut olmuştur.

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 178, 181, 183 ve 186 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 178, 181, 183 ve 186 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 178
Sayfa 181
Sayfa 183
Sayfa 186
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Canlı Hücrelerden DNA İzolasyonu ve DNA Enzimleri
Bir canlının DNA’sının çalışmasını incelemek ve istenilen şekilde genetik işleyişin
değiştirilebilmesini sağlamak için DNA’nın hücre içerisinden uzaklaştırılması ve saf
olarak elde edilmesi gerekir. Bir organizmanın toplam DNA’sı yani genomik, mitokondrial
ve kloroplâst DNA’sı izole edilerek restriksiyon endonokleaz enzimi ile kesilir. Bu
şekilde DNA saf olarak elde edilir. DNA'sının saşaştırılmasında DNA'sı izole edilecek
hücreler çeşitli yöntemlerle parçalanır. Elde edilen özüt santrifüj ile çok hızlı
döndürülerek DNA içeren bölümü ayrılır. Bu bölüm bir deterjan ve protein parçalayıcı
enzim ile birlikte 37 °C de tutulur. Bu işlem sırasında DNA'ya bağlı proteinler
parçalanır. Bu şekilde DNA protein ve diğer moleküllerden ayrılır ve saf olarak elde
edilir. son olarak DNA, etil alkol içerisinde çöktürülür. DNA, yapısını koruyacak bir
tampon çözelti içerisine alınarak 4 °C' de saklanır.
Bazı kimyasal maddeler ve enzimler ile canlı hücrelere ait hücre zarı veya canlı
hücre duvarının yıkılıp DNA’nın ortaya çıkarılmasına DNA izolasyonu denir.
DNA izolasyonunda kullanılan DNA enzimleri, polimeraz, restriksiyon endonokleaz
ve fosfatazlardır.

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 161, 165, 169 ve 175 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 161, 165, 169 ve 175 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 161
Sayfa 165
Sayfa 169
Sayfa 175
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Gen Klonlaması ve Klonlama Araçları
Belirli bir DNA bölümünün kesilerek bir vektör içerisine konulması ve daha
sonra bakteri içerisinde çoğaltılması işlemlerine gen klonlaması denir.
Gen klonlaması virüs, bitki, hayvan ve bakteri aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Bu
canlılar taşıyıcı olup vektör adını alır. Günümüzde yaygın olarak kullanılan vektörler
bakteri plâzmitleri ve virüs DNA’larıdır.
Klonlamada rekombinat DNA molekülü oluşturmak için kullanılan DNA parçaları
hücrelerden izole edilip saf olarak elde edildikten sonra restriksiyon endonükleaz
enzimi ile kesilir. Bu DNA bakteri plâzmitine aktarılır. Bu şekilde bir vektör aracılığı
ile elde edilen yeni plâzmit genellikle bir bakteriye nakledilir ve bakteri içerisinde
çoğaltılarak rekombinat DNA elde edilir.
Genetik bilgiyi taşıyan ve buna uygun olarak protein sentezini yönlendiren
DNA'ların insan eliyle ayrılıp yeniden birleştirilmesi, laboratuvarlarda üretilen bakterilerin
plâzmitlerine (yeşil), memelilerinki gibi farklı genlerin (sarı) eklenmesiyle gerçekleştirilir.
Bakteride, kromozom dışındaki küçük DNA halkalarınndan ibaret olan plazmitler,
kromozom DNA'ları gibi çoğalıp yeni nesillere aktarılabilirler. Böylece, istenilen
protein, (Örneğin, insülin) bakteri hücrelerine (ya da maya hücrelerine) ürettirilir.
Rekombinat-DNA teknolojisi adı verilen bu yöntemde, genlerin kesilerek ayrılmasını
sağlayan, protein yapısındaki maddelere restriksiyon enzimi (pembe) denir.
Gen klonlaması sırasında kullanılan enzimler :
1. Bir hücrenin DNA zincirini, farklı yerlerinden ve istenen uzunlukta kesilmesini
sağlayan enzimler restriksiyon endonükleaz enzimidir.
2. Kesilen DNA parçalarını birbirine ekleyen enzim ligazdır.
3. DNA polimeraz enzimi DNA moleküllerinin çoğaltılmasını sağlayan enzimdir.
Çoğaltılmak istenilen DNA parçasının bir zincirin dizilimi bilindiğinde polimeraz
enzimi aracılığı ile yeni DNA zincirleri elde edilir.

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 151, 152, 153 ve 154 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 151, 152, 153 ve 154 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 151
Sayfa 152
Sayfa 153
Sayfa 154
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 GENETİK MÜHENDİSLİĞİ
DNA'nın moleküler yapısı anlaşıldıktan sonra DNA ile ilgili çok çeşitli bilgiler
elde edilmiştir. Buna göre DNA bir genetik şifre içerir. Canlıya ait özelliklerden sorumlu
belirli DNA bölümleri ise gen adını alır. Her canlının kendisini tanımlayan kendine
özgü olan bir genetik şifresi yani DNA'sı vardır. Bu kadar çok çeşitli canlı türünün
olması her türün kendine özel bilgileri içeren DNA'yı bulundurması ile açıklanabilir.
Aynı tür içinde de türün bireylerinin birbirlerine göre üstün özellikleri veya zayıf özellikleri
bulunabilmektedir. Bu özellikleri belirleyen de genlerlerdir. İnsanlar istenilen özellikte
bitki ve hayvan türlerini eski çağlardan günümüze uzanan süreç içerisinde yapay seçilimle
üretebilmişlerdir. Bunun beraberinde genetik mühendisliği adı verilen bir biyoloji alanı
ortaya çıkmıştır.
Genetik mühendisliği, çeşitli tekniklerle bir canlıdan istenilen özellikte genin
alınarak başka bir canlıya aktarılmasını amaçlar. Calılardan biri bitki, diğeri hayvan
veya mikroorganizma olabilir. Böylece yeni gen kombinasyonları üretilebilir. Bu
şekilde rekombinat DNA elde edilir. Rekombinat DNA'ya sahip canlı transgenik canlı
olarak adlandırılır. Genetik mühendisliği, bugünkü biyoteknolojinin temelini oluşturan
bir bilim dalıdır. Genetik mühendisliği ile elde edilen bilgiler sayesinde biyoteknolojik
yöntemler kullanılarak daha ucuz, daha kolay veya daha verimli ürünler günlük
hayatımıza kazandırılır. İstenilen özellikte olan genin bir başka canlıya aktarılması
genetik mühendisliğin alanı iken, istenilen amaca yönelik ürün eldesi ile biyoteknolojinin
alanıdır. Örneğin, E.coli bakterisine insülin üretecek özelliklerin kazandırılması
genetik mühendisliğinin alanıdır. İnsülinin saşaştırılması gerekli kontrollerinin
yapılması ve ilaç özelliği kazandırılması ise biyoteknolojinin alanıdır.

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 133, 137, 142 ve 147 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 133, 137, 142 ve 147 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 133
Sayfa137
Sayfa 142
Sayfa 147
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Klâsik Biyolojik Yöntemler
1850’li yıllarda kısa sürede bozulan şaraplardan dolayı Fransız şarap endüstrisi zor
günler yaşıyordu. O zamanın ünlü imparatoru Napoleon III, ünlü bilim adamı Luis
Pasteur’ü çağırarak sorunun çözümlenmesini istedi. Pasteur, maya hücreleri tarafından
üzüm şekerinin fermantasyonu sonucu elde edilen şarabın içerisinde bulunan bir bakteri
çeşidinin şarabın sirkeye dönüşümüne neden olduğunu, bu durumun şarabın bozulmasına
yol açtığını buldu. Bunun üzerine Pasteür, şarap endüstrisi ile uğraşanlara şarabı depolamadan
önce ısıtmalarını önermiştir. Çünkü bakteriler ısıtılma sonucu ölecektir. Pasteur’un bu
ısıtma ve kaynatma işlemi pastörizasyon olarak adlandırılır. Bu uygulama özellikle süt
endüstrisinde uygulanmaktadır.
Daha sonra fermantasyon sanayii geliştikçe maya hücrelerinin yerine maya
hücrelerinden elde edilen enzimler kullanıldı. Böylece hücre, mutasyonlara karşı
korunmuş oldu. Örneğin, hamurun kabarmasında kullanılan mayanın içerisinde maya
hücreleri yerine sadece bu hücrelerden elde edilen enzimler vardır. Eğer maya hücrelerinin
kendisi kullanılsaydı fabrika ortamından kaynaklanan herhangi bir olumsuzluk canlı
maya hücrelerinin daha fazla zarar görmesine neden olurdu. Ayrıca bu durum, istenilen
verimi de düşürür.
Aşılama tekniği ile hastalıklara karşı korunma tarihte Türk’ler ve Çin’liler tarafından
su çiçeği hastalığına karşı uygulanmıştır. Daha sonra Pasteur tarafından kuduz aşısı
geliştirilmiştir.
Çok eski uygarlıklardan günümüze kadar bir çok hayvan evcilleştirildi. Daha sonra
insanlar evcilleştirdikleri bu hayvan ırklarını veya bitki ırklarını ıslah çalışmaları
yaparak çaprazladılar. Böylece daha üstün nitelikte olan melez bitki ve hayvan türleri
elde edildi.
Çin’liler zararlı olan bitki ve hayvanlara karşı mücadele yöntemini karıncalara
karşı başka bir böcek türünü kullanarak başardılar. Böylece biyolojik mücadele yöntemi
uygulanmış oldu.
1980’li yıllarda yanıklar sonucu oluşan deri yaraları, üst deriden yapılan hücre
kültürleri ile tedavi edilebilirdi. Daha sonra sentetik organlar doku kültürü tekniği ile
elde edilebildi.

Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 120, 122, 123 ve 124 cevapları


Meb yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 120, 122, 123 ve 124 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 120
Sayfa 122
Sayfa 123
Sayfa 124
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 BİYOTEKNOLOJİNİN TANIMI VE GÜNÜMÜZDEKİ ÖNEMİ
Birçoğumuzun ailesinde veya yakın çevremizde çoğu kez tanık olduğumuz şeker
hastalığı, hemofili, kanser, mongolizm gibi kalıtsal hastalıklar vardır. Bu ve buna benzer
kalıtsal hastalıkların gelecekte görülmemesi mümkün müdür?
Evimize, işimize veya okulumuza giderken, gürültü, çarpık kentleşme, nüfus
artışı, hava kirliliği, su kirliliği, ozon tabakasındaki incelmenin artması gibi bir çok
sorunun bizi ve geleceğimizi tehdit ettiğini hemen hemen hergün birebir yaşarız. Belki,
pek çoğumuz aşırı artan nüfusla birlikte her geçen gün yeşil bitki örtüsünün, temiz ve
içilebilir suyun, besinin, sağlık düzeyinin azaldığının farkındayız. Bu durum karşısında
gelecekte istenilen düzeyde yaşam koşullarının sağlanması mümkün müdür?
Canlıya ait bütün genetik bilgileri depolayıp nesilden nesile aktarılmasını
sağlayan molekül DNA’dır. DNA’daki genetik şifrenin RNA diline çevrilmesi mRNA
ile olur. Bu şekilde DNA’daki genetik şifrenin RNA dilinde yazılımı ile kopyası elde
edilmiş olur. Daha sonra bu kopya okunarak amino asit zincirleri oluşur. Canlılar
arasında oluşan bu amino asit zincirinin sayısı, sırası, dizilişi, çeşidi farklıdır. Bu
şekilde canlının karakterlerinin dışa yansıması olan fenotip özellikleri oluşur.
Özellikle, Watson-Crick’in DNA’nın çift iplikli yapısını moleküler düzeyde
açıklaması ile moleküler biyoloji alanı gelişmiştir. Bugün bilim adamları, DNA’yı
çeşitli yerlerinden kesebilen, kesilmiş DNA parçacıklarının birbirine eklenmesini
sağlayan çeşitli enzimlerin varlığını keşfetmişlerdir. Böylece, bir çok kalıtsal hastalığa
neden olan genetik şifre sağlam olan genetik şifre ile değiştirilebilecek, bitki ve
hayvanlarda üstün ve verimli olan özelliklerden sorumlu olan genetik şifre bitki ve
hayvana nakledilebilecektir.
Fakat, bu çözümlerin üretilmesinde karşımıza çıkan en büyük sorun canlıların
genetik şifrelerini ortaya çıkaran gen haritalarının henüz tam olarak elde edilememiş
olmasıdır. Bugün hâla bilim adamları canlıların gen haritaları üzerine çalışmalarını
sürdürmektedir.
Mühendislik bilgisi ve teknolojinin tıp veya biyoloji bilimine uygulanmasına biyoteknoloji
denir.
Biyoteknolojik yöntemler genellikle gıda sanayii ve sağlık hizmetlerinde kullanılır.
Biyoteknoloji tıp, veteriner hekimliği, zooloji, arkeoloji, ekoloji vb. bilim dallarıyla
ortak çalışır.
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner