Meb yayınları 8.sınıf ingilizce ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meb yayınları 8.sınıf ingilizce ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cumartesi

Meb yayınları 8.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 184, 185, 186, 187, 189 ve 190 cevapları


Meb yayınları 8.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 184, 185, 186, 187, 189 ve 190 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Ekstra Bilgi:
OSMANL TOPLUMU
TOPLU YAPISI
Devletin Resmî  Tasnifine re Osmanlı Toplumu
Osmanlılarda hemen her konuda olduğu gibi toplum anlayışında da, İslami esaslar ön planda idi. Adalet, devlet, şeriat, hükümdarlık, ordu, servet ve halk toplu
yapısınıntemel dayanaklarını oluşturmaktaydı. Toplum düzeni ve yönetim felsefesi bakımından önemli olan bu dayanakları şöyle açıklayabiliriz:
Sayfa 184
Sayfa 185
Sayfa 186
Sayfa 187
Sayfa 189
Sayfa 190
 ____________________________________________________________

nya barışı adaletle sağlanabilir. Devletin zenleyicisi şeriattır. fieriatın koruyucusu hükümranlıktır. Ordunun beslenmesi için servet gerekir. Bu serveti sağlayabilmek için bolluk ve huzur içinde yaşayan halka sahip olunmalıdır. Halkın bolluk ve huzur içinde yaşaması adaletle yönetilmesine bağlıdır.
Osmanlı devletinde toplum iki büyük sınıfa ayrılmıştı: Askerî Sınıf ve Reâyâ

a)  Yönetenler; Askerî Sınıf
Osmanlı Devletinde devlet görevlisi olarak çalışanların  genel adı askerî idi. Askerî Sınıf içine, seyfiye, ilmiye ve kalemiye zümreleri giriyordu. Bu sınıfın reayadan farkı, vergi vermemesi ve devletten maaş alması idi.
Seyfiye: Arapçada seyf kelimesi kılıç demektir. Ehl-i örf, Ehl-iseyf (kılıç) ya da ümera (emirler, yöneticiler) denilen bu zümre, doğrudan padişahın ç ve otoritesini temsil eden asker ve yöneticilerden oluşmaktaydı. Bu zümrenin temeli kapıkulu ve tımar sistemlerine dayanırdı. Bu zümre devlete yaptıkları hizmet karşılığında dirlik alırdı. Temel görevleri, halkın refah ve güvenini temin etme ve adaletle yönetmekti. Bu görevi yaparken kadı ile birlikte hareket edilirdi. Kapıkulu askerleri, tımarlı sipahiler, deniz askerleri olan levent ve azaplar, subaşılar, sancakbeyleri, beylerbeyleri, vezirler ve sadrazam seyfiye sınıfı içinde yer alan görevlilerdi.
İlmiye: Askerî sınıfın ikinci zümresi ilmiye veya ehl-i şer diye adlandırılıyordu.
İlmiye, ilimle meşgul olanlar topluluğu demekti. Ehl-i şer ise İslam dininin esaslarını ve emrettiği dünya nizamını bilen ve onun  uygulanmasıyla yükümlü bulunanlar anlamına geliyordu. İlmiye  zümresi, yargıçlık, noterlik ve mahalli yönetim işlerini yürüten kadılardan, tıp uzmanlarından ve her düzeydeki eğitim öğretim elemanlarından oluşuyordu. İlmiye sınıfı medresede yetişirdi. Eğitim (tedris) ilmiyenin en temel göreviydi. Kaza (hüm verme) yetkisiyle kişiler ara anlaşmazlıkları çözümler ve kamu düzenini korurlardı. Fetva  yetkisiyle de yapılan işlerin dine uygunluğunu denetlerlerdi.
İlmiyeye mensup zümreler arasında; kadı, müderris, imam,  müezzin, müftü, kadıasker  ve  şeyhülislam  vardı.  İlmiyeyi  Divanda  temsil  edenler  şeylislam  ile kadıaskerlerdi. Şeyhülislamın protokoldeki yeri sadrazam ile aynıydı.
İlmiye mensupları toplumda büyük itibara sahiptiler. İlmiye mensubu olabilmek için Arapça bilmek şarttı. İlmiye mensuplarının tamamına yakını Türk ve Müslümandı.
İlmiye  mensupları  yarlanmadan  cezalandırılamazdı. Kişilerin   mallarına  devlet tarafından el koyma demek olan müsadere usulü ilmiye mensuplarına uygulanmazdı.
Kalemiye:  Büro  veya  daire  anlamına gelen  devlet  kalemlerinde  çaşan  her düzeydeki idari memurların olturduğu gruba, ehl-i kalem (kalem ehli) ya da kalemiye deniliyordu. Kalemiye sınıfını devletin üst seviye bürokratları oluştururdu. (Kalemiye sınıfı hakkında ayrıntılı bilgi bir önceki ünitede verilmiştir.)

2.  Yönetilenler (Reâyâ)
Osmanlı Devletinde yönetilenleri, yani reayayı, askeri sınıfın dışında kalanlar oluşturuyordu. Bu sınıf, devlete vergisini veriyor, geçimini tarım, hayvancılık, sanayi veya ticaretle uğraşarak temin ediyordu.
Osmanlı Devleti topraklarında yaşayan toplulukları din veya mezheplerine göre teşkilatlandırarak yönetmişti. Bu teşkilatlanma içinde Müslüman, Ortodoks, Ermeni ve Museviler (Yahudiler) yer alıyordu. Yani Osmanlı Devleti’nde toplum din esasına göre teşkilatlanmıştı.
Reayayı oluşturanlar arasında; hakim unsur Türklerden başka Rumlar, Ermeniler, Museviler, Romenler, Slavlar ve Araplar vardı. Rumeli fetihleri sonrasında Arnavutlar ve Bosnalılar (Boşnaklar) da İslamiyeti kabul etmişlerdi.
Türk ve Müslümanlardan başka Osmanlı Devleti’nde en fazla nüfusa sahip olanlar Hristiyanlardı. Musevilerin sayısı onlara nazaran azdı.

Meb yayınları 8.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 176, 177, 179, 180, 181 ve 182 cevapları


Meb yayınları 8.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 176, 177, 179, 180, 181 ve 182 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Ekstra Bilgi:
OSMANLI DEVLET YÖNETİMİNDE DEĞİŞMELER
XIX. Yüzyıldaki Değişmeler
Taşra Teşkilatı
Tanzimat Döneminde Yapılan Düzenlemeler
Tanzimat döneminde iltizam usulü kaldırıldı. Hazineye ait vergilerin toplanması işi, muhassıllara verildi. Onlara yardım olmak üzere Muhassıllık Meclisleri olturuldu.
Fakat bu uygulamadan beklenen sonuç alınamadı.
Sayfa 176
Sayfa 177
Sayfa 179
Sayfa 180
Sayfa 181
Sayfa 182
 ____________________________________________________________

1842 yılında Kazaî (adlî) birim olmaktan çıkan kaza yönetim  birimi olarak sancağın altında yer aldı. Böylece mülkî teşkilatlanma sırası şöyle oldu; eyalet, sancak, kaza, y. Eyaletin genel idaresi valiye aitti.  Sancak yöneticisine kaymakam, kaza yöneticisine kaza müdürü denildi. Eyaletlerdeki mali işlere bakmak üzere defterdarlar atandı. Ayrıca eyaletlerde valiye bağlı zaptiye teşkilâtı ile nafıa (bayındırlık işleri) ve ziraat müdürlükleri kuruldu.

Vilayet Nizamnâmesi ile Yapılan  Düzenlemeler
Vilayet Nizamnâmesi 1864 yılında çıkarıldı. Buna göre taşra yönetim birimleri; vilayet liva (sancak) kaza ve y şeklinde düzenlendi. 1871 yılında ise kaza ile köy arasında nahiye adı verilen yeni bir birim oluşturuldu. Vilayet yöneticileri valilerdi. Sancak yöneticilerine mutasarrıf, kaza yöneticilerine kaymakam, nahiye yöneticilerine ise nahiye müdürü denilmişti.
Her vilayette bir idare meclisi olacaktı. Bu meclis, her livadan  seçilecek iki Müslüman ve iki Müslüman olmayan üyeden kurulacaktı. Bu meclis vilayetin ziraat, vergi ve diğer işleriyle ilgilenecek halkın isteklerini inceleyecekti.
Vilayet Nizamnâmesi ilk önce Vidin, Niş ve Rusçuk eyaletlerinin birleştirilmesiyle oluşturulan Tuna Vilayeti’nde uygulandı. Tuna valisi  olarak atanan Mithat Paşa bu nizamnâmeyi  başarılı   bir  şekild uygula.  Bunun  üzerine  nizamnâme  diğer vilayetlerde de uygulanmaya başlandı.

Meb yayınları 8.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 170, 171, 172, 173, 174 ve 175 cevapları


Meb yayınları 8.sınıf ingilizce ders kitabı sayfa 170, 171, 172, 173, 174 ve 175 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Ekstra Bilgi:
OSMANLI DEVLET YÖNETİMİNDE DEĞİŞMELER
XIX. Yüzyıldaki Değişmeler
Tanzimat Meclisleri
1876 yılına kadar süren Tanzimat döneminde çeşitli faaliyetlere girişildi. Meclii    Vâlâi    Ahkâmı   Adliye    yeniden    zenlendi.    Mahkemeleriçözümleyemediği büyük hukukî meseleler burada görüşülür veya kadı kararlarına bu meclis nezdinde itiraz edilebilirdi. 
Sayfa 170
Sayfa 171
Sayfa 172
Sayfa 173
Sayfa 174
Sayfa 175
 ____________________________________________________________
1854 yılında kurulan Meclis-i Âl-i Tanzimat bu meclisin görevini biraz hafişetti. Kural koyma ve yönetmelik yapma görevi bu meclise verildi. 1868 yılında ise fiurayı Devlet ve Divani Ahkâmı Adliye kuruldu.
1846 yılında kurulan Meclis-i Maarif-i Umumiye milli eğitim işlerinden doğrudan sorumlu olacaktı. 1851 yılında açılan Encümen-i  Daniş ise okulların ve açılacak Darülfünunun (üniversite) ders kitaplarını hazırlayacaktı. Bir bilim ve kültür akademisi olarak çalışan Encümeni Daniş, ancak 1862 yılına kadar yaşayabildi.

Bu dönemde başvekâlete çevrilmiş olan sadrazamlık, eski statüsüne döndürüldü. Abdülmecit döneminde sadrazam unvanı tekrar kullanılmaya başlandı. 1876 yılında Birinci Meşrutiyetin ilân edilmesi ile Osmanlı tarihinde Meşrutiyet Dönemi başladı. Mithat Paşa başkanlığındaki komisyon Prusya ve Belçika anayasalarını inceleyerek Kanunuesasi adı verilen anayasayı hazırladı. Anayasaya göre yürütme yetkisi başta padişah olmak üzere nazırlardan (bakanlardan) meydana  gelen Heyeti Vükelâ’ya (Hükûmet’e) ait olacaktı. Âyan Meclisinin üyelerini padişah, Mebûsan Meclisi’nin üyelerini ise halk seçecekti. Hükûmetin (Heyeti Vükelâ) meclislere karşı sorumluluğu yoktu. Padişaha karşı sorumluydu. Meclisi açma ve kapama yetkisi de padişaha aitti. Kanuniasasiye göre yargı bağımsızdı.
İkinci Meşrutiyetin  ilanı ile Kanunuesaside yeni zenlemeler  yapıldı. Padişahın yetkileri sınırlandırıldı. Siyasi partiler kuruldu ve parti hükümetleri iş başına gti.
Kanunuesasi ile birlikte halk ilk kez padişahla birlikte yönetime ortak olmuştur ve anayasal yönetime geçilmiştir.

Sponsorlu Bağlantılar 2
banner