Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe

MEB YAYINLARI 8.SINIF İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK ÇALIŞMA KİTABI CEVAPLARI 10

MEB yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

sayfa (140-141-142-144)        GERİ

Ekstra Bilgi:
Peygamberimizi sevmek ve itaat zorunlu mudur?
Âl-i İmran suresi, 31. ayet: “De ki; eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı  bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok  merhamet edendir.”   “De  ki:  “Allah’a  ve  peygambere itaat  edin.  Eğer  yüz çevirirlerse şüphe yok ki Allah kafirleri sevmez.”(Âl-i İmran suresi, 32. ayet ) Buna göre her müslümanın, Peygamberimizi sevme ve itaat etme zorunluluğu vardır.


Hz. Muhammed resullerin ve nebilerin sonuncusudur. Kendisine verilen kutsal kitabı en güzel biçimde, yaşayarak öğretmek, onun başlıca görevi olmuş ve bunda da başarılı olmuştur. Yirmi üç yıllık peygamberlik mücadelesinden  sonra vefat ettiği sene (632) yaptığı Veda Haccı’nda yüz binden fazla müslümana bir hutbe okumuştur. Veda Hutbesi olarak anılan bu hutbede, insanlara tebliğ görevini yapıp yapmadığını sormuş, insanlardan aldığı olumlu cevap üzerine Şahid  ol Rab”  diyerek  görevini tam yapmanın verdiği huzurla haccını tamamlamıştır. Bir süre sonra da aramızdan ayrılarak ebedî hayata yolculuk etmiştir.

Çarşamba

MEB YAYINLARI 8.SINIF İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK ÇALIŞMA KİTABI CEVAPLARI 9

MEB yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

sayfa (130-131-132-133-134-135-136-137-138-139)    GERİ    DEVAMI

Ekstra Bilgi:
Hz. Muhammed Bir İnsandır
Hz. Muhammed, Arabistan yarımadasında 571-632 yılları arasında  yaşamış olan  son  peygamberdir.  Abdullah-Âmine  çiftinin  oğludur Mekke’de  doğmuş Medine’de vefat etmiştir. O da, diğer insanlar gibi  yer,içer, uyur, yorulur, üzülür, sevinir, ibadet eder, çalışır, çabalardı. Evlendi, çocukları oldu, çobanlık, tüccarlık yaptı. Ordulara komuta etti, devlet yönetti, okul kurdu, namaz kıldırdı, insanlara örnek oldu.

Kur’an’a re Hz. Muhammed nasıl bir insandı?
Kur’an-ı  Kerim,  Hz.  Muhammed’in  insani  yönünü  şöyl açıklar  Ey Muhammed! De ki: “Ben de ancak  sizin gibi bir insanım. Ne var  ki bana  sizin ilahınız  ancak   bir   tek  ilahtır   diye  vahyolunuyor.  Kim  Rabb’ine   kavuşmayı umuyors yararlı    bir    iş    yapsı v Rabb’ine    ibadette    kimsey ortak  koşmasın.”(Kehf  suresi, 110. ayet) Başka ayetlerde de onun, geleceği bilemeyen, içlerinden biri olan, okuma ve yazması olmayan, kimseye zarar ve fayda verme gücü olmayan, melek değil ölümlü bir insan olduğu vurgulanmıştır. Onu insan üstü görmek, olağanüstü güç ve özelliklere sahip olduğunu  düşünmek, Kur’anî gerçeklere uygun düşmez.
Kur’an’a  göre  Hz.  Muhammed  şüphesiz  büyük   bir  ahlak  üzerindedir (Kalem suresi, 4. ayet) ve ahiret  gününe kavuşmayı umanlar için en güzel örnektir. (Ahzâb suresi, 21. ayet)

Hz. Muhammed’e doğruluğu ve güvenirliği  sebebiyle Muhammedül Emin (güvenilir Muhammed) lakabı takılmıştı.

Hz.  Muhammed  merhametliydi.  İnsanlara  değer  verirdi,  cesaretli,  sabırlı, hoşgörülüydü. Hakkı gözetirdi. Verdiği sözde dururdu.  Zamanı iyi değerlendirirdi. Temiz, zarif ve nazikti. Güleryüzlü, tatlı  sözlüydü. Lüksten ve israftan uzak durur, kendi işini kendi görürdü. Her bakımdan tüm dünyaya örnek olan bir insandı.


İslamiyete  girmenin  şartı olan  Kelime-i  Şehadet   cümlesinde,  “Allah’tan  başka ilah  olmadığına  ve Hz. Muhammed’in Allah’ın  kulu  ve elçisi olduğuna” şehadet ederken onun öncelikle bir kul (insan) olduğuna işaret ederiz.

Pazar

MEB YAYINLARI 8.SINIF İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK ÇALIŞMA KİTABI CEVAPLARI 8

MEB yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

sayfa (112-113-114-115-116-121-122-123-124-129)    DEVAMI    GERİ

Ekstra Bilgi:
Kolaylık ve Güç Yetirebilirlik
İbadetlerle ilgili temel ilkelerden birisi de ibadetlerin “kolaylık ve ç yetirebilirlik” esasına dayalı olmasıdır. İslam dininin evrensel niteliklerinden birisi de kolaylık dini olmasıdır. İslam, insanı zora ve sıkıntıya sokmak için gelmemiştir. Yüce Allah şöyle buyurur:  “Allah  size  kolaylık  diler,  zorluk   dilemez. (Bakara  suresi,  185.  ayet) “Allah size herhangi bir güçlük çıkarmak istemez.”(Maide suresi, 6. ayet)

İbadette önemli olan gücümüzün yettiği kadar ve zora sokmadan ibadet etmektir.
İslam’a  göre  “Allah  bir  kimseyi  ancak  gücünün   yettiği  şeyle  yükümlü  kılar.” (Bakarasuresi, 286. ayet) “Bdin  kolaylık  dinidir. Kimse  dini  geçmeye çalışmasın. Yapamadığı    eksiklikle kalı v üstünlü dinde    kalır.”   (Buhari İman) Peygamberimiz iki şey arasında karar vereceği zaman günah olmadığı sürece mutlaka en kolayını seçerdi. (Müslim, Fedail)

İbadetlerde kolaylık örnekleri nelerdir?
Cuma namazı, oruç, hac gibi ibadetler bazı özürler sebebiyle düşebilir.  Namazı ayakta kılmaya sağlığı elvermeyen oturarak, yatarak ya da gözü ile ima ederek kılabilir. Su bulunmadığı zamanlarda teyemmüm ile abdest alınabilir. Uzun yolculuğa çıkanlar namazların farzını 4 rekâttan 2 rekâta düşürerek kılarlar. Kışın soğuk havalarda ayak yıkamak yerine mest üzerine mesh etmek kolaylığı vardır. Hasta ve yolcular oruçlarını sonradan kaza etmek üzere tutmayabilirler…

İbadet yaparken gücümüzün yettiğini en iyi Yüce Allah ve kendimiz biliriz. Zora girdiğimiz takdirde kolaylık ölçülerini kullanırız. Önemli  olan  bu kolaylık ilkelerini menfaatimize göre değil, gücümüzün yettiği şartlar çerçevesinde uygulamaktır. Dinde esas  olan  zorlaştırmak değil  kolaylaştırmak ve  sevdirmektir.  Peygamberimizin  şu öğüdünü aklımızdan  çıkarmayalım: “Kolaylaştırınız,  zorlaştırmayınız;  müjdeleyiniz,  nefret ettirmeyiniz.”(Buhari, İlim)

Cumartesi

MEB YAYINLARI 8.SINIF İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK ÇALIŞMA KİTABI CEVAPLARI 7

MEB yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

sayfa (101-102-104-105-106-107-108-109-110-111)       GERİ       DEVAMI

Ekstra Bilgi:
Samimiyet
İbadet,  temiz bir kalp ile samimi olarak  yapılmalıdır. İbadet içtenlikle, maddi çıkar  gütmeden,   yalnız  Allah’ın  rızasını  kazanmak  için  yapıldığında   gerçek amacına ulaşır. Bu duyguya “ihlâs” denir.

İbadetlerde samimi olmak zorunlu mudur?
Samimiyet  bir  kalp  hareketi  ve  ruhsal  bir  tutumdur.  İbadetteki  niyetimizin  ne olduğunu, samimi olup olmadığımızı Allah bilmektedir. Ona hiçbir şey gizli kalmaz. Allah ibadetlerimizi niyetlerimizdeki samimiyetimize göre değerlendirecektir. Çünkü “Ameller niyetlere redir. Herkesin niyetine re işlem yapılır.”(Buhari, Bed’ül-vahy) Allah’ın rızasını  kazanmak, ibadetlerimizde ve günlük hayatımızda samimi olmakla mümkündür. Samimiyet ibadetin hem ruhu hem de özüdür. Samimi olmayan ibadetler, cansız ceset ve kuru bir ağaç gibidir. Allah, kendisine samimi olarak ibadet etmemizi (Zümer Suresi, 2. ayet) emretmektedir.  Peygamberimiz de “Şüphesiz  Allah, sadece kendisi  için ve ancak kendisinin  rızası gözetilerek  yapılan  amellerden başkasını kabul etmez.” (Nesai, Cihat)

İbadetlerde samimi olmak kişiye ne kazandırır?
Samimiyet,  ibadetlerden  zevk  almamızı,  yaratıcımızla yakınlaşmamızı   sağlar.
İçimizdeki  fenalığın ve  kötülüğün  giderilmesine  yardımcı olur.  Şeytan  kötülükleri insanlara süslü gösterip azdıracağını; ancak samimi Müslümanlara etki edemeyeceğini (Hicr  suresi,  40.  ayet,  -  Sa’d  suresi,  83.  ayet)  belirtmiştir. Bütün  peygamberler samimiyet örneği göstererek, mücadelelerinde başarılı olmuşlardır.


Allah’ın rızasını kazanmak için, Müslümanların samimi olarak yaptığı her güzel iş, bir ibadet gibidir ve kendisine sevap kazandırır. Bu bakımdan insanlar, öğrenciliğinde, iş  hayatında, mesleki  çalışmalarında, ailevi  ve  sosyal  ilişkilerinde daima  niyetini samimi tutmalı, Allah’ın rızasını gözeterek hareket etmelidir.

Perşembe

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı sayfa 86, 87, 88, 94, 95, 96, 97, 98, 99 ve 100 cevapları

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Sayfa 86
Sayfa 87
Sayfa 88
Sayfa 94
Sayfa 95
Sayfa 96
Sayfa 97
Sayfa 98
Sayfa 99
Sayfa 100
 
Ekstra Bİlgi:
İsteklilik
İbadetler, gereğine inanarak ve isteyerek yapılmalıdır. Zorlama ve tehdit sonucunda, istemeyerek yapılan ibadetin Allah katında bir değeri yoktur. Mesela, çeşitli baskılarla, isteksiz kılınan bir namaz spor yapmaktan öteye geçmez; tutulan oruç da ve susuz kalmaktan başka bir anlam taşımaz. İbadetlerde gönüllülük esastır.

Dinde zorlama var mıdır?
Yüce Allah şöyle buyurur: “Dinde zorlama  yoktur. Çünkü  doğruluk sapıklıktan  iyice  ayrılmıştır O  hâld kim  tağut tanımayıp  Allah’ inanırsa kopmak  bilmeyen  sapasağlam bir  kulpa  yapışmıştır.  Allah  hakkıyla  işitendir,  hakkıyla bilendir.” (Bakara suresi, 256. ayet) Bu ayete göre dinde zorlama ve zorbalık yoktur. Bir insanı inanması için zorlamak yasak olduğu gibi, ibadet etmesi için de zorlamak doğru değildir. Çünkü yaptığı ameller ibadet değeri kazanmaz, sevap da elde edemez.
İbadetler zorlama olmaksızın, iyi niyet, rıza ve gönüllülük esasına göre yapılmalıdır.
Zorlama ile yapılan iman da ibadet de geçersizdir.

Allah insanlara doğru yolu gösterir. İbadet etmelerini emreder, ama kullarının birbirine bu yönde baskı yapmalarına rıza göstermez. İnsanlar, çevresindekilere ancak öğüt verir, ibadet  etmeleri  yönünde  tavsiye  ve  telkinde  bulunur;  kendi  yaptığı    ibadetlerle başkalarına güzel örnek olur.

İnsanlar ibadet etmek için aslında gönüllü olmalıdırlar. Allah’ın kendilerine verdiği hayat, akıl, konuşma, görme, sevme, sevilme, yeme, içme gibi sayısız nimetlere karşı şükran borcunu öderken zorlanmamalıdırlar. “Nokta  kadar menfaati  için başkaları önünde  virgül  gibi  eğilen”,  “bir   acı  kahvenin   hatırını  kırk  yıl  unutmayan” insanoğlu her şeyini borçlu olduğu yaratıcısına, istekle ibadet etmek durumundadır.

MEB YAYINLARI 8.SINIF İNKILAP TARİHİ VE ATATÜRKÇÜLÜK ÇALIŞMA KİTABI CEVAPLARI 6

MEB yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.

sayfa (86-87-88-94-95-96-97-98-99-100)         DEVAMI        GERİ

Ekstra Bilgi:
Salih Amel
Salih amel, iyi, güzel, faydalı ve davranış demektir.
Allah’ın rızasına, kişinin ve toplumun menfaatine uygun, iyi bir niyet ile yapılan her güzel iş, söz ve davranış, salih ameldir.

İbadetler birer salih amel olduğu gibi, insanlara, hayvanlara, bitkilere merhamet etmek, darda olanlara yardım etmek, yaşlıyı, özürlüyü, çocukları gözetmek de salih ameldir.

İmanı kuvvetlendiren, onu çepeçevre kuşatarak sağlamlaştıran salih amellerdir. Kur’an-ı Kerim’de doksandan fazla ayette salih amel  emredilmiştir. “Ant  olsun  zamana  ki, insan  gerçekten   zarar içindedir.  Ancak  iman  edip  de  salih  ameller  işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler hariç.”(Asr  suresi) Bu sûrede olduğu gibi iman ve salih amel sürekli beraber anılmıştır. İnanmak ve faydalı güzel yapmak, bir bütünün ayrılmaz parçaları olarak ortaya konulmuştur. İman olmadan  güzel amelin hiçbir değeri olmadığı gibi, salih amelin olmadığı imanın da tadı yoktur.

Salih amel işlerken, samimi niyet ve Allah’ın rızasını gözetmek büyük önem taşır. Gösteriş ve çıkar uğruna yapılan güzel davranışlar, salih  amel  değildir. Salih amel aslında imanın doğal sonuçlarıdır. Kalbinde gerçek ve güçlü iman besleyen her insan, güzel davranışlar sergiler;  kendisine, ailesine, vatanına, milletine, insanlığa faydalı hizmetler yapar.

Salih amelin faydaları nelerdir?
Dünyada iken, salih amel maksadıyla ibadet etmek, insanlara ve  diğer  canlılara zarar vermemek;  bilakis onları koruyup gözetmek, zordakilere yardım etmek, ailemizin geçimini sağlamak için helal kazanç yollarında çalışmak, hayatımızın ve çevremizdeki hayatların güzelleşmesine  katkıda bulunur. Allah “İnanıp  salih  ameller  işleyenler Cennet  bahçelerindedirler.  Rablerinin  katında   onlara   diledikleri   verilir.  İşte büyük lütuf budur.”(Şûra suresi, 22. ayet) buyurarak, salih amel işlemenin ahiretteki sonuçlarını göstermiştir.


Namaz, oruç, zekât gibi ibadetlerden tutun da, yoldaki zararlı bir  maddeyi alıp kenara koymayı, bir yetimi okşamayı, bir insana güler yüzle bakmayı bile salih amel sayan dinimiz, evrensel bir hayat tarzı ortaya koymuştur: “Allah rızası ve toplum faydası için daima iyi, güzel, sevap ve faydalı söz söylemek, ve davranışlar  yapmak.”
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner