Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevaplarıQ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevaplarıQ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı sayfa 140, 141, 142 ve 144 cevapları

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir.
 Sayfa 140
 Sayfa 141
 Sayfa 142
 Sayfa 144
Ekstra Bilgi:
Hz. Muhammed Kur’an-ı  Kerim’i Açıklayıcıdır
Peygamberlerin en önemli görevi Allahtan aldıkları vahyi  aynen  insanlara tebliğ etmektir. Peygamberimiz de kendisine gelen  vahyi  eksiltme ve fazlalaştırma yapmadan  insanlara  açıklamıştır.  “Peygamberin  üzerine   düşen  ancak   tebliğdir. Allah  sizin  açıkladığınızı da,  gizlediğinizi  de bilir.” (Mâide suresi, 99. ayet) “Ey peygamber!  Rabb’inden sana  indirileni  tebliğ  et.  Eğer  bunu  yapmazsan onun verdiği revi yapmamış olursun…” (Mâide suresi, 67. ayet)

Peygamberimizin başlıca revi ne idi?
Hz. Muhammed öncelikle, Kur’an-ı Kerim’i açıklamakla görevliydi. “De ki: “Eğer  Allah  dileseydi, ben  size onu  okumazdım.  Allah  da  size  onu  bildirmezdi.” (Yûnus Suresi, 16. ayet ) “Ben ancak  Allah’tan gelenleri tebliğ edebilirim  ve onun vahiylerini  açıklayabilirim. Kim Allah’a  ve Resûlüne  karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.”(Cin suresi, 23. ayet)

Sevgili Peygamberimiz Kur’an’ı sadece sözle mi açıklamıştır?
Peygamberimiz  Kur’an-ı hem  sözleriyle  açıklamış, hem  de  davranışlarıyla insanlara örnek olmuştur. O, insanlık için Kur’an-ı anlatan ve anlattığını yaşayan canlı bir  modeldir.  Hanımı  Hz.  Âişe’ye  onu ahlakı   nasıldır  diye  sorduklarında “onun ahlakı Kur’an ahlakıdır.” demiştir.
Hz. Muhammed Kur’an-ı Kerim ayetlerini, kendisine soru yöneltildiğinde veya yeni  oluşan durumlara  göre  söz  (hadis),  davranış  veya  başkalarının yaptıklarını onaylamak sûretiyle (takrir) açıklayarak insanların dikkatine sunmuştur. 

Çarşamba

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı sayfa 130, 131, 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138 ve 139 cevapları

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Sayfa 130
Sayfa 131 
Sayfa 132
Sayfa 133
Sayfa 134
Sayfa 135
Sayfa 136
Sayfa 137
Sayfa 138
Sayfa 139
Ekstra Bilgi:
Hz. Muhammed Bir Peygamberdir
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Muhammed’in peygamberliği hakkında şöyle buyurulur: “Ey Muhammed! De ki: Ey insanlar! Şüphesiz ben yer ve göklerin hükümranlığı kendisine  ait  olan Allah’ın,  hepinize  gönderdiği  peygamberiyim. O’ndan  başka hiçbir ilah yoktur. O, diriltir ve öldürür. O halde  Allah’a ve onun sözlerine inanan  Resûlüne,  o ümmi peygambere iman edin ve ona uyun ki doğru  yolu bulasınız.” (A’raf suresi, 158. ayet)  “…O, Allah’ın  elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir. (Ahzab suresi, 40. ayet)

Hz. Muhammed’e kitap gönderilmesinin sebebi nedir?
Hz.  Muhammed’e  ,  son  kutsal  kitap  Kur’an-ı Kerim  gönderilmiştir. Allah “Sana kitabı, ancak ayrılığa düştükleri şeyleri onlara açıklaman için ve iman eden bir topluma doğru yolu gösterici ve rahmet olarak indirdik.” (Nahl Suresi, 46. ayet) buyurur.

Sevgili Peygamberimiz, diğer peygamberler gibi çok dürüst, güvenilir, zeki ve anlayışlı, günahsız bir insandı. Peygamberlikten önce ve sonra asla günah işlememiştir. Tebliğ (Allahtan gelen bilgileri insanlara  ulaştırmak) görevini hakkıyla yapmıştır.
İnsanlara hakkı göstermiş, doğru ve güzel olana çağırmıştır. İnsanlığa dünya ve ahiret mutluluğunun gereklerini öğretmiştir.

Allah,  “elçisi  Muhammed’i doğruluk rehberi  Kur’an  ve  bütün dinlere üstün kılmak için hak din ile göndermiştir.”(Fetih suresi, 28. ayet)

Pazar

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı sayfa 112, 113, 114, 115, 116, 121, 122, 123, 124 ve 129 cevapları

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Sayfa 112
Sayfa 113
Sayfa 114
Sayfa 115
Sayfa 116
Sayfa 121
Sayfa 122
Sayfa 123
Sayfa 124
Sayfa 129
Ekstra Bilgi:
HZ. ALİ’NİN ÖRNEK ŞAHSİYETİ  VE
İBADETİN ÖNEMİNE DAİR SÖZLERİ

Hz. Ali, Hz. Peygamber'in amcası Ebû Tâlib'in en küçük oğludur. Annesi Esed’in kızı Fâtıma (ö.4/625-626)’dır. O, Hz.  Peygamber’e sekiz yaşından itibaren annelik yapmıştır. Bu sebeple Peygamberimiz ona ikinci annem demiştir. Hz. Ali’nin babası Ebû  Tâlib, Hz. Peygamber’i kendi evlâdı gibi büyütmüş, evleninceye  kadar evinde barındırmıştır. Hz. Peygamber, evlenince Ebû Tâlib’in evinden ayrılarak Hz. Hatice’nin evine taşınmıştır. Hz. Ali,   bundan  5  yıl kadar sonra, milâdi 600 yılında  Mekke'de dünyaya gelmiştir.

Hz.  Ali çocukluğund hiç   put tapmadığı  için kendis dah sonraları Kerremallahu  veche  (Allah  yüzünü   şereflendirsin) sıfatıylanılmıştır. Sahabe arasında bu sıfatla  anılan tek kişidir. Çeşitli künye ve ünvanlarla anılan Hz. Ali’nin Aslan anlamında “Haydar”, Allah’ın güçlü aslanı anlamında  “Esedullahi’l-Gâlib”, Allah’ın rızâsını kazanmış anlamında “el-Murtazâ” gibi lakapları da vardır.

Hz. Peygamber, geçim darlığı çeken amcası Ebû Tâlib'in yükünü hafifletmek için Hz. Ali'yi beş yaşında iken yanına aldı. Bu tarihten itibaren Hz. Ali onun evinde büyüdü ve  hicrete  kadar Mekke’de onun evinde kaldı. 10 veya 11 yaşlarında Hz. Muhammed'in peygamberliğine  ilk  iman  edenlerden  ve  Hz.  Peygamber'le  ilk  namaz  kılanlardan olduğu  bilinmektedir.  İslam’ın  yayılmasında ve  güçlenmesinde çocuk  olmasına rağmen,  her zaman Hz. Peygamber’e destek olmuştur.

Mekke  müşriklerinin eza  ve  cefalarını gittikçe  artırmaları ve  hatta  kendisini öldürme  hazırlıklarına girişmeleri üzerine,  Medine’ye  hicret  etmeye  karar  veren Hz.  Peygamber,  Hz.  Ali’yi kendisini  öldürmeye  gelecek  müşrikleri oyalamak, yokluğunu  gizlemek  ve  üzerindeki  emanetleri  sahiplerin vermek  maksadıyla Mekke’de bırakmıştır. O da geceyi Peygamber’in yatağında geçirerek, onun evde olduğu kanaatini uyandırmıştır. Daha sonra da Hz. Peygamber’in kendisine bıraktığı emanetleri sahiplerine   iad edip yin onu emr il Mekke’de ayrılarak Kubâ’da Hz. Peygamber’e yetişmiştir.  Hicretin beşinci ayında  muhacirler ile ensar arasında yakınlık ve dayanışma sağlamak amacıyla, kardeşleştirme (muâhât)’de, Hz. Peygamber onu kendisine kardeş seçmiştir

Hz. Ali hicretin ikinci yılının son ayında, Hz. Peygamber’in kızı Fâtıma ile evlendi. Bu evlilikten Hasan, Hüseyin ve Muhsin adlı oğulları ile Zeyneb ve Ümmü Gülsüm adlı kız çocukları dünyaya geldi. Hz. Ali, Hz. Fâtıma hayattayken başka evlilik yapmadı. Ancak  Fâtıma'nın vefatından sonra  evlendi.  Hz. Ali  ve  Fâtıma'nın  çocuklarından Hz. Hasan'ın nesli genelde "Şerif", Hz. Hüseyin'in nesli ise "Seyyid" unvanıyla bilinir.
Hz. Ali, Hz. Peygamber'le birlikte Tebük dışındaki bütün savaşlara katıldı. Bu gazvelerde sancaktarlık  yaptı  ve  büyük  kahramanlıklar  gösterdi.  Bedi savaşına çıkarken Hz. Peygamber’in önünde iki siyah sancaktan birini  o  taşıyordu. Uhud Savaşı’nda, düşman tarafından tuzak olarak kazılan çukurlardan birisine düşen Hz. Peygamber’i, elinden  tutarak,  Talha  b.  Ubeydullah  ile  birlikte  buradan  çıkardı. Bu  gazvede  o, Hz. Peygamber’i koruyan ve onunla birlikte dağa sığınan az sayıda sahabîden biriydi. 

Cumartesi

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı sayfa 101, 102, 104, 105, 106, 107, 108, 109, 110 ve 111 cevapları

Meb yayınları 8.sınıf inkılap tarihi ve Atatürkçülük çalışma kitabı cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Sayfa 101
Sayfa 102
Sayfa 104 
Sayfa 105
Sayfa 106
Sayfa 107
Sayfa 108
Sayfa 109
Sayfa 110
Sayfa 111
Ekstra Bilgi:
Gösterişten Uzak Olmak
İş, söz ve davranışlarda gösterişe yer verme; bir iyiliği veya bir ibadeti Allah’ın rızasını kazanmak için değil, insanların beğenisini  kazanmak için yapmaya  riya (gösteriş) denir.

İbadetlerin geçerli olması için gösterişten uzak olması gereklidir. Diğer insanların beğenisini Allah’ın beğenisinden üstün tuttuğumuz zaman Allah’a ortak koşmuş (şirk) oluruz ki, en büyük günah budur. Peygamberimiz Müslümanlar için en çok korktuğu şeyin gizli şirk, yani gösteriş olduğunu belirtmiştir.(Tirmizi, Hudut)

Gösteriş yapanlara Allah’ın bakışı nasıldır?
Allah, Bakara suresi 264. ayette gösteriş yapanlar (riyakâr) için  şöyle  buyurur: “Ey iman edenler! Sadakalarınızı, insanlara gösteriş için malını harcayan, Allah’a ve ahiret  gününinanmayan kimse gibi başa kakmak ve eziyet etmek suretiyle boşa çıkarmayın.  Çünkü  onun bu gösterişinin hali, üzerinde  az bir toprak bulunan bir kaya parçasının haline benzer  ki, ona şiddetli bir yağmur  isabet edince üzerindeki toprağı temizleyip kendisini katı bir taş hâlinde bırakır.”

Gösteriş çok değişik şekillerde olabilir: Bilgili desinler diye ilimle uğraşmak, dindar görünmek için ibadet etmek, cömert desinler diye zekât ve sadaka vermek gibi. Benzer davranışların ortak özelliği, dindarlık ve dürüstlük görüntüsü altında insanlar arasında çıkar sağlamak, şan ve şöhrete ulaşmak arzusudur. Bu amaçlarla yapılan salih amellerin ve ibadetlerin, Allah katında hiçbir değeri yoktur. Gösteriş yapan insanlar, diğer insanlar arasında da sevilmezler ve saygı görmezler.

Gerçek Müslüman, ibadetini reklam ederek yapmaz. Gösterişten uzak ve gizlice yapar. Yoksullara, ihtiyaç sahiplerine bir şey verdiğinde “sağ elinin verdiğini sol eli duymayacak kadar gizli” verir ki, Peygamberimiz böyle kimselerin kıyamet gününde özel olarak ödüllendirileceğini (Müslim,  zekât) bildirmiştir. O hâlde ibadetlerimizde ve günlük yaşantımızda Allah’a ve insanlara karşı samimi davranarak gösterişten uzak durmak; mümkün olduğu kadar ibadetleri gizli yapmak, Allah’ın rızasını insanların övgüsünden ve benzeri çıkar düşüncelerinden üstün tutmak gerekmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner