Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar

Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 220, 222, 226, 228, 229 ve 230 cevapları


Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 220, 222, 226, 228, 229 ve 230 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 220
Sayfa 222
Sayfa 226
Sayfa 228
Sayfa229
Sayfa 230
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Kalın Bağırsak
Kalın bağırsağın yapısı da diğer sindirim organları gibi bağ doku, kas doku ve
epitel dokudan oluşur. Kalın bağırsak rektum ile sonlanır. Rektumun vücut dışına açılan
kısmına anüs denir.
Sindirim olaylarında kullanılan suyun emilimi kalın bağırsakta tamamlanır. Aynı
zamanda sindirilmeyen maddelerin toplandığı ve vücuttan atıldığı sindirim organıdır.
Artıkların atılması bağırsağın peristaltik hareketleri ile olur.
İnce bağırsaktan farklı olarak kalın bağırsaktaki epitel dokuda villüsler bulunmaz.
İnce bağırsak ile kalın bağırsağın birleştiği yere kör bağırsak denir.
Kör bağırsağın ucunda apandis denilen bir çıkıntı bulunur. Apandisin
iltihaplanmasına apandisit denir.
K alın bağırsakta yaşayan bazı yararlı bakteriler K ve B vitaminlerinin
sentezlenmesini sağlar.

Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 193, 194, 204, 212 ve 213 cevapları


Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 193, 194, 204, 212 ve 213 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 193
Sayfa 194
Sayfa 204
Sayfa 212
Sayfa 213
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Mide
Mide, kaburgaların altında karın boşluğunun sol üst bölgesinde yer alır. Mide,
gelen besinleri bir süre depolayan mekanik ve kimyasal sindirimin yapıldığı organdır.
Mide kaslı yapıdadır. Bu yapı enine, uzunlamasına ve çapraz uzanan kas lişeri içerir.
Kasların kasılması ile besinler karıştırılır ve parçalanır. Midenin iç yüzeyini
kaplayan epitel dokuda çok sayıda, salgı yapan bezler bulunur. Bu bezlerin bir kısmı
mukus salgılar. Bir kısmı da hidroklorik asit (HCl) ve enzimlerin bulunduğu mide
özsuyunu salgılar. HCl mide özsuyunun asidik özellikte olmasına neden olur. Buna
karşılık mukus, asidik sıvının mide iç duvarına zarar vermesini engeller.
Besin mideye geldiğinde mide bezlerinden bazıları gastrin hormonu salgılar. Bu
hormon pepsinojen enzimi ve hidroklorik asidin mide bezlerinden salgılanmasını
uyarır.
Mide enzimleri asidik ortamda etkilidir.




İnce Bağırsak
Besinler midede çorba kıvamında bir karışıma dönüştürülür ve ince bağırsağa
iletilir. İnce bağırsakta da bağ doku ve düz kaslar bulunur. Bunun yanında, ince
bağırsağın iç yüzeyini kaplayan epitel doku villüs denen kıvrımlar yaparak bağırsak
yüzeyini genişletir.
İnce bağırsak sindirilen besinlerin ve suyun büyük çoğunluğunun emildiği
organdır.
Villüsler, ince bağırsakta emilim yüzeyini genişleterek besinlerden yüksek oranda
yararlanmayı sağlar.
İnce bağırsağın mideyle birleştiği ilk 25 cm’lik bölüme onikiparmak bağı rsağı ya
da duodenum adı verilir.
Onikiparmak bağırsağına karaciğerin ve pankreasın salgıları akıtılır. Bu salgılar ve
enzimlerin etkisi ile kimyasal sindirim özellikle sindirim sisteminin bu bölümünde
gerçekleştirilir.

Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 179, 181, 185, 190 ve 192 cevapları


Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 179, 181, 185, 190 ve 192 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 179
Sayfa 181
Sayfa 185
Sayfa 190
Sayfa 192
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 İnsanda Sindirim Sistemi ve Sindirim
İnsanda gelişmiş bir sindirim sistemi bulunur. Besinler ağızda dişler yardımıyla
çiğnenir ve parçalanır. Yutulduktan sonra sindirim kanalı boyunca yer alan, yemek
borusu, mide, ince bağırsak ve kalın bağırsaktan geçer. Sindirilemeyen artıklar anüsten
dışarı atılır. Tükürük bezleri, karaciğer ve pankreas salgılarıyla sindirime yardımcı
organlardır.
Ağız ve Yutak
İnsan sindirim sistemi ağızla başlar. Burada besinlerin ısırılması ve çiğnenmesi
yoluyla parçalanmasını sağlayan dişler bulunur. Yetişkin bir insanda farklı işlevleri
yapmaya uyumlu 32 diş bulunur. Önde; dördü alt, dördü üst çenede olmak üzere sekiz
kesici diş vardır. Bunların yanında her iki tarafta birer tane olmak üzere köpek dişleri
yer alır ve besini parçalama işini yapar. Her köpek dişinin arkasında iki küçük azı ve üç
büyük azı yer alır. Azı dişler yassı yüzeyleriyle besini öğütür ve ezer.
İlk dişler bebeklerde 6 aylıkken çıkar. Bunlara süt dişleri denir. Daha sonra bu
dişlerin yerini kalıcı dişler alır.
Dişin görünen kısmı taç, diş etine gömülü kısım boyun ve çene kemiğine yerleşmiş
bölümü ise kök adını alır. Bir dişin yapısında dıştan içe doğru başlıca şu kısımlar
bulunur.
• Mine tabakası: Dişin taç kısmını örten, sert ve parlak tabakadır.
• Dentin: Mine tabakasının altında yer alır. Kemikler gibi mineral tuzları
bakımından zengin sert bir maddedir.
• Diş özü: Kan damarları ve sinirlerin bulunduğu yumuşak kısımdır.
Ağız sağlığı için dişler düzenli olarak fırçalanmalı. Sert kuruyemişler dişler ile
kırılmamalı. Aşırı sıcak ve soğuk içecekler art arda alınmamalı. Düzenli ağız ve diş
sağlığı kontrolleri yaptırılmalıdır.
Ağız içinin ıslaklığını ve çiğnenen besinlerin yumuşatılmasını tükürük salgısı
sağlar. Tükürük dil, çene ve kulak altında bulunan tükürük bezlerinden salgılanır.
Tükürüğün büyük bir kısmı sudur. Aynı zamanda bileşiminde mukus, amilaz enzimi,
sodyum ve kalsiyum iyonları bulunur. Amilaz nişastanın sindiriminde etkili olur.
Ağızdan sonra gelen yutak; yemek ve soluk borusuna giden yolun başlangıcında
bulunur. Çiğnenen besin ağızda dil ile yuvarlanarak geriye doğru itilir. Yutma bir dizi
reşeksi içerir. İstemli olarak gerçekleşen yutma sırasında soluk borusunun başlangıcı
kapatılır ve lokma yemek borusuna gönderilir.
Yemek Borusu
Yemek borusu, yutak ile mide arasında yer alır. Yapısında bağ doku, düz kaslar
ve içte epitel doku bulunur. Yemek borusunda lokma peristaltik hareketlerle mideye
iletilir.
Peristaltik hareketler yemek borusundaki düz kasların arka arkaya kasılmasıyla
oluşur.

Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 161, 162, 163, 164 ve 176 cevapları


Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 161, 162, 163, 164 ve 176 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 161
Sayfa 162
Sayfa 163
Sayfa 164
Sayfa 176
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Bir Hücrelilerde Sindirim
Bir hücreli canlılar denizlerde, tatlı sularda ve diğer organizmaların vücutlarında
yaşarlar. Bu canlılara örnek olarak Trypanosoma (tripanozoma), Paramecium (paramesyum),
Amoeba (amip), Euglena (öglena) verilebilir. Öglena klorofil taşıdığından
besinini kendisi sentezleyebilir, diğerleri ise besinlerini hücre içine alarak sindirirler.
Büyük moleküllü besinler pinositoz ya da fagositozla alınır. Alınan besinin
çevresinin bir zar ile kuşatılmasıyla besin kofulu oluşur. Besin kofulundaki büyük moleküllü organik maddeler lizozomdaki enzimlerle parçalanır. Sindirilen besinler
sitoplazmaya geçer. Geriye kalan atıkları taşıyan koful, boşaltım kofulu adını alır ve
atıklar bu kofulla hücre zarından dışarı atılır.



Omurgasızlarda Sindirim
Hayvanlar alemi çok çeşitli canlı gruplarını barındırır. Bu canlılar bilimsel
sınışandırmaya göre öncelikle omurgasız ve omurgalılar olmak üzere iki ana grupta
toplanır.
Hayvanlarda, yapısal olarak büyük farklılıklar gözlense de omurgasız ve omurgalı
hayvanlardaki sindirim şekli çoğunlukla hücre dışı sindirimdir.
Omurgasızların en basit yapılı olan grubu süngerlerdir. Süngerler çoğunlukla denizlerde
yaşayan çok hücreli hayvanlardır. Sindirim sistemleri bulunmaz. Bir süngerin vücudu
delikli bir torba gibidir. Su, deliklerden geçerek merkezî bir boşluğa girer ve vücudun
sonundaki büyük delikten çıkar. Merkezî boşluğa bakan ve yakalı kamçılı hücreler
denen hücreler bulunur. Su akıntısı ile gelen küçük besin parçaları yakaya yapışır ve
onlar tarafından tutulur. Bu besinler yakalı kamçılı hücrelerin besin kofulları içerisinde
sindirilir.
Sölenterler omurgasız hayvanların bir başka grubunu oluşturur. Bu canlılar iki
temel hücre tabakasının oluşturduğu kese benzeri bir gövdeye sahiptir. İç tabakadaki
hücrelerin görevi beslenme ile ilgilidir. Gövdenin ortasında bulunan sindirim boşluğu
bu hücrelerden oluşur. Dışa açılan tek açıklık bulunur. Bu açıklığın çevresi hareketli
uzantılarla çevrilidir ve besini yakalamaya yarar. Besin, sindirim boşluğuna geçtiğinde
iç tabakadaki hücreler enzim salgılar ve hücre dışı sindirim gerçekleşir. Küçük moleküllerine
parçalanan besinler hücre içine alınır.Besinlerin bir kısmı ise moleküllerine ayrıştırılamaz
ve fagositozla hücreye alınır ve hücre içi sindirim yapılır. Atıklar ise açıklıktan dışarı
atılır. Bir sölenter olan hidrada da sindirim bu şekilde olur.
Sölenterlerde hem hücre içi hem hücre dışı sindirim görülür.
Omurgasız hayvanlardan yassı solucanlar ise sölenterlerden farklı olarak belirgin ön
ve arka uca, sırt ve karın yüzeyine sahiptir. Yassı solucanlardan olan Planaria ( planarya) da
ağız, yutak ve dallanmış sindirim boşluğu bulunur. Sindirim boşluğunun tek
açıklığı vardır. Besin parçacıklarının bir kısmı hücre dışında sindirilse de büyük
çoğunluğu sindirim boşluğundaki hücreler tarafından alınarak hücre içinde sindirilir.

Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 148, 150, 153, 155 ve 159 cevapları


Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 148, 150, 153, 155 ve 159 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 148
Sayfa 150
Sayfa 153
Sayfa 155
Sayfa 159
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 SİNDİRİM SİSTEMLERİ
Canlılar; büyüme, gelişme, enerji üretimi vb. yaşamsal olayları sürdürebilmek için
inorganik (su, mineraller, tuzlar) ve organik ( proteinler, karbonhidratlar, yağlar ve
vitaminler) temel bileşiklere yani besinlere gereksinim duyar. Üretici olan canlılar
hücrelerinde organik bileşikleri sentezleyebilir. Besin olarak alınan büyük moleküllü
organik maddelerin hücre zarından geçebilmesi ve hücrelerde kullanılabilmesi için yapı
birimlerine parçalanmalıdır.
Besin olarak alınan büyük moleküllü organik bileşiklerin kendilerini meydana
getiren daha küçük moleküllere parçalanarak hücre zarından geçebilecek hâle gelmesine
sindirim denir.
Besinlerin parçalanarak yapı birimlerine ayrılması hücre sitoplazmasında bir koful
içerisinde gerçekleşirse hücre içi sindirim, bu olay hücre zarı dışında gerçekleşirse
hücre dışı sindirim denir.
Tüketici olan canlılar; fotosentetik olmayan bakteriler, mantarlar, fotosentetik
olmayan bir hücreliler (protozoonlar) ve hayvanlardır. Bakteriler ve mantarlar sindirim
sistemi taşımazlar. Bu canlılar genellikle ya saprofit ya da parazit beslenirler.
Protozoonlar için temel beslenme yolu yeme, hayvanlar için ise besini kütlesel olarak
alıp sindirme şeklindedir.

Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 121, 122, 134, 138 ve 143 cevapları


Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 121, 122, 134, 138 ve 143 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 121
Sayfa122
Sayfa 134
Sayfa 138
Sayfa 143
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Orman Yangınları
Ormanlar, sağladıkları çok yönlü ekonomik ve ekolojik yararlar nedeniyle bütün
dünyada en önemli doğal kaynaklardan biri olarak kabul edilmektedir. Ancak buna karşın
bütün dünyada ormanlar aşırı derecede tahrip edilmekte ve azalmaktadır.
Ormanlar, sahip oldukları biyolojik çeşitlilikle yeryüzündeki en değerli ekosistemler
arasındadır. Barındırdığı yaşamsal zenginlikle, tüm habitatlar arasında ayrı bir yere
sahiptir. Oksijen üretme, karbon dioksit tüketme, erozyon ve selleri önleme, iklimi etkileme,
gibi ekolojik işlevleri üstlenmiştir. Yalnızca odun hammaddesi olarak değerlendirmek
yanlış olur.
Dünya ormanlarının yarıdan çoğu tropik bölgelerde bulunmaktadır. Ülkemizde ise
özellikle Karadeniz bölgesi orman bakımından zengindir. Ormanlar, tarihin hiçbir
döneminde, son yüzyıl içinde yaşadığı gibi bir yok olma süreci yaşamamıştır. Bu yok
olma sürecinin en önemli sebepleri insan kaynaklıdır. Bunlar arasında sürdürülebilir
olmayan odun üretimi, yapılaşma, yangınlar ve amaç dışı kullanım sayılabilir. Bugün,
3 milyar hektar orman alanı yeryüzünden silinmiştir.
Ormanlar üzerindeki en önemli tehdit, yangınlardır. Orman yangınları, bitkiler ve diğer
canlıların ölümüne neden olarak inanılmaz boyutlarda ekolojik yıkımlarla sonuçlanmaktadır.
Ormanların korunması ve tahrip olanların iyileştirilmesiyle ilgili görev ve sorumluluk
yine insana aittir.
- Ormanda kesinlikle ateş yakmayın. Piknik yaptığınız alanı temiz bırakın.
- Ormanlara yakın arazilerde anız yakmayın.

Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 109, 112, 115, 119 ve 120 cevapları


Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 109, 112, 115, 119 ve 120 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 109
Sayfa 112
Sayfa 115
Sayfa 119
Sayfa 120
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Yaban Hayatının Tahribi
Türkiye, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın önemli coğrafyalarından
biridir. Bu çeşitlilik, tarih boyunca Anadolu’nun sayısız uygarlığa ev sahipliği yapmasına
neden olmuştur. Yaban hayatı açısından Avrupa’nın en zengin ülkesi olan Türkiye
siklamenlerden çiğdeme, Toros sedirinden sığlaya, uğurböceğinden şahine, palamuttan
kalkana, ishak kuşundan kaya kartalına, kaya yediuyurundan Akdeniz fokuna bir çok
canlı türünü barındırır.
Nesilleri tehlike altında olan büyük memeliler, Türkiye doğasının dinamik dengesinin
sürdürülmesinde anahtar rol oynamaktadır. Türkiye, ekolojik, ekonomik ve bilimsel
açıdan çok önemli karasal büyük memeli hayvanlardan kurt, çakal, tilki, boz ayı, çizgili
sırtlan, saz kedisi, yaban kedisi, vaşak, karakulak ve porsuk gibi türleri barındırır. Yaban
domuzu, ulu geyik, alageyik, karaca, ceylan, çengel boynuzlu dağ keçisi, yaban keçisi
ve yaban koyunu gibi ot obur türler de bu topraklarda yaşar.
Büyük memeli türleri ülkemizin biyolojik çeşitliliğinin en önemli göstergesidir.
Özellikle;
- Orman, sulak alan gibi önemli yaşam alanlarının zarar görmesi,
- Düzensiz ve plansız yerleşim ve kentleşme,
- Meraların tarım alanlarına dönüştürülmesi,
- Bilinçsiz ve kontrolsüz yapılan avcılık ve hayvancılık faaliyetleri,
- Tarım ilaçlarının yanlış kullanımı ve zehirleme,
- İlgili yasal düzenlemelerin yetersizliği ve ilgili resmi kurumların yeterli olanaklara
sahip olmaması gibi etmenler bu canlı türlerinin etkin olarak korunmasında en
büyük engeli oluşturmaktadır
Türkiye ayrıca dünyanın önemli göç yollarından birisidir. Her yıl 75 türe ait on
binlerce kuş ya Türkiye üzerinden göç etmekte ya da kışlamak için Türkiye’ye gelmektedir.
Türkiye’de 3 önemli göç yolu vardır. Bunlar İstanbul Boğazı (İstanbul), Çoruh Vadisi
(Artvin) ve Belen (Hatay)’dir. Türkiye coğrafyası sahip olduğu yaşam alanları, coğrafi
ve bölgelere özel iklim çeşitliliği ile yerleşik ve göçmen birçok türe barınma, yaşama
ve üreme imkanı vermektedir.
Birçok tehdide rağmen Türkiye doğası hâlâ umut vermektedir. Hâlâ çok yaşlı
ormanlarımız, bozkırlarımız, göllerimiz, akarsularımız var olma mücadelesi vermeye
devam ediyor. Ancak, bu ekosistemlerin devamı için en üst basamaktan en alt basamağa
kadar canlı türlerinin de devamı gerekiyor. Ama ne yazık ki ülkemize özgü birçok tür
yok olmanın eşiğine gelmiş durumda; bu yüzden her birey doğa için büyük önem taşıyor.
Günümüzde çok sayıda canlının nesli daha önce hiç olmadığı kadar hızla tükenmekte,
yeryüzündeki ekolojik düzen bugünkü yaşam biçimiyle insanoğlunu artık taşımamaktadır.
Dünyadaki doğal alanların en azından bugünkü hâliyle korunması ve bozulanların
onarılması, yaşamın devamını sağlamak için en önemli hedeşerimiz arasında olmalıdır.
Tahrip edilen her karış toprak, yok olan her canlı türü, bizim için ekolojik düzenin
her gün biraz daha yara alması demektir.
Doğal ortamlarında yaşayan memeli sürüngen, kuş vb. canlılar ülkemizin yaban
hayatı varlığını oluşturur.
Doğal zenginlikleri bakımından oldukça şanslı olan ülkemizde yaban hayatı tehdit
altındadır. Bu tehditlerden biri de su projeleridir. Doğal alanlarda kurulan büyük barajlar
ile tarım alanları genişletilmekte, sulama ve kurutma çalışmaları ile çok sayıda sulak
alan ve bozkır alanı yok olmakta, bir kısmının da ekolojik yapısı tamamıyla zarar
görmektedir.

Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 98, 102, 103, 106 ve 107 cevapları


Meram yayınları 6.sınıf matematik ders kitabı sayfa 98, 102, 103, 106 ve 107 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 98
Sayfa 102
Sayfa 103
Sayfa 106
Sayfa 107
 ____________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Erozyon
Ülkemiz yüzeyinden bir yılda kaybedilen toprak miktarı yaklaşık 1.4 milyar tondur.
Oysa kaybettiğiniz 1 cm kalınlığındaki toprağı 200-300 yıldan önce elde edemezsiniz.
Bu topraklarla birlikte mineral ve organik madde de kaybedilmektedir. Türkiye’nin
kimyevi gübrelere ayırdığı yıllık kaynağın 4.5 trilyon lira olduğu düşünülürse, ekonomik
kaybın büyüklüğü daha net anlaşılabilir.
Erozyonla kaybedilen bir başka değer ise sudur. Kaybolan toprak yüzünden her yıl
yaklaşık 50 milyar m3 yağış depolanamamaktadır. Erozyon 1930’lu yıllardan beri bilinse
1937’de çıkarılan ilk yasalarla korunmaya çalışılsa da bugün ülkemiz yüzölçümünün
%90’ınında etkili olması düşündürücüdür.
Fiziksel, kimyasal ve biyolojik etkilerle yeryüzünde bulunan kayaçların ve organik
malzemenin bozunup parçalanması ve ufalanması sonucu oluşan toprak, yerkabuğunu
ince bir tabaka hâlinde kaplar.
Bir anlamıyla toprağın oluşumu ve onun süpürülmesi demek olan erozyon kendi
seyri içinde gelişirse doğaldır, fakat süpürülmeye doğrudan veya dolaylı insanlar sebep
olursa tehlike var demektir. Genel bir tanımlama yapmak gerektiğinde,
Erozyon (toprak aşınımı), toprağın akarsu, çığ, rüzgar gibi etkenlerle aşınması ve
taşınması olayıdır denebilir.
Ciddi bir çevre sorunu olan erozyon nedeniyle ormanlarımız ve diğer yeşil alanlarımız
azaldıkça üzerindeki koruyucu örtüyü kaybeden verimli toprak, su ve rüzgârın etkisiyle
aşınmakta, göllere, akarsulara, barajlara ve denizlere taşınmaktadır.
Erozyonun ortaya çıkışında özellikle insan etkisi önemlidir. Dağınık ve düzensiz
yerleşmeye bağlı olarak gelişen yanlış arazi kullanımı bu etkilerin başında gelmektedir.
Kırsal kesimde yaşayan, tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanların bu alanları gelişigüzel
seçmeleri verimli toprak kullanımını zorlaştırmaktadır. Bilinçli ya da kaza sonucu
çıkan yangınlar ve kaçak ağaç kesimleriyle bitki örtüsünün özellikle ormanların yok
edilmesi erozyona zemin hazırlamaktadır.
Erozyonun başlıca nedenlerini;
- Toprağı koruyan bitki örtüsünün yangın, ağaç kesimi vb. nedenlerle yok olması,
- Arazi eğimi, toprak yapısı, tarım için yanlış arazi seçimi,
- Yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri,
- Bitki örtüsü çeşidi,
- Çığa neden olan büyük kar kütlelerinin hareketi,
- Toprağa yapılan çeşitli müdahaleler biçiminde sıralayabiliriz.
Erozyonun zararları özetle aşağıdaki gibi sıralanabilir.
- Erozyon nedeniyle verimsizleşen ve yok olan tarım arazileri, üzerinde yaşayanları
besleyemez duruma gelir. Bu durum kırsal kesimden kentlere doğru göçü artırarak
ekonomik ve toplumsal sorunlara yol açar.
- Meraların yok olması hayvancılığın gerilemesine neden olurken, gelirin azalması
ve iş olanağının daralması sonucunu doğurur. Bitki örtüsünün yok olması, erozyonun
yanı sıra toprak kayması, taşkın ve çığ felaketlerini artırır.
- Bitki örtüsü ve toprağın olmadığı bir yüzey, kar ve yağmur sularını ememediğinden,
doğal su kaynakları düzenli ve sürekli olarak beslenemez.
- Erozyon sonucu taşınan verimli topraklar, baraj göllerini doldurarak, ekonomik
ömürlerini kısaltır.
- Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile ortaya çıkan iklim değişikliği ve bozulan
ekolojik denge sonucunda diğer çevre sorunları da artar.
Erozyonu önlemek için alınabilecek önlemler aşağıdaki gibi sıralanabilir.
- Yanlış ekim, sulama, toprak işleme uygulamaları önlenmeli.
- Zarar gören bitki örtüsünün onarılmasına yönelik çalışmalar yapılmalı.
- Orman tahribatı önlenmeli.
- Mevcut bitki örtüsü korunmalı ve yenileri eklenmeli.
- Verimli toprak alanlarının inşaat vb. sektörde kullanılması önlenmeli.
- Eğitim ile insanlara ağaç sevgisi aşılanmalı, ağaçlandırma kampanyaları düzenlenmelidir.
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner