Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çarşamba

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 168, 170, 172, 176, 177 ve 180 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 168, 170, 172, 176, 177 ve 180 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
 Ekstra Bilgi:
 Şiirde ahenk sağlayan ögeler şunlardır Ölçü, uyak, aliterasyon, vurgu ve tonlamadır.
Ölçü m ulusların şiirinde önemli bir yer tutar. Ölçüyü şöyle tanımlayabiliriz: Nazımda dizelerin uyduğu kalıba ölçü denir. Nazımda dizeler ya hece sayılarına göre ya da dizedeki hecelerin  açıklık- kapalılık değerlerine göre alt alta sıralanır.
Türk şiirinde üç tür ölçü kullanılmıştır. Bunlar; hece, aruz ve serbest ölçüleridir.
Hece ölçüsü: Hece ölçüsü dizelerdeki hecelerin sayıc eşitliğine dayanır. Bir dizede kaç hece varsa, öteki dizelerde de o kadar hece vardır. 
Sayfa 168
Sayfa 170
Sayfa 172
Sayfa 176
Sayfa 177
Sayfa 180
Hece ölçüsü Türk şiirinin ulusal ölçüsüdür. İslâmiyet Öncesi Dönem ile halk ve tasavvuf şiirlerinde bu ölçü kul- lanılmıştır.
Halk şairleri hece ölçüsüne parmak hesabı derlerdi. Çünkü  dizedeki heceleri parmak sayarak hesap ederlerdi.

Gü-zel- ne- gü-zel -ol-muş-sun               (8 hece) Gö-rül-me-yi-gö-rül-me-yi                     (8 hece) Si-yah-zül-fün hal-ka-lan-mış               (8 hece) Ö-rül-me-yi ö-rül-me-yi                          (8 hece)
Karacaoğlan
Durak: Halk şiirinde ahengi sağlamak amacıyla sözcüklerin gruplandığı yerlere durak denir. Örneğin yukarıda okuduğunuz şiirin birinci dizesi 5 + 3; ikinci, üçüncü ve dördüncü dizeleri 4 + 4 duraklıdır.

Bir şiir boyunca aynı duraklar kullanılmayabilir. Durak halk şiirine doğal bir ahenk katar.

Akça kızlar göç eyledi yurdundan       (11 hece)         4 + 4 + 4 duraklı Koç yiğitler deli oldu derdinden          (11 hece)         4 + 4 + 3 duraklı Gün öğle sonu da belin ardından          (11 hece)         6 + 5 duraklı Saydım altı güzel indi pınara                (11 hece)         6 + 5 duraklı
Karacaoğlan
Mühür gözlüm seni elden Sakınırım kıskanırım Yağan kardan esen yelden Sakınırım kıskanırım
Âşık Ali İzzet
Aruz  ölçüsü: Şiirde dizelerdeki hecelerin açıklık- kapalılık  (uzunluk-kısalık) bakımından değerlerinin eşitliğine dayanır. Yani  dizedeki hecelerin sayılarına göre değil seslerine göre düzenlenmesidir. Aruz ölçüsü Araplardan, İranlılara ve oradan da Türk edebiyatına geçmiştir. Türk şairleri aruzu kendi dil ve zevklerine göre işleyerek yepyeni bir Türk aruzu oluşturmuşlardır.
Açık-kapalı hece: Türkçede uzun ya da kısa hece yoktur. Ses bakımından Türkçe sözcükler aynı değerdedir. Ancak onun yerine açık ve kapalı heceler vardır. Türkçede ünlüyle biten heceye açık, ünsüzle biten heceye de kapalı hece denir. Açık heceler ( . ), kapalı heceler ( – ) işareti ile gösterilir.
Be can dan u san dır ce dan yar u san maz

.  –   –    –     –   –   –    –   –   –    –    –     

Fe lek ler yan â  hım dan mu dım sem’i yan maz

.  –    –    –    .  –   –     –      –   –     –    –    –     

Birleşik hece: Arapça ve Farsçadan dilimize giren bazı sözcükler bir uzun bir kısa hece değerindedir. Bunlara birleşik hece denir ve (– .) ile gösterilir.
“Dost, çeşm, âb, aşk, yâr” bu tür hecelerdir.
Aruz ölçüsünde z önünde bulundurulması gereken bazı kurallar vardır. Bunlar şöyle sıralanabilir:
Dize sonlarındaki bütün heceler açık da olsa kapalı sayılır.
Kısa bir heceyi ölçü gereği uzun okumaya imâle (uzatma) denir.
Uzun bir heceyi ölçü gereği kısa okumaya zihaf (kısma - kısaltma) denir.
Kapalı bir heceden sonra ünlüyle başlayan açık bir hece geliyorsa, ölçü gereği kapalı hece açık hece durumuna getirilebilir. Buna ulama denir.
Bir şiiri aruz ölçüsüne göre okumaya takti denir.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 159, 160, 161, 163, 164 ve 165 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 159, 160, 161, 163, 164 ve 165 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
 Ekstra Bilgi:
 Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı (19 ve 20. yy.)
Osmanlı Devleti, 18. yüzyıldan başlayarak yönetim, siyaset, eğitim ve askerlik alanlarında hızla gerilemeye başlamıştır. Bu çöküşü önlemek için 19. yüzyıldan itibaren zaman zaman birtakım düzenlemeler (ıslâhat) yapılmıştır. Eğitim, ordu, maliye gibi kurumlarda yapılan bu düzenlemeler yeterli olamamıştır.
Sayfa 159
Sayfa 160
Sayfa 161
Sayfa 163
Sayfa 164
Sayfa 165


I. Abdülmecit (hüküm. 1839-1861) devrinde Hariciye Nazırlığına (Dışişleri Bakanlığı) getirilen Mustafa Raşit Paşa, devletin bütünlüğünü ve gücünü koruyabilmesi için içinde yaşanan devrin ihtiyaçlarına uygun Batı esasları doğrultusunda yeniden yapılanması gerektiğini dile getirmiştir. Bunun  için  yapılması gereken yenilikleri belirten bir fermanı, 3 Kasım 1839’da Gülhane Parkı’nda (İstanbul) halka okumuştur. Bu fermana, Tanzimat Fermanı ya da Gülhane Hattı Hümâyûnu adı verilmektedir.
İşte bu fermanla o güne kadar dağınık olarak yapılan düzenlemeler derli toplu hâle getirilerek, devlet kurumları Batı esaslarına göre yeniden yapılandırılmıştır.
Toplum hayatındaki bu değişiklikler kısa bir süre sonra kültür, sanat ve edebiyata da yansımıştır. Batı kültürüyle yetişen kuşak, yeni bir edebiyat çığırını başlatmıştır.
Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı altı döneme ayrılır:
Tanzimat Devri Türk Edebiyatı (1860-1895)
Edebiyat-ı Cedide  (1896-1901)
Fecr Âti Topluluğu (1909- 1912)

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 152, 153, 154, 155, 156 ve 158 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji çalışma kitabı sayfa 152, 153, 154, 155, 156 ve 158 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
 Ekstra Bilgi:
  İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı ( 5. yy. - 10. yy.)
İslâmiyet öncesi Türk Edebiyatının ne zaman başladığı hakkında kesin bilgiler yoktur. Ancak diğer ulusların edebiyatlarında olduğu gibi Türk edebiyatında da destan devrine dayanan zengin sözlü bir edebiyatın olduğu bilinmektedir. 5. yy.- 10. yy. arasını kapsayan bu dönem edebiyatı ürünleri destanlar, koşuklar, sağular ve savlar ile (5.y.yile 9. yy. arasında yazılan) Yenisey mezar taşları, Göktürk Anıtları ve Uygur Türklerine ait metinlerdir.
Bu dönem edebiyatı sözlü ve yazılı edebiyat olmak üzere ikiye ayrılır.
Sayfa 152
Sayfa 153
Sayfa 154
Sayfa 155
Sayfa 156
Sayfa 158


Sözlü Edebiyat
Sözlü  edebiyat Türkler arasında yazının kullanılmadığı  devirlerde başlayan, ağızdan ağıza ve kuşaktan kuşağa sürüp giden  bir  edebiyattır. Belli başlı ürünleri şunlardır: Destan, koşuk, sağu ve sav.
Yazılı Edebiyat
Yazılı edebiyat Türkler arasında yazının kullanıldığı devirlerde başlayan bir ede- biyattır. Elimizdeki en eski örnekler 8. yüzyılda  diktirilen Göktürk Yazıtları ile Uygurlar döneminden kalan bazı metinlerdir. Göktürk Yazıtları şunlardır: Tonyukuk Anıtı (720), Kül Tiğin Anıtı (732) ve Bilge Kağan Anıtı (735)’dır.
İslâmî Devir Türk Edebiyatı (10. yy. - 19. yy.)
Türkler  10.  yüzyıldan  itibaren  topluluklar  hâlinde  İslamiyeti  kabul  etmeye başladılar. Özellikle Karahan hükümdarı Abdulkerim Satuk Buğra Han’ın 932 yılında
İslamiyeti kabul etmesiyle daha da yayıldı. Bu hareket 11 ve 12. yüzyıllarda da sürdü.
Türkler yeni din ve ltürün etkisinde mimarî, bilim, edebiyat ve sanat alanında önemli eserler  ortaya  koydu.  Edebiyat  alanında  Yusu Ha Hacip  “Kutadgu  BiligI Kaşgar Mahmut     “Diva Lûgatit  rk Edip  Ahmet  ”Atabetü’l   Hakayık” Hoca Ahmet Yesevi de “Divan-ı Hikmet adlı eserini bu dönemde yazdı.
Anadolu sahasında ise 12 ve 13. yüzyıllarda Ahmet Fakih “Çarhname”, fieyyat Hamza Yusuf ile Züleyha”, Yunus Emre “Risalat -  al Nushiye ve “Divan adlı eserlerini yazdı.
Türkler yeni dini öğrenmek amacıyla Arapça, Farsça öğrendiler.  Dilimize bu dillerden din yoluyla çok sayıda sözcük girmeye başladı. Bu tutum ileriki yüzyıllarda daha da arttı.
İslamî Devir Türk Edebiyatı üçe ayrılır:
Tasavvuf Edebiyatı (11. yy. - 19. yy.)
Klasik Edebiyat (13. yy. - 19. yy.)
Halk Edebiyatı (13. yy. - 19. yy.)
Aşık Edebiyatı
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner