Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Cuma

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 256, 257, 258 ve 259 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 256, 257, 258 ve 259 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 256
Sayfa 257
Sayfa 258
Sayfa 259
 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Bir Hücrelilerde Destek ve Hareket
Hücre ile ilgili yapılan çalışmalar hücrenin sitoplazması içinde uzanan ağsı yapılar
olduğunu ve bunun hücrenin iskeletini oluşturduğunu ortaya koymuştur.
Hücrenin iskeleti, hücreye yapısal olarak desteklik sağlayarak şeklini korur. Bu
durum sitoplazma içinde yer alan ve hücre iskeletini oluşturan ağsı yapılar tarafından
uygulanan kuvvetten kaynaklanır. Hücre iskeletinin bu özelliği organelllerin hücre
içinde sabit durmasını sağlar. Diğer taraftan iskelet elemanlarının hücrenin farklı
yerlerinde yoğunlaşmasıyla hücrenin şekli değişir. Tüm bunların yanında hücre iskeleti,
hücrenin hareket etmesini ve bu hareketliliğin düzenlenmesini, bu hareketliliğe bağlı
olarak da hücre için gerekli olan yaşamsal olayların (solunum, boşaltım vb.)
gerçekleşmesini sağlar.
Canlılar aleminde yer alan bir hücreliler genel olarak sucul organizmalardır. Suyun
olduğu ve nemli olan her yerde yaşayabilirler. Okyanuslarda, denizlerde, kayaların
üzerine bağlanarak, kum ve çamurların üzerinde yaşarlar. Bu canlılarda da hücreye
desteklik sağlayan, hücrenin şeklini koruyan yapılar vardır. Örneğin bir hücreli olan
foraminifera, heliozoa vb. canlılarda bir kabuk bulunur. Bu kabuk hücre
zarını sarar ve pelikula adını alır. Bu yapı hücre zarı tarafından salgılanan Ca
(kalsiyum) Si (silisyum), Mg (magnezyum) vb. maddelerin katılmasıyla oluşur.
Bu canlılardaki kabuklar zamanla deniz dibinde birikerek silisli kayaları
oluştururlar.
Bir hücreli canlılar genellikle sucul organizmalar olduklarından hareketleri suyun
hareketine bağlı olarak değişebilir. Bir hücrelilerin yapmış olduğu bu hareket ortama
bağlı gelişir ve bu olay sırasında organizma hiç enerji harcamaz.
Canlıların ortama bağlı olarak gösterdikleri ve hiç enerji harcamadan yaptıkları bu
harekete pasif hareket denir. Örneğin deniz, göl vb. yerlerde yaşayan planktonlar gibi.
Bazı bir hücreli canlılarda hareketi sağlayan yapılar vardır. Bunlar sil, kamçı,
yalancı ayaklardır. Canlı, bu yapıların ışık, besin vb. uyarılmasıyla hareket eder ve bu
hareketi sırasında enerji harcar.
Bir hücreli canlıların ışık, kimyasal madde vb. etkenlerle uyarılması sonucunda ,
enerji harcayarak sil, kamçı, yalancı ayaklarla hareket etmesine aktif hareket denir.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 245, 249, 252 ve 255 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 245, 249, 252 ve 255 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 245
Sayfa 249
Sayfa 252
Sayfa 255
 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 HAYVANLARDA SOSYAL DAVRANIŞLAR
Topluluk hâlinde yaşayan canlılarda grup davranışları vardır. Bu davranışlar
sosyal davranışlar olarak adlandırılır. Bu sosyal davranışlar, işbirliği, yarışma, iletişim,
savunma, avlanma, hiyerarşi gibi davranışlardır. Örneğin, kral penguenler sadece
Antartika kıtasına yakın ıssız adaların sahil bölgelerinde yuva kurabilir. Bu penguenler
her yıl üreme için bir araya gelir. Dişi ve erkekler sıra ile kuluçkaya yatarlar.
Sosyal davranışta bulunan hayvanların, tehlikeli durumlar karşısında grup hâlinde
savunma davranışı vardır. Örneğin, misk öküzü gibi büyük hayvanlar omuz omuza
durarak vahşi bir hayvanın saldırısına karşı kendilerini savunurlar.
Arı, karınca gibi sosyal hayvanlar, işbirliği içinde çalışarak populasyonlarının
varlığını sürdürürler. Örneğin, arılarda erkek arı ve kraliçe arı üremeden sorumludur.
İşçi arının, kovanın bakımı ve yavruların beslenmesi gibi görevleri vardır. Bu görevler
tam bir uyum içerisinde gerçekleştirilir.
Otorite seviyelerine göre bireylerin organizasyonuna sosyal hiyerarşi denir. Sosyal
hiyerarşi, bireylerin üstünlüklerine göre derece derece sıralanması ve birbirini kontrol
etmesidir. Hiyerarşik açıdan üst sırada olan bireylerin beslenme, eş seçimi, çiftleşme
gibi etkinliklerde öncelikleri vardır. Sosyal hiyerarşi grubun hayatta kalma şansını artırır.
Sosyal yaşayan hayvanların bazısında gruba liderlik yapan bir hayvan vardır. Buna
göre lider, grubu tehlikelere karşı önceden uyaran, grubun çıkarlarını gözetendir.
Örneğin, aslan, kaplan, maymun gibi hayvanlarda grupların liderleri vardır.
Sosyal yaşayan hayvanlarda iletişim sosyal bir davranıştır. Hayvanlar arasında
değişik haberleşme davranışları vardır. Örneğin bal arılarında haberci arı halka dansı,
sallanma dansı şeklinde davranışlarla besinin yeri ile ilgili bilgileri diğer arılara verir.
Halka dansı, besinin kovana 10-80 m uzaklıkta olduğunu haber verir. Sallanma
dansı ise besinin kovana 300 m veya daha fazla uzakta olduğunu haber verir.
Her canlı yaşamak, üremek, besin bulmak, barınmak amacıyla belirli bir coğrafî
alana yerleşir. Hayvanın yaşadığı yer hayvan tarafından savunulursa bu yere alan (yurt),
canlının savunma davranışına alan savunması denir.
Alan savunması kuşlarda, maymunlarda vb. hayvanlarda görülür. Örneğin, uluyan
maymunlar sayıları 4-35 arasında değişen gruplar hâlinde gezerler. Ortalama 17 bireyin
bulunduğu grup sahip olduğu alanı savunur. Fakat, bu alanın sınırları tam olarak
bilinemediği için komşu grupların toprağı ile karışma olasılığı vardır. Bu nedenle sabah
erken saatlerde gruplar günlük ulumalarını yaparak komşu gruplarla olan uzaklığıanlamaya çalışırlar. Bu uzaklık kendi alanlarının sınırlarını belirler. Eğer iki grup
farkında olmadan bir araya gelirse birbirlerine meydan okuma, kükreme gibi gürültü
davranışları gösterirler. Genellikle yapılan bu gürültü grupları birbirinden uzak tutmada
etkili olur.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 231, 232, 239 ve 241 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 231, 232, 239 ve 241 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 231
Sayfa 232
Sayfa 239
Sayfa 241
 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 BİYOLOJİK SAAT
Çok erken kalkıp, çok geç yatan biri misiniz? Vücut kimyanız erken yatıp, erken
kalktığınız zaman mı iyi çalışıyor? Belirli bir zaman aralığında her gün uyuduğunuz
saatin dışında uyumaya çalıştığınızda uyku düzeninizin bozulduğuna tanık oldunuz
mu?
İşte bu gibi sorular bilim adamları tarafından biyolojik ritm ve biyolojik saat ile
ilgili yanıt bekleyen, merak edilen, araştırılan sorulardır. Canlılar aleminde çiçeklerin
açması, hayvanların kış uykusuna yatması, kuşların göç etmesi, ağaçların yaprak
dökmesi vb. değişiklikler gece ve gündüzün bağıl uzunluklarına bağlı olarak değişir.
Canlılarda günlük, aylık, yıllık döngüler hâlinde tekrarlanan davranışlar vardır. Bu
davranışlara biyolojik ritm denir.
Örneğin, insanın günde 8 saat uyuması günlük döngüdür. İnsanın dişisinin
28 günde menstruasyon görmesi aylık döngüdür.
Vücut içerisinde biyolojik ritmi düzenleyen bir biyolojik saatin olduğu belirlenmiştir.
Bilim adamlarının yaptığı araştırmalar, beynin hipotalamus bölgesinin biyolojik ritmi
denetlediğini ortaya koymuştur. Biyolojik saate bağlı olarak vücut sıcaklığı, nabız
sayısı ve hormon salgısında değişiklikler gözlenir. Örneğin, insanın vücut sıcaklığının
akşam üzeri 17’de en yüksek düzeyde, sabaha karşı 3-5 arası ise en düşük düzeyde
olduğu araştırmalar sonucunda ortaya çıkmıştır.
Araştırmalar sonucunda, uyku sürelerinin hayvanlarda günlük döngü hâlinde
tekrarlanan biyolojik ritm davranışı olduğu, ortalama uyku sürelerinin hayvanlarda
farklılık gösterdiği ortaya çıkmıştır. Örneğin insan 8 saat uyku uyurken, yunus 10 saat,
at 3 saat, sincap 14 saat uyku uyumaktadır.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 221, 224, 226, 228 ve 230 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 221, 224, 226, 228 ve 230 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 221
Sayfa 224
Sayfa 226
Sayfa 228
Sayfa 230

___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Reşeksler ve İçgüdüsel Davranışlar
Bir impusa beyne iletilmeksizin verilen yanıta reşeks denir.
Reşekslerin bazısı doğuştan kazanılır. Bu tür reşeksler kalıtsaldır. Canlının
belirli bir uyarana karşı aynı şekilde oluşturduğu tepkilerdir. Bu reşekslerin amacı
organizmanın kendisini dış uyaranlara karşı koruması ve ihtiyaçlarını karşılamasıdır.
Örneğin yeni doğan bebeğin ayağının altına küt uçlu kesici olmayan bir araçla
topuktan parmak ucuna doğru bir temas uygulanırsa bebeğin bacağını karnına doğru
çekmesi davranışı doğuştan gelen bir reşeks hareketini oluşturur. Bebeğin bu reşeksi
yapmasının nedeni ise kendisini koruma davranışıdır. İçgüdüseldir. Hatta doktorlar yeni
doğan bebeğin zihinsel özürlü olup olmadığını bu “reşeks kontrolü testini”
uygulayarak erken teşhis edebilirler.
Bazı reşeksler ise canlının sonradan öğrenerek kazandığı reşekslerdir. Bu
reşeksler sonucu kazanılmış davranışlar ortaya çıkar. Örneğin, çocuğun bilinçsizce
elini sobaya değdirdiğine sobanın sıcaklığının elini yakması sonucu geliştirdiği reşeks,
kazanılmış bir davranış şeklidir.
Doğuştan kazanılan bir başka davranış çeşidi de içgüdüdür. Organizmayı o türe
özgü olan bir amaca sürükleyen davranışlar iç güdü olarak adlandırılır. Örneğin,
kedinin fare gördüğünde yakalamak için tepki vermesi iç güdüseldir. Bir horozun başka
bir horuzu gördüğünde yaptığı hareketler içgüdesel olup kendini koruma amacını taşır.
İnsanlar çoğu davranışı öğrenerek kazandığı için hayvanlara göre içgüdesel davranış
şekilleri daha az görülür. Hayvanlarda genellikle içgüdüsel davranış şekilleri görülür.
İçgüdü şeklindeki davranışlarda organizma belirli bir uyartıya karşı daima aynı
şekilde tepki oluşturur. Çevresel etkiler içgüdüleri etkilemez. İçgüdüsel davranışlar
öğrenme ile değişip farklılaşabilir.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 202, 209, 213, 215 ve 218 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 202, 209, 213, 215 ve 218 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 202
Sayfa209
Sayfa 213
Sayfa 215
Sayfa218
 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Bir Hücrelilerde ve Bitkilerde Doğal Davranışlar
Bir hücreli canlılarda ve az gelişmiş çok hücreli canlılarda davranışların çoğu
doğuştan olur ve bu davranışlarla ilgili genetik bilgi bireyin DNA’sı ile gelecek
nesillere aktarılır. Bu nedenle bu davranışlar türün bütün bireylerinde aynıdır. Bu
canlıların tepkisi içgüdüseldir.
Örneğin, gece kelebeklerinin büyük bir kısmı parlak cisimlerin çevresinde uçma
içgüdüsüne sahiptir. Bu nedenle kanatları kavruluncaya kadar geceleri ışığın etrafında
uçar. Bu davranışın özünde ise nektar sağlamak amacıyla parlak çiçeklere uçma eğilimi
vardır.
Bitkilerde; değişik çevre koşullarına karşı doğuştan gelen davranış şekilleri vardır.
Bitkilerde bu davranışlardan birisi uyartı yönüne bağlı olarak meydana gelen tropizma
hareketleridir.
Tropizma hareketleri; bitkinin ışığa yönelmesi fototropizma, bitki köklerinin
suda çözünmüş olan kimyasal maddelere yönelmesi kemotropizma, bitki köklerinin yer
çekimine doğru yönelmesi (+) jeotropizma, gövdenin yer çekimine zıt şeklinde yönelmesi (-) jeotropizma, bitki köklerinin suya yönelmesi hidrotropizma şeklinde
olabilir. Bitkilerde tropizma hormonlarla kontrol edilir.
Bitkilerde diğer davranış şekli ise nastidir.
Nasti hareketleri ise; ışığın etkisiyle oluşan fotonasti, kimyasal maddenin
etkisiyle oluşan kemonasti, sıcaklığın etkisiyle oluşan termonasti olabilir. Örneğin,
ayçiçeğinde ışığa yönelme fototropizmadır. Akşam sefası bitkisinin çiçeklerinin akşam
açıp, ışıkta kapanması ise fotonastidir.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 178, 186, 195, 199 ve 201 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 178, 186, 195, 199 ve 201 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 178
Sayfa 186
Sayfa 195
Sayfa 199
Sayfa 201
 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 DAVRANIŞIN TANIMI VE MEKANİZMASI
Hayvan ve insan davranışlarının bilimi olan davranış bilimi (etoloji), psikoloji ile
biyolojinin ortak uygulama alanıdır. Etoloji, davranışlarının mekanizmasını ve
gelişmesini inceler. Davranış, canlının yaşadığı ortamdan yalıtılamaz.
Canlıların fiziksel ve kimyasal çevre şartlarına vermiş oldukları tepkiye davranış
denir.
Canlının çevresi sürekli değişir. Bu fiziksel ve kimyasal çevre; sıcaklık, ışık, nem,
CO2, ses, yer çekimi, iklim, kimyasal maddeler vb. olabilir. Canlı fiziksel ve kimyasal
çevrenin yanında çevresindeki diğer canlı ve cansızlara da tepki verir. Canlının
çevresindeki uyarılara karşı tepkisi, hayatta kalmasını ve türün devamını sağlıyorsa
davranışı başarılıdır. Evrim açısından davranışları başarılı olan canlıların diğerlerine
göre doğal seleksiyonla populasyondan elenme olasılığı azalır. Böylece var olma
savaşında diğerlerine göre daha üstün olur.
Örneğin, bir kurbağanın düşmanlarından korunmak amacıyla gündüz
saatlerinde hareketsiz kalması içgüdüsel bir davranış olup, bu içgüdüsel davranış
hayvanın uzun yaşamasını sağlar.
Günümüzde yaşayan türler, içinde bulundukları çevrenin değişen koşullarına en
iyi adaptasyon sağlayanlardır. Davranış adaptasyonun bir evresidir. Adaptasyon ise
canlının hayatta kalma ve üreme şansını artırır. Bu nedenle davranış türlerin evrimiyle ilgilidir.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 173, 174, 175, 176 ve 177 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 173, 174, 175, 176 ve 177 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 173
Sayfa 174
Sayfa 175
Sayfa 176
Sayfa 177
 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Biyolojik Çeşitlilik
Biyolojik çeşitlilik (biyoçeşitlilik) denildiğinde canlıların oluşturduğu sistemin
zenginliği akla gelir. Biyolojik organizasyonun farklı düzeylerinde çeşitlilikten söz edilebilir.
En temel düzeydeki çeşitlilik genetik çeşitliliktir.
Genetik çeşitlilik bir türdeki bireylerin kalıtsal özelliklerindeki farklılıklardır.
Genetik çeşitlilik türlerin değişen ortam koşullarına uyum sağlamasında ve yeni
türlerin açığa çıkmasında etkilidir. Bir üst organizasyon düzeyinde biyolojik çeşitlilik
tür çeşitliliğini içerir.
Tür çeşitliliği belirli bir bölgedeki tür sayısıdır.
Bir bölgedeki tür sayısı orada canlılar arasındaki etkileşimleri, örneğin besin ağlarının
yapısını belirler. En üst düzeydeki biyolojik çeşitlilik ekosistem çeşitliliğidir.
Ekosistem çeşitliliği bir bölgedeki ekosistem içi etkileşimlerin (madde döngüleri,
beslenme ilişkileri vb.) ve farklı ekosistemler arasındaki ilişkilerin çeşitliliğidir.
Genetik çeşitlilik, tür çeşitliliği ve ekosistem çeşitliliği biyolojik çeşitliliğin elemanlarıdır.
Biyolojik çeşitlilik farklı açılardan önemlidir.
Biyolojik çeşitliliğin eseri olan, ekosistemlerde gerçekleşen madde döngüleri,
oksijen üretimi, atıkların ayrıştırılması, beslenme ilişkileri gibi olaylar hem insanların
hem de diğer tüm türlerin yaşamını sürdürebilmesi için önemlidir. Bunlar biyolojik
çeşitliliğin sağladığı dolaylı faydalardır.
Biyolojik çeşitlilik bizlere doğrudan sağladığı faydalar nedeniyle de önem taşır.
Beslenme, ilaç, giysi vb. ürünlerin elde edilmesinde farklı canlılardan yararlanırız.
Örneğin meme ve yumurtalık kanserlerinin tedavisinde kullanılan taksol bilimsel adı
Taxus brevifolia (Taksus brevifolya) olan porsuk ağacından elde edilir. Ancak bu ağaç
oldukça yavaş büyür ve sadece bir hastanın tedavisi için gerekli taksol 6 ağaç kesilerek
elde edilebilir. Taksol üretimi için bu ağaçların kesilmesi nesillerinin tükenme tehlikesini
doğurmuştur. Biyolojik çeşitliliğin parçası olan bu ve benzeri canlıların kaybedilmesi
insanları bu canlıların sağlayacağı faydalardan mahrum bırakacaktır. Yabani bitki ve
hayvanların genlerinden tarım bitkilerinin ve evcil hayvanların ıslah edilmesinde
faydalanılmaktadır. Örneğin bilim insanları mısırın yakın akrabalarından olan çok yıllık
bir yabani bitkiden [Zea diploperensis (Zia diploperensis)] yararlanarak çok yıllık bir
mısır bitkisi [Zea mays (Zia meys)] üretmeye çalışmaktadır. Çok yıllık bir mısır bitkisi
üretmenin büyük ekonomik faydaları olacaktır.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 144, 145, 146, 157 ve 168 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 144, 145, 146, 157 ve 168 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 144
Sayfa145
Sayfa146
Sayfa 157
Sayfa 168
 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Memeliler: 4000 kadar türü olan memeliler dünyada geniş bir yayılıma sahiptir. Tüm
kıt’alarda, denizlerde ve tatlı sularda memeliler vardır.
Kuşlar gibi memelilerin de metabolizmaları hızlıdır. Bu sayede üretilen enerji
memelilerin aktif olmalarını ve vücut sıcaklıklarını sabit tutmalarını sağlar. Derilerinin
altındaki yağ doku ve kıllar da vücut sıcaklığının sabit tutulmasında etkilidir. Hızlı metabolizmalarını
devam ettirebilmek için bol miktarda oksijene ihtiyaçları vardır. Çok sayıda
küçük odacık taşıyan akciğerler ve akciğerlere hava dolmasında etkili olan diyafram adı
verilen kaslı yapı memelilere ihtiyacı olan oksijeni sağlar. Dört odacıklı kalpleri ve
gelişmiş damar sistemleri de oksijeni dokulara taşır.
Sindirim sistemleri beslenme konusunda memelilere avantaj sağlar. Ağızlarında
dişler bulunur. Dişler canlının beslenme şekline göre farklı özellikte olabilir. Çene yapıları
da besinlerin çiğnenip parçalanmasını sağlayarak sindirimi kolaylaştırır.
Memelilerde iç döllenme görülür. Birçok memeli türünde yavru ana rahminde plasenta
adı verilen yapıdan beslenerek gelişimini tamamlar. Memeliler yavrularına diğer tüm
hayvanlardan daha fazla bakar. Dişi doğumdan sonra meme bezlerinde üretilen süt ile
yavrularını besler. Süt; su, protein, yağ, şeker, mineral ve vitamin açısından zengindir.
Yavrunun tüm besin ihtiyaçlarını karşılayacak özelliktedir. Memeliler eşit boyuttaki diğer hayvanlarla karşılaştırıldığında daha büyük ve
gelişmiş beyne sahiptir. Bu farklılık temelde çevreden gelen bilgilerin işlenmesini ve
öğrenmeyi sağlayan beyin bölümlerinden kaynaklanır. Dolayısıyla memelilerin davranışları
kalıtsal olarak kazanılan içgüdülerin yanı sıra öğrenme ile de belirlenir.
Memeliler; gagalı memeliler, keseli memeliler ve plasentalı memeliler olmak üzere
üç grupta incelenir.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 130, 132, 134, 141 ve 143 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 130, 132, 134, 141 ve 143 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 130
Sayfa 132
Sayfa 134
Sayfa 141
Sayfa 143
 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 Kuşlar: Kuşlar 9700 tür ile karasal omurgalıların en geniş grubudur. Bütün kuşların
vücudu tüylerle kaplıdır. Tüyler keratinden oluşur. Uçmaya ve vücut sıcaklığının korunmasına
yardımcı olur. Kuşların ön üyeleri farklılaşarak kanatları oluşturmuştur. Üzerini
kaplayan tüylerin de yardımıyla kanatlar uçmayı sağlar. Uçamayan kuş türleri de vardır.
Kuşlarda uçmayı kolaylaştıran bir uyumsal özellik de iskelet yapılarıdır. Kemikleri
ince ve içleri boştur. Bu yapı iskeletin hafif olmasını sağlar. Kanatlarda ve omurgadaki
kemiklerin sayısı ve birleşme şekilleri de uçmayı kolaylaştırır.
Kuşlar akciğerleri ile solunum yapar. Akciğerlere bağlı hava keseleri bulunur. Bu
keseler hem uçuş sırasında gerekli enerjiyi üretmek için bol oksijen sağlar hem de
kemiklerin içine doğru uzayarak hafişemelerini sağlar.
Kalpleri dört odacıklıdır. Akciğerden gelen temiz kan ve vücuttan gelen kirli kan
karışmaz. Kalpleri ve solunum sistemleri sayesinde dokulara bol miktarda oksijen ulaşır.
Bu sayede metabolizmaları hızlıdır. Ürettikleri bol miktarda enerjiyi uçmak için kullanırlar.
Bu sırada açığa çıkan ısı da çevre koşullarındaki değişime karşın vücut sıcaklığının
sabit tutulmasını sağlar. Kuşlar sıcakkanlı hayvanlardır.
Ortam sıcaklığı değişse de vücut sıcaklığı sabit olan hayvanlara sıcak kanlı hayvanlar
denir.
Kuşların gelişmiş bir sinir sistemleri ve duyu organları vardır. Ağızlarında diş
bulunmaz. Ancak boynuzsu sert bir maddeden yapılmış gagaları vardır. Gaganın yapısı
hayvanın beslenme şekliyle uyumludur. Örneğin papağan, ispinoz gibi tohumlar ve
kabuklu meyvelerle beslenen kuşlar sert kabukları kırmalarını sağlayacak kalın ve sağlam
gagalara sahiptir. Şahin, atmaca gibi etçil kuşların gagaları ise sivri uçlu ve keskindir.
Kuşlar eşeyli ürer. Döllenme dişi vücudunda gerçekleşir. Sert kabukla örtülen yumurta
vücut dışına bırakılır. Birçok kuş türü kuluçkaya yatar ve yavrular yumurtadan çıktıktan
sonra da onlara bakar. Pelikan, güvercin, bülbül, akbaba, baykuş, deve kuşu, kaz vb.
kuşlara örnek verilebilir. Kümes hayvanlarının eti ve yumurtası insanlar
için önemli bir protein kaynağıdır. Ayrıca güzel renklere ve sese sahip kuşlar evcil hayvan
olarak beslenir.

Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 120, 121, 122, 123 ve 124 cevapları


Pasifik yayınları 6.sınıf fen ve teknoloji ders kitabı sayfa 120, 121, 122, 123 ve 124 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 

Sayfa 120
Sayfa 121
Sayfa 122
Sayfa123
Sayfa 124

 ___________________________________________________________________________
Ekstra Bilgi:
 İki Yaşamlılar (Amfibiler): Larva döneminde suda, ergin dönemlerinde ise karada
yaşayan canlılara iki yaşamlılar (amfibiler) denir.
6000’den fazla türü bulunan iki yaşamlıların tamamı ergin dönemlerinde etçildir.
Larvaları ise genellikle otçuldur. Erginlerinin vücutları pulsuz, ince nemli bir deri ile
kaplıdır. Derileri içerdiği kılcal damarlar sayesinde gaz alış verişinde rol oynar. Erginlerinde genellikle kese benzeri basit yapılı akciğerler de bulunur. Larvaları ise solungaç solunumu
yapar. Akciğerlerin gelişmesi kalp yapısının balıklara göre farklılaşmasını da beraberinde
getirmiştir. Kalpleri üç odacıklıdır. Vücuttan gelen oksijence fakir kan akciğerlere gönderilerek
temizlenir. Temizlenen kan kalbe damarlarla geri getirilir. Vücuttan gelen kirli kan ve
akciğerden gelen temiz kan kalpte karışarak vücuda pompalanır. Karışık kanla dokulara
az miktarda oksijen ulaştığı için iki yaşamlıların metabolizmaları yavaştır ve vücut sıcaklığının
sabit tutulmasını sağlayacak miktarda ısı açığa çıkaramazlar. Bu nedenle vücut sıcaklıkları
ortam sıcaklığına göre değişir. Bulundukları ortamın sıcaklığı yüksekse bu canlıların da
vücut sıcaklığı yüksektir. Ortam sıcaklığı düştüğünde bu canlıların vücut sıcaklıkları da
düşer. İki yaşamlılar soğukkanlı hayvanlardır.
Vücut sıcaklıkları ortam sıcaklığına göre değişen hayvanlara soğukkanlı hayvanlar
denir. Soğuk kanlı hayvanlar kış uykusuna yatar. Ortam sıcaklığı yüseldiğinde aktif hâle gelir.
İki yaşamlılar eşeyli ürer. Dişiler yumurtayı suya bırakır. Döllenme ve gelişme
suda gerçekleşir. Bu canlılar üremeleri için suya bağımlıdır. Yumurtadan çıkan larvalar
bir süre sonra başkalaşım geçirerek ergin hayvana dönüşür. Kara kurbağası, ağaç kurbağası
ve semender iki yaşamlılar grubunun örnekleridir.
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner