Sevgi yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sevgi yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabı cevapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe

Sevgi yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabı sayfa 128, 129, 130, 133, 136 ve 138 cevapları


Sevgi yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabı sayfa 128, 129, 130, 133, 136 ve 138 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
Ekstra Bilgi:
 Doğu Karahanlı Devleti


Devletin batı kısmı İlek Nasr’ın çocuklarında kalınca, Yusuf Kadır Han’ın oğulları da devletin doğu topraklarını sahiplenmişlerdi. Bu devletin ilk hükümdarı olarak Yusuf Kadır  Han’ın  oğlu  Süleyman  Arslan   Han  (1031–1056)  sayılmaktadır. Devletin merkezi ise Balasagun’dur.
Sayfa 128
Sayfa 129
Sayfa 130
Sayfa 133
Sayfa 136
Sayfa 138
 ____________________________________________________________
 Süleyman Arslan, ülkesini adaletli ve hoşgörülü bir şekilde yönetmiştir. Ülkesinde Müslüman Türklerin yanı sıra gayri Müslim Türklerin de  yaşamasına izin vermiştir. Hoşgörülü bu yaklaşım sayesinde pek çok Türk, Müslüman olmuştur. Süleyman Arslan Han, kardeşi Muhammed’le yaptığı taht mücadelesini kaybetti. Muhammed savaşta yendiği kardeşini esir edip hapsettirdikten sonra büyük kağanlığını ilan etmiştir. Fakat onun da iktidarı fazla uzun ömürlü olmamış, onbeş ay sonra yerini büyük oğlu Hasan’a bırakmak zorunda kalmıştır (1057).

Muhammed’in ikinci karısı, oğlu İbrahim’in tahta çıkabilmesi için kocası da dâhil olmak üzere birçok aile ferdini ortadan kaldırarak, oğlu  İbrahim’i tahta çıkarmayı başarmıştır. Batı  Karahanlılar da  bu   çekişmeden yararlanarak  Fergana’yı   ele geçirmişlerdir. Daha sonra Doğu Karahanlılar kaybettikleri toprakları geri almak için harekete geçmişlerdir. Sonunda iki taraf arasında Seyhun Nehri sınır olmak üzere bir antlaşma yapılmıştır. Ayrıca Fergana, tekrar Doğu Karahanlılara geri verilmiştir.

Doğu Karahanlı hükümdarlarından birisi de, 1070 yıllarında tahta çıkan Ebu Ali Hasan  idi. Ebu Ali Hasan özellikle ilme ve âlimlere büyük önem vermiştir. Örneğin büyük Türk eseri Kutadgu Bilig ona ithaf edilerek yazılmıştır. Melikşah döneminde güçlenen Selçuklu Devleti,  Doğu  Karahanlıları hâkimiyeti altına almıştır. Ebu Ali Hasan Melikşah’ın hâkimiyetini tanıyarak ona tabi olmuştur (1089).

Ebu Ali Hasan’dan sonra yerine oğlu Ahmet  geçti. Ahmet, devletin doğusundan gelen büyük Karahitay saldırısını bertaraf etmeyi başardı. Bu zaferle hem Karahanlılar hem de Selçuklular büyük bir tehlikeden kurtulmuş oldular.

1141 yılında tekrar ortaya çıkan Karahitay tehlikesi bu sefer püskürtülememiştir. Bu dönemde devletin başında II. İbrahim Han bulunuyordu. İbrahim Han içte çıkan bir isyanı bastırmak için  Karahitaylardan yardım istedi. Karahitaylar da bunun üzerine başkent Balasagun’a girdi.

Doğu Karahanlı hükümdarı ayaklanan Karluklara karşı Selçuklulardan, Karluklar da Karahitaylardan yardım isteyince, Selçuklularla Karahitaylar karşı karşıya gelmiş oldular. Selçuklularla Karahitaylar arasında 1141  yılında yapılan Katvan  Savaşı’nı Selçuklu Sultanı Sancar  (Sencer) kaybetmiştir. Doğu Karahanlılar Devleti’ni, Katvan yenilgisi sonrasında  egemenlikleri altına alan Karahitaylar, bu devlete 1211 yılında tamamen son vermişlerdir.

Sevgi yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabı sayfa 121, 122, 124, 125 ve 126 cevapları


Sevgi yayınları 8.sınıf din kültürü ve ahlak bilgisi ders kitabı sayfa 121, 122, 124, 125 ve 126 cevapları öğrencilerin yaptıkları ödevlerini kontrol etmeleri için verilmiştir. Aksi bir durum ile cevaplardan faydalanmak isteyen öğrencilerin sorumlulukları kendilerine aittir. 
 Ekstra Bilgi:
 İİDOĞULLARI (935–969)
Devletin Kuruluşu ve Gelişmesi
Mısır, 905 yılında Tolunoğulları Devleti’nin yıkılmasından, İhşidoğulları Devleti’nin 935 yılındaki kuruluşuna kadar geçen dönemde valiler tarafından yönetilmiştir. Mısır’ı yöneten valiler Bağdattan doğrudan atanmışlar ve Abbasilere bağlı kalmışlardır.
Sayfa 121
Sayfa 122
Sayfa 124
Sayfa 125
Sayfa 126
 ____________________________________________________________
İhşidoğulları Mısır’da kurulan ikinci Türk-İslam devletidir. İhşidlerin  atası Cuff adında Fergana’lı bir Türk idi. Cuff, Halife  Mutasım  (833–842)  zamanında İslam Devleti’nin  hizmetine  giren  Türklerdendi.  Samarra’da  yetişen Cuff,  kabiliyeti  ve faaliyetleri ile kısa zamanda hızla yükselmiş ve çeşitli rütbeler almıştı. 861 yılında ölen Cuff’un oğullarından Toğ (Tugaç) Mısır’a giderek önce Tolunoğulları Devleti’nde, bu devletin yıkılması ile de Abbasilerin hizmetinde bulunmuştur. Valilik görevlerine de getirilen Toğaç’ın, Muhammed adlı oğlu, ileri de İhşidoğullarının kurucusu olacaktır.

Muhammed bin Toğ (Tuğaç ) Bağdatta doğdu. Babası Togaç, Tolunoğullarının hizmetinde görev alarak valilik yapmış biri idi. Bu bakımdan Muhammed, devlet idaresi içinde büyümüş, Tolunoğullarının yıkılmasından sonra da Abbasi devletinde çalışmıştı. Bazen Mısır’da bazen Suriye’de görevlerde bulunan Muhammed, Abbasi Devleti’nde yavaş yavaş yükselerek Suriye valiliğine getirilmiştir.  Bağdattaki Abbasi hükümeti, Mısır’da kuvvetli  ve  kendine  güvenen  bir  devletin  bulunmasını istemiştir. Çünkü Mısır’da kurulacak olan güçlü bir devlet, hem batıdan Fatımilerin ilerlemesine karşı bir engel olabilecek, hemde Suriye’de yeni yeni ortaya çıkan Bedevî hanedanlar üzerinde de  kontrol oluşturulabilecekti. Bu durumdan yararlanmasını bilen  Muhammed bin Togaç, Suriye valiliğine ilave olarak Mısır valisi olarak ta görevlendirildi (935). Nitekim ordusu ve donanması sayesinde, kuracağı devletin merkezi olacak olan Fustat’a  935 yılında girdi. Böylece İhşidoğulları Devleti’nin temelini atmış oldu.
Muhammed bin Togaç, Tolunoğulları hükümdarı Ahmet bin Tolun gibi ilk zamanlarda güçlü ve tecrübeli bir maliyeci olan Ebu Bekir Muhammed ile mücadele etmek zorunda kalmıştır. Ancak Muhammed bin Toğaç, Ebu Bekir Muhammed’in muhalefetini etkisiz hale getirerek, kabiliyetli ve etkili bir yardımcı olarak kendi hizmetine almıştır. Halife Râzi (934–940) Muhammed’e, hil’at ve menşur göndermiş ve önemli bir unvan olan
İhşid  unvanını da  vermiştir (939).  Fergana’deki  Türk  hükümdarlarına  verilen  bu unvanın manası, kaynaklara  göre  Melik’ül  Mûlük  (Meliklerin  Meliki)  demektir. Unvanın verilmesinden sonra Muhammed’in adı bu unvanla, yani İhşid Muhammed olarak anılmaya başlanmış, aynı zamanda bu unvan devletin ismi olmuştur.

Hil’at: Hükümdarın taltif etmek istediği bir kimseye verdiği kıymetli elbise, Hil’at elbiseden başka memuriyetin önemine göre külah, kemer, kılıç, at, bayrak ve para gibi şeyler de olabilirdi.

Menşur: Vezirlik, müşavirlik, kazaskerlik, valilik gibi yüksek görevlere atananlar için çıkarılan hükümdar buyruğu
20
Mısır’da idareyi  ele  alan  İhşid Muhammed,  burada  çok  nüfuzlu  bir  aile  olan Mazeraîlerle mücadele etti ve onların nüfuzunu kırmayı başardı. Mallarına el koydu. Böylece mali durumunu düzelten Muhammed, Suriye’ye de hâkim oldu.
İhşid Muhammed bin Toğaç, Bağdatta halifelikten sonra en yüksek rütbeye sahip olan  Muhammed bin  Raik  ile  nüfuz  mücadelesine  girdi.  Bu  mücadele  özellikle Suriye’ye hâkim olma  mücadelesi idi. Bu mücadele de Suriye’nin bir kısmını elde etmeyi  başaran Muhammed  bin  Raik’in,  çok  geçmeden  942  yılında  Hamdanîler tarafından öldürülmesiyle İhşid Muhammed bin Togaç  rahat bir nefes almıştır. 943 yılında İhşid Muhammed Suriye’nin tamamına tekrar hakim olmuştur. Bundan sonra kendine güveni artan İhşid Muhammed oğlu Ebu’l Kasım Unuçûr’u  veliaht ilan etti. Bu  kararını bütün komutanlarına da kabul ettirdi.   Abbasi halifesine  rağmen böyle davranması,  onun  dolaylı  olarak  bağımsızlığını   ilan   etmesi  anlamına  geliyordu. Halifelik  ise  bu  duruma  müdahale  etmemiş veya  edememiştir. Daha  sonraları iyi ilişkiler kurduğu Abbasi halifeliği, onun Mısır hâkimiyetini ve oğlunun veliahtlığını da tanımıştır. İhşid Muhammed, 940 yılından itibaren kendi adına para bastırmıştır. Paraya kendi adından önce bağlı olduğu halifenin adını yazdırmayı da ihmal etmemiştir.

İhşid Muhammed  bin  Toğaç,  hayatının  son  yıllarında   El-Cezir (Suriye’nin kuzeyi)’de  ortaya  çıkan  yeni  siyasi  bi ç  olan  Hamdanîlerle  mücadele  etti. Hamdanîlerden Seyf ed-Devle ile mücadele eden İhşid Muhammed, Halep’de yaptığı savaşı kazandı. Daha sonra iki taraf arasında 945 yılında barış yapıldı. Yapılan barışa göre Seyf ed –Devle, Suriye’nin kuzey taraşarını muhafazası altına almayı ve ayrıca yıllık bir tahsisat  (ödenek) elde edebilme hakkını elde etmiştir. Buna karşılık İhşid Muhammed  de  Suriye’deki  haklarını korumayı başarmıştır.  İhşid  Muhammed,  bu barıştan sonra fiam’a (Dımaşk) dönmüş ve orada hastalanarak ölmüştür (946).

İhşidoğulları Devleti’nin Yıkılışı
İhşid Muhammed’in ölümünden sonra, tahta geçmesi için veliaht ilan ettiği oğlu Ebu’l Kasım Unuçûr  hükümdar oldu. Ebu’l Kasım Unuçûr, iktidara çıktığında henüz 15 yaşında idi.  İhşid Muhammed ölümünden biraz önce çocukları için saltanat naibi olarak  Nubyalı kölesi Kâfur’u  tayin etmişti. Çocukların küçük ve  tecrübesiz oluşu nedeniyle devletin her türlü sorumluluğunu ve işlerini Kâfur üstlenmişti. Kâfur, Ebu’l Kasım Unuçûr  adına,  sadakat  ve  doğrulukla  ülkesini  idare  etmiştir. Bir  ara  bazı tahrikçiler yüzünden Unuçûr ile Kâfur’un arası açılmışsa da  hükümdarın annesinin aracılığı ile gerginlik giderilmiştir.  Unuçûr’un  961 yılında ölümünden sonra yerine kardeşi Ebu’l Hasan Ali geçti. Ali zamanında da devlet yönetimi Kâfur’un elinde idi. Fakat bu dönemde Mısır’da işler iyi gitmemiş, devlet içeride ve dışarıda karışıklıklarla uğraşmak zorunda  kalmıştır. Batıdan  Fatımîler,  güneyden  Nubyalılar,  Suriye’den Bizanslılar ve  Karmatîler İhşid Devleti’nin topraklarına saldırıya geçmişlerdi.  Ebu’l Hasan Ali’nin saltanatının sonlarına doğru, Kâfur’un devlet yönetimini ele geçirmesi, işleri daha da kötüye götürmüştür.

Ebu’l Hasan Ali 966 yılında ölünce Kâfur kendisini Mısır’ın tek hâkimi olarak ilan etti.  Bu  durum Abbasilerce  de  uygun  görüldü.  Fakat  Kâfur’un  hükümdarlığı 968 yılındaki ölümü nedeniyle fazla uzun süreli olamamıştır. Kâfur, naipliği dahil kısa süreli hükümdarlığı döneminde Kuzey Afrika kıyıları boyunca ilerleyen Fatımî yayılmasını durdurmuş, Suriye’yi de Hamdanîlere karşı başarı ile savunmuştur.

Kâfur’un ölümü sonrasında Ebu’l Hasan Ali’nin oğlu Ahmet başa geçtiyse de onun zamanında Mısır’da karışıklıklar  çıkmıştır. Sonunda  Fatımîler, Mısır’ı ve Suriye’yi işgal ederek İhşidoğullarına son vermişlerdir (969).

İhşidoğullarının  da Tolunoğulları gibi Mısır’da siyasi hâkimiyetleri  uzun süreli olmamıştır. Bunun nedeni, yabancı bir ülkede sadece askerî güce dayalı olarak devlet kurmuş olmaları ve egemenliği altında olan halkın çoğunluğunun da Arap olmasıdır. Fakat İhşidoğulları Mısır’da ve çevresinde İslam Devleti’nin savunuculuğunu yapmaya çalışmışlardır.
Sponsorlu Bağlantılar 2
banner